Sızıntı Arşivi

Mart 1979 · s. 16 · 2 dakikalık okuma

Yeis

Muvaffak Ayvaz · Dr. Müh. · İnceleme

“Yeis öyle bataktır ki düşersen boğulursun,

Azmine sarıl sımsıkı, bak ne olursun.”

M. A.

Yeis, fertleri ve binnetice onlardan meydana gelen cemiyeti sukutun karına düşürüp terakkilerine mani olan baş düşman ve çalışma gücünü, faaliyet zevkini kaybedenlerde görülen marazi bir ruh haletidir.

Fertlerde vurdumduymazlık, duygulanmama ve adeta nebati hayat tarzında bir hareketsizlik, yeisle beraber misafir gelen hallerdendir. Plansız yaşama, esbaba riayetsizlik, eşyanın yaratılışındaki tertibe uymama gibi haller, neticede yeisi ve arkasında hüsranı getirir. Fert, cemiyet, millet olarak kemale gidiş önce bu hastalıktan şifa bulmakla mümkün olabilecektir.

Fikren terakki etmemiş avam ve esasında ihraz etmemeleri gereken makamları işgal eden havas arasında çokça istimal edilen bir söz vardır: «Biz adam olmayız». Bu aslında şeytanın bir hilesidir; amale muvaffak olamayanların kendilerince teselli bulmaları için üflediği bir vesvesesidir. Hem bir aldatmaca manasına inilmeden söylenmiş sathi bir söz, geçici olarak üzüntüyü terk ettirici fakat aslında onu meydana getiren kaynağa indirmeyen, kökünü kesmeyen bir avuntu ve iptali hisse sevk edici bir kuruntudur.

Bir yere nasıl düşülmüşse yine ayni yoldan çıkılacaktır. Bir hastalığın tedavisi, önce onu meydana getiren esbabın ortadan kaldırılmasına mütevakkıftır.

Tedenni çukurundan çıkmamız için hangi gayretler sarf edilmiş ve ne neticeler alınmıştır? Bu çalışmalar hakikaten kurtarıcı hüviyette midir? Asırlardır dış ve iç düşmanların marifetiyle yoz, kaba, hissiz, hoyrat, duygusuz, yobaz bir adam tipi meydana getirme yolunda çok şeyler yapıldı. Taşlar kaideden teker teker söküldü. Neticede kof bir bira kaldı. Ne yıkılmakta, ne de yapılmakta, kof bir bina...

Yeis, irademizi de, hürriyetimizi de yok etmiştir. Her ne kadar kendimizi hür zannetsek de, bütün maddi ve devam ettirici unsurlardan hali bir hürriyet, manevi esareti, şeytanın prangası altında, onun emrettiği gibi uyuşuk, miskin, halsiz oluşu netice verdi. Hâlbuki hürriyet onu kullananla beraber mevcuttur. Akıl ve irade ile birlikte varlığı düşünülebilir. Deli ve hayvan hür değildir. Hürriyet perdesi altında, esaret zincirleri, yavaş yavaş ayaklara takıldı. Fertler, nereye çekersen oraya gider bir hale getirildi. Öyle ki “Nereye bu gidiş?” sualini soran kalmışsa, bu kalabalıktan alacağı cevap “Biz adam olmayız” olacaktır.

Hâlbuki mualeceye tasaddi edilmemiş, doktor doktor dolaşılmamış, hastalığın ne olduğu dahi araştırılmamıştır. Dönüş, gidilen yoldan dönmekle olacağı halde, aynı yola ısrarla devam edilmiş ve gittikçe dert artmış durmuştur.

Esasen Cenab-ı Hakkın Hâkim ismine iman yoktur. Esbaba riayet lazımdır. Şartı evvel odur. Şafağımız meyusların gösterdikleri kadar karanlık değildir. O fecrin horozları ötmeye ve ilk pırıltıları görünmeye başlamıştır. Olmak, olgunlaşmak için zamana ihtiyaç vardır. Allah Adildir. Kimseye zulmetmez. Biz kendimize zulmettik, hasarete düştük. Kurtuluş «La Takn’atü» kılıcıyla yeisi öldürüp, saye şevki arttırmak, tevekkülle sabahı beklemektedir.

Dr. Muvaffak AYVAZ