Nisan 1988 · s. 113 · 2 dakikalık okuma
Ümit Ve Devlet Kuşu

İnsan, ümitle yaşar ve varlığa erer. Toplum da ümitle dirilir ve gelişme seyrine girer. Ümit, insanın başarıya ve zafere ulaşmasında ön şarttır. Kısacası, ümit dünyasında mağlup olan insanın pratikte galibiyetinden bahsedilmesi mümkün değildir.
Ümit, mücerred bir mefhumdur ama inanan insanın inancı nispetinde müşahhas hale gelir. Diğer bir tabirle müşahhas ümit; insanın, “Ruhundaki iktidarı sezmesi” olan ümidin maveradan gelen mesajlar ve bu mesajlar içindeki müjdelerle kenetlenmesidir.
Ümidin bir de, kıyamet ifade eden söz, şiir veya bir mefhumla sembolize edilmesi vardır. Bu, ümidin tomurcuklaşması veya müşahhas ümidin nihai durumunun ifade tarzıdır. Aynı zamanda bunlarda öyle bir ince hakikat saklıdır ki;”Şu istikbal inkilabatı
İçinde en yüksek ve gür seda…” sözünde cümle, “Şimdi dinmiş olsa da ruhlar da heyecanlar…” beytinde mısra tamamlanmadan, “Devletkuşu” mefhumu da söylenirken, bir dava ve düşüncenin tahakkuk edeceğini anlayıverirsiniz.
İşte burada diyoruz ki, mitolojik mananın ötesinde bir mana ifade eden “Devletkusu”; ümidi istikbalde değil halde arayan ve bulan ümitli insanların omuzlarına konacak. Ümidin halde aranıp bulunması nasıl olur? diyecek olursanız Dertli şairin şu mısralarını sizlere terennüm edeceğim:
‘‘Zevk, şevk, neşe, dünyamızda her şey gülkırmızı,
Öyle mestleriz ki, bilmeyiz baharı yazı,
İnancın sihirli şarkısı dillerimizde
Mecnununkine denk aşk var gönüllerimizde.”
Devletkuşu “Ümitli olma” nın yanında aynı zamanda, —Söz Sultanının beyanı içinde “Her gürültüde paniğe kapılanın değil: sarsıntının en küçüğü ile yıkılıp gidenin değil, duygu ve düşünceleriyle oturaklaşmamış acemi ruhların değil”: kısaca, Bel’am Berrisa iradelilerin değil ‘”güçlü iradeli” olan insanların omuzlarına konacak.
Devletkuşu vazifesini hakkıyla ifa eden –Nebi’nin(s.a.v) beyanı ile –“Birinci Cahiliye” den insanlığı kurtarıp, insanlığı saadet asrına ulaştıran saadet asrı insanlarının omuzlarına konmadı mı? Daha sonra ise Abbasi’nin, Emevi’nin, Selçuki’nin, Osmanlı’nın omuzlarına konmadı mı? Elbette kondu… “Ümitli” ve “Güçlü iradeli” oldukları için. Ya Osmanlı’dan sonra?
Oryantalistlerin, temelde yanlış olan ve insanı ümitsizliğe sevk eden, “Yıkılan Medeniyetlerin bir daha kurulamayacağı” düşüncesini bir tarafa itip, “Allah (c.c) nurunu tamamlayacak”, müjdesiyle insanlığın “ikinci cahiliye” den kurtulacağını ümit ediyor ve diyoruz ki:
“Biz de at oynatırız dur hele meydan olsun.”
Sinan Zülfikar