Sızıntı Arşivi

Ekim 1995 · s. 399 · 4 dakikalık okuma

Yardımlaşma Kuşağında Mantarlar

Halis Toprak · Biyoloji

KÜÇÜK ÇEVRECİ DOSTLAR

Bugüne kadar yaklaşık 120.900 mantar çeşidi keşfedilmiş ve her yıl bin kadar yeni çeşitleri de keşfedilmeye devam etmektedir. Mantarlar yeryüzünde en yaygın organizma topluluklarından biri olup, “mantar gibi biter” sözünün doğmasına vesile olmuştur.

Bitkiler gibi kök, gövde ve yaprak şeklinde kısımlara sahip olmayan; klorofilsiz oldukları için gerekli karbonu ortamlarındaki hazır organik (canlı veya ölü) maddelerden temin eden mantarlar ayrı bir âlem olarak kabul edilirler.

Bunlar öyle âhenkli bir topluluktur ki, umumiyetle görüş sahamıza giremeyen nice mantar türleri birçok canlının hayatında ve ekolojik dengede önemli roller üstlenmektedir. Evet, tabiat ve dolayısıyla insanın hizmetinde olan bu mantarların en önemli faydalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

—Çöpleri ortadan kaldırarak, dünyanın gerçekten yaşanır hale gelmesini sağlarlar.

—Toprağın verimliliğini artırırlar. Bir başka deyişle ölmüş bitkileri, hayvan cesetlerini işleyerek, toprağa gıda olacak hale getirirler. Neticede bunların bulundukları yerler mineral maddeleriyle zengin, humuslu bir toprak haline gelir.

—Bazı türleri vitamin, enzim, antibiyotik ve diğer önemli ilaç ürünlerinin üretiminde kullanılırlar.

ORMANLARIN GÜLÜ

Tabiatın her köşesinde vazifeli olarak yaratılan bütün mantarlar, çok özel dokulardan meydana gelmektedir. Yumuşak bir yapıya sahip olup, uygun şartları bulduklarında (bilhassa nemli ve yağmurlu havalarda) küme küme boy göstermeye başlarlar. Bol yağmurlu günlerde onları topraktan fışkırıp, filizlenmiş olduklarını görürsünüz.

Büyüyüp gelişmeleri de o denli hızlı olmaktadır. Mesela bir saat içerisinde 10- 15 cm büyüyebilmektedirler.

Peki, nasıl bu kadar hızlı çoğalabiliyorlar dersiniz? Evet, bitkilerdeki tohum mesabesinde olan sporlar, rüzgâr gibi cansız, böcekler gibi biyolojik vasıtalarla daha geniş alanlara yayılarak çoğalımı hızlandırmaktadırlar. En basitinden sadece bir tek kurt mantarı 1,8 milyar spor üretebilmektedir. Mantar sporlarının öyle çok ağırlıkları da yoktur. 20 milyar spor sadece 1 gram gelmektedir. Ve bunlar o kadar hızlı hareket ederler ki, 20 saniye ila 1 dakika içerisinde toprağın altına girmeyi başarırlar.

Bir diğer önemli husus ise şudur: Mantarlar, sadece etraflarındaki organizmalarla veya maddelerle beslenmekle kalmazlar, ayrıca çevreye, tabiata ve birlikte yaşadıkları canlılara fayda ve yardımları dokunur. Salgıladıkları enzimlerle, ağacın temel taşını oluşturan lignin selüloz ve hayvanlardaki kitin, kuştüyü ve keratin gibi maddeleri çürütürler. Bu da güzel bir alış veriş ve ortaklık örneğidir görebilenler için.

Mantarların bir kısmı asalak yaşamayı tercih etseler de, pek çoğu üzerinde yaşadıkları canlılarla işbirliği ve yardımlaşmaya girerler; kısacası, birlik ve beraberlik dengesini tesis ederler.

Dakar’daki ziraî araştırma laboratuarı ile Fransa’nın Dijon kentindeki milli ziraî araştırma merkezi ve Angers Üniversitesi botanik laboratuarı arasında yapılan ortak çalışmalar zirai bahçe ve orman bitkilerinin birçoğunda bir simbiyoz hayat (ortak hayat) şeklini ortaya çıkarmıştır. “Mycorhiza” denilen bu mantarlar, bitki kökleri ile işbirliği sonucu ortaya çıkar. Akasyalarda bu ortak hayat, toprağın üst zemininden derin su tabakalarına kadar uzanır. Mycorhiza mantarları fotosentez yapmadıklarından, biyolojik devirlerini tamamlayabilmek için bitkinin içindeki şekeri kullanırlar. Buna karşılık mantarlar su üretirler ve bitkiye mineral maddeleri verirler. Mantarın gelişimi böylelikle kökün hem dışında hem de içinde gerçekleşir.

Mantarlar ile ağaçlar arasındaki yakın işbirliği de, en güzel birlik-beraberlik numunesidir. Mantarlar ‘miselyum’ denilen uzun, ince ve kılcal yapılarıyla temin ettikleri su ve besleyici mineral maddeleri, ağacın köküne aktararak büyümesine yardımcı olurlar. Buna karşılık buradan şeker, B vitamini ve başka değerli maddeler alırlar. Su, şeker ve besleyici madde alış verişini kolaylaştırmak için mantar miselleri ile ağacın kılcal kökleri birbirleriyle uç uca tam bir bağlantı kurar, kenetlenirler. Orkidelerdeki kök mantarlarında görülen birlik-beraberlik de buna en güzel misaldir.

Maya mantarları şekeri çok sever. Şeker moleküllerini parçaladıklarında ise alkol ve karbondioksit açığa çıkar. Bazı hayvanlar ise bunların daimi müşterileridir, yani bu mantarları yemeğe bayılırlar.

Avusturya Voest-Alpine araştırma laboratuarında yapılan araştırmalarda bilhassa Trichoderm olarak bilinen mantarların eski, kullanılmayan kâğıtları; saman, ağaç kabuğu ve odun yiyerek, bunları şekere çevirdikleri ve bu şekilde de etanol, butanol, esaton, limon asidi, C vitamini ve diğer önemli maddelerin açığa çıktığı tespit edilmiştir. Hatta Marsilya’da araştırıcılar bazı maya mantarlarının petrolü parçalayıp, ayrıştırarak protein ürettiğini keşfettiler. Bugüne kadar tespit edilebilen 100 mantar türünün, ziraat mahsullerine, bitki ve çiçeklere zarar veren böcekleri yok etmekle ve bitki koruyuculuğuyla vazifeli oldukları da hatırdan çıkarılmamalıdır. Karınca ile bir mantar türü arasındaki böyle bir yardımlaşma gerçekten enteresandır. Bir yandan karınca besin değeri yüksek olan mantarlarla beslenirken, diğer yandan mantara gıda temininde bulunur. Bir yandan mantarı korurken, öbür yandan da itinalı ve muntazam bir şekilde mantarın gelişimi için uygun bir vasat hazırlar.

Bütün bunlardan sonra menfaati uğruna mantarların yok olmasına yol açarak, tabiatı tahrib ederek dengesini bozan insanoğlu, ekolojik dengesizlik içinde boğulacak da, zarar bataklığında yüzecek de yine kendisinin olacağını iyi bilmelidir.

KAYNAKLAR

- P. M. “Die winzigen, wahren Her-ren der Erde: die Pilze.”, 9/90.

- Geo, “Eroberer aus dem Unter-grund”, 11/89.

- Kosmos,”Pilze”, 7/86.