Sızıntı Arşivi

Ocak 1991 · s. 558 · 2 dakikalık okuma

Yazsız Seneler

Nevzat Bayhan · Jeo. Yük. Müh · Jeoloji

Kâinat bir sergi, in­sanlar da sergiyi ge­zen misafirlerdir. Bu mi­safirler ancak imkânları ve kabiliyetleri nisbetinde görebildikleri kadar bilgi sahibi olurlar. Kâi­nat sergi sarayında nazar­lara verilen her yeni eser, insanoğlunu meşgul ede­rek yeni yeni çalışma ve araştırmalar yapmasına vesile olmuştur. Yapılan çalışmalar eser sahibinin bir şeyden ne kadar çok muntazam şaheserler or­taya koyup onunla birçok gayeyi gerçekleştirdiğini ortaya koymuştur. Baş­langıçta faydasız, hatta zararlı görülen birçok ta­biat hâdisesi, aslında bin­lerce gâyeye dayelik yap­maktadır.

İşte bunlardan birisi de ortalığı kasıp kavuran ısısı, kulak zarlarını yır­tan gürültüsü ve etrafı si­se, dumana, toza boğan püskürmesiyle volkanlar­dır. Acaba Yaratıcı bütün bu menfiliklerle insanla­ra sadece ibret olsun diye mi volkanları var etmiş­tir? Yoksa daha bileme­diğimiz vazifeleri de var mıdır?

Derinlerdeki değerli maden ve mineralleri yeryüzüne çıkarmak, li­tosferde basıncı azaltmak gibi faydalarının yanısıra püskürme sonrası oluşan bu kızgın lav ve yakıcı, kavurucu ısının serinliğe sebep olduğunu söyler­sek ne dersiniz?

Konu üzerinde Washington Üniversitesi'nden meşhur Atmosfer Bilimciler, bu mevzuda uzun ve detaylı araştır­malar yaptılar. Bunlardan Clifford Mas ve David Portman 1883'te faaliyet gösteren Karakatou yanardağı ile başlayarak 1982'de Elchichon vol­kanı ile bitirdikleri yoğun çalışmalarında volkan püskürmesi öncesi ve sonrasında atmosferde global analizler yaparak ısı değişmelerini incele­diler. Deniz dibi volkanizması neticesi suyun ısındığını ve daha yu­karıdaki serin ha­vaile sirkülasyona gir­diğini, dolayısıyla serin bir hava do­laşımının oluştuğunu ispatlayan El-Nino volkanı gibi deliller bulur­lar.

Araştırmacı­lar Karakatou ve Elchichon gibi büyük miktarda toz ve gaz (özel­likle sülfürik asit) püsküren volkan­ların ise stratosfe­ri bir küre şeklin­de kuşatarak ge­len güneş ışığını belli bîr miktarda perde­lediklerini ve neticede dünya ikliminde ısı dere­cesini üşütecek bir nokta­ya kadar düşürebilecekle­rini ileri sürmektedirler. Buna misâl olarak da yö­rede “yazsız sene” olarak bilinen 1816 yılında, Ka­nada ve İngiltere'nin bir kısmında, haziran ayında kar yağışı tipi derecesine erişirken, ağustos ayında da hâlâ don hadiselerinin hüküm sürdüğünü, sebebinin ise Endonezya'da 1815 yılında müthiş bir şekilde püsküren Tambora yanardağını gösterir­ler.

Bu tür hâdiselerin tekrarlanabilir olduğunu da belirten araştırmacılar çoğu zaman bunların ma­halli kalacağını bütün dünyayı etkilemeyeceğini ileri süren başka araş­tırmacılar ile ihtilaf ha­lindedirler.

Muhalifler, bu çalış­maların yeterli olamaya­cağını, her püskürmenin aşikâr bir şekilde ısı de­ğişmelerine sebep olama­yacağını da ileri sürerler.

Fakat Karakatau ve Elchichon yanardağları­nın püskürmesinden son­ra o yarımkürede iklimin değiştiği ve sıcaklığın düştüğü de bir gerçekti..

Nasa'nın Uzay Araştır­maları yapan Goddard Enstitüsü'nden bir jeolog olan Michael Rampino ise bir volkanın dünyanın bütününde oldukça fazla bir serinlik oluşturmaya­cağını, ancak hava devri daim sistemlerini altüst edebileceğini ve mevzi kalan serin kuşakları ge­nişletebileceğim savunur. “Bu kü­çük sıcaklık de­ğişiminin ilkba­harda yani İngil­tere ve Doğu Kanada'ya uğra­dığında karın eri­mesini oldukça geciktirdiğini, güneş ışığı olma­sına rağmen bu karın uzun za­man yeryüzünde kalmaya devam ettiğini” misal olarak verir ve ekler; “Eğer infi­laklar hızla de­vam ederse daha çok seneyi yaz­sız geçireceğiz demektir”. Dünyanın gi­derek ısınmasına karşı, Yaratıcı, volkanları alter­natif olarak vazifelendir­miş olamaz mı?

Öyle veya böyle, ça­lışmalar da gösteriyor ki, Yüce Yaratıcı isterse ateşle serinliği, buzla sı­caklığı her an her yerde getirecek kudrettedir. Bu sebepleri ise kudretine perde olarak yaratmıştır.

Kaynak:Discover Mayıs, 1990,Hot Air.s.32