Eylül 1979 · s. 17 · 2 dakikalık okuma
Yeniden Doğuş
Kutbeddin Gülen · Din Ve Ahlâk

Asrımızda, beşeriyet tarafından takdir ve tazimle anılması gereken bir dönemi yaşıyoruz. Uzun bir ızdırap devresinden sonra yeniden saadete kavuşan ve asırlarca süren keşmekeş ve perişaniyetimizden sonra, yeniden çehrelerimize tebessüm gelmeye başladı.
Evet, yıkık dökük bir maziden bugüne geldik. Batının zalimlerinin Asya’nın münafıklarının, iç ve dış tahribatından, tehacüm ve tasallutundan sonra, upuzun (üç asırlık) kış ve karanlığı andıran bir maziden, bugüne geldik. Bize bugünleri lütfeden, Rahmeti bol, ihsanı sonsuz Rabbimize sonsuz minnet ve şükran olsun.
Enkazı en bayağı mahlûkları dahi barındıramayan bir mekân ve zamana şahit olduk. Evet, fecrinde doğru bir horozun ötmediği, zemininde ümit verici bir filizin çıkmadığı, yaprağında bir şebnemin veya reşhanın belirmediği, semasında ciddi bir şimşeğin çakmadığı bir maziden geliyoruz.
Zilim ve münafıkların iç ve dış tuğyanlarından, örselemelerinden gündüzler lemh-i basar, geceler şeb-i yelda ve mukaddesatımız adına her şeyimiz de hak ile yeksin idi. Ama artık şu andaki Âlem-i İslam’ın Filipinler’den, Suriye’den ve Afganistan’dan doğrunun yolunda göğsünü gerip, secde eden,
“Top patlasın atışları etrafa saçılsın,
Cennet kapısı can veren ihvana açılsın,
Dünyada ne bulduk ki, ölümden de kaçılsın.”
diyen, içi dışı kadar, dışı içi kadar duru, alnı pik insanlarımızdan, şu anda Avrupa’nın içlerine kadar giden ve mücahit bir ruh ile çadırlarında Kainatın Efendisinin aşkının ve şevkinin neşvesini göğsünde taşıyan amelelere kadar, topyekun hendesi buutlar içerisinde İslim cemaati, büyük günü idrak etme havasında ve idrak etmenin arifesindedir. Zira kupkuru semi ümit verici bulutlarla dolmuştur. Zemin düşecek her damlaya karşı sinesini şak şak edip yarılmaya hazırdır. Karın sancıları gün be gün ciddileşiyor. Doğacak çocuğun sesini yakın bir gelecekte duyacağız. Binbir filiz zeminin ciddi karın sancıları içinde “Bismillah” deyip, başlarını dışarı çıkaracakları anı bekliyorlar.
Evet, şu şeamet ve şeb-i yeldadan sonra, her şeyin bir hamlede oluvereceğine inandığımız bu güne geldik. Topyekûn İslim cemaati, hususiyle Anadolu’muzun milleti gedalık edişi içinde, sultanın kapısında ciddi bir bekleyiş içindedir.
Asrın adamı, kollarını makas gibi açarak “Bu sokak çıkmaz sokak!” ikazı ile Allah’a giden yolları göstermiş ve bir gençlik yetiştirmiştir. Bu gençlik ne istiyor acaba? Memleketin sulh ve sükûnundan Mevlalarının rıza ve likasından başka hiç birşey.
Evet, bunlar M. İkbal’in ifadeleri içinde üç asırdan beri Mukaddes Ruh’u gibi tertemiz, yeşil kubbenin altında ney haline gelmiş inim inim inleyen Hz. Muhammed’in (sa) kemiklerinin inlemesini dindirmek istiyorlar.
Büyük bayramın arifesindeyiz. Bütün zilim ve münafıklar her yerde herşeyleriyle iflas etmiş durumdalar. Son çırpıntılarını veriyorlar. Sular, son olarak bulanıyor. Bunun verasında durulaşma görülecek, inşallah. Müjdeler olsun gariplere. Ve bu büyük kavgada göğüslerinde silahları söndüren “Muhabbet fedailerine,”
Kutbeddin GÜLEN