Ekim 1991 · s. 414 · 5 dakikalık okuma
Uçmanın Ardındaki Sırlar

Bilim adamları yıllardır, uçakları gelişt
irip onların uçuş sırları üzerinde çalışıyorlar, ancak kuşlar yeryüzünün ilk uçucuları olarak, milyonlarca yıldır bu işi rahatlıkla gerçekleştirmektedir. Bu sebeple araştırıcılar kuşların nasıl uçtukları hususunda, hâlâ düşünerek, çalışmalar yapmakta ve neticede herkesi şaşırtan yeni gerçekleri ortaya çıkarmaktadırlar. Kuşların nasıl varlıklar olduğunu hepimiz biliriz. Bu canlılar umumi görüntü olarak iki kanat, bacaklar, kuyruk ve bir baştan oluşur. Fakat bir mühendise kuşun bu vücut yapısına benzer bir makine yapma görevi verilse, hiç tahmin edilemeyen zorluklar ortaya çıkar. Uçuş mühendisleri kemikler ve tüylerden oluşan bir malzemeyle biyolojik hususiyetlere sahip canlı ve uçan bir makina yapma imkanına sahip değildirler. Peki kuşları havada tutan onlara akrobatik hareketler yaptıran üstün vasıflar nereden gelmektedir. Bu sorulan yazımızda kısmen cevaplamaya çalışacağız. Her ne kadar kuşlar başımızın üzerinde, hızla süzülüp uçsalar da, sağlam ve gergin bir iskelete sahiptirler. Memeli hayvanlara nisbetle, omurgalarının sırt ve bel bölgesi pek hareketli olmayıp, vücut ekseninin, hareketini ön ve arka ayaklara aktaramayacak şekilde ve bükülemeyen bir yapıdadır. Bu yüzden kuşların havadaki hareketini sağlayan en önemli organ kanatları olmaktadır.
Yerden havalandıktan sonra, dakikalar hatta saatler boyunca, havada kalabilmek için çok güçlü bir kas yapısına ihtiyaçları vardır. Kanatlara uygun olarak kuşlarda birbirine sağlam şekilde bağlanması itici bir motor vazifesi görmektedir. Şayet gövde iskeleti bu şekilde bir yapıya sahip olmasaydı, kanat çırparken havada sağa sola yalpalar ve güçlü kanat hareketleri yapamazlardı. Kuşların iskeletlerindeki bu sağlamlığın yanında en mühim bir hususiyeti ise, kemiklerinin içinin boş, dolayısıyla da çok hafif olmalarıdır.
Küçük kuşlar, vücut hacimlerine nispeten büyük bir satha sahip olduklarından, havada sürtünme yüzünden engellemeye uğrarlar. Bu sebeple küçük kuşlar, itme gücüne erişebilmek için daha fazla kanat çırpmak mecburiyetindedirler. Zarif, küçük ve çok hareketli kanatları da bu iş için, ideal durumdadır. Meselâ, kızılkuyruk adı verilen bir kuş çok küçük bir vücut hacmine sahip olduğu halde, rüzgar esmese bile havada tek bir noktada 20 saniye kadar kalabilmektedir. Bu esnada kullandığı teknik, kanatlarını Öne doğru açarak 45 derecelik bir eğimle geriye doğru hareket ettirmesidir. Böylece kanatlarda yarıklar açılarak, havanın bu noktalardan girmesi sağlanır ve havanın direnci önemli ölçüde kırılmış olur. Küçük ani dönüşlerin yapılması gerektiği anlarda, kanadının birini öne doğru, diğerini
ise geriye doğru hareket ettirerek, kayıkta kürek çekerek dönüş yapmaya benzer şekildeki dinamik bir metodu kullanır. Bu hareketin yapılabilmesi için saniyede 24 kanat hareketi yapılmaktadır. Daha sonra hareketin zorluğundan dolayı kuş, belli bir süre dinlenmek zorunda kalır. Küçük kuşlara uçuş üstünlüğü sağlayan önemli hususiyetleri bunların, kanat çırpma sayısının çok fazla ve küçük bir vücuda rağmen çok güçlü bir kas yapısına sahip olmalarıdır.
Kuşlar âleminde hızlı hareket etme rekorunu ellerinde bulunduran Kolibrilerdir. Havanın mücevherleri olarak da adlandırılan bu canlıların kanatları bazı böceklerinkinden büyük değildir. Kolibrilerin vücut yapıları küçüldükçe uçuş hızları ve kabiliyetleri de buna paralel olarak artmaktadır. Bir motorlu pervaneyle yarış edebilecek Kolibri'nin kanatlan saniyede 80 defa hareket edebilmekte ve bu yüzden hareketleri görülmemektedir.
Kuşların en önemli hususiyetlerinden biri de onların değişik yapı ve renklerde tüylerden elbiselere sahip oluşlarıdır. Onları soğuktan ve havanın sürtünme tesirlerinden koruyan tüyler çok hârika işlenmiş dantela gibi narin ve sağlam yapılardır. Martılarda 6.000 tüy, ördeklerde 12.000 tüy, Kuğularda ise en az 23.000 tüy bulunduğu sanılmaktadır. Tüylerin şekil ve yapıları ise genellikle farklı biçimlere ayrılır. Kuşun karakteristik vücut şeklini meydana getiren tüyler farklı uzunluklara ve şekillere sahip olsalar da bütün- tüyler aerodinamik kanunlara tabidir. Yerçekiminin gücüne rağmen, kuşlar tüyleri sayesinde havada az bir güç harcayarak durabilmektedirler. Tüylerin ana ekseninden yan dallar, bunların üzerinden ise, daha küçük yan dallar ayrılmaktadır. Tüy sapından itibaren çok ince ve hassas bir şekilde dizilen bu yan tüyler (ışınlar) kanca gibi uzantılara sahip olduklarından, fermuar gibi, tüyü bir bütünlük içinde tutarlar. En şiddetli rüzgarda ve hava akımlarında bile bu muhteşem hususiyetleri sebebiyle kuş-tüyleri sağlamlıklarım korurlar. Aynı zamanda eğilebilir, kolay temizlenebilir, örtücü, sıcaklığı muhafaza edici, suyu geçirmeyen ve belli mevsimlere göre yenilenm
e kabiliyetinde olmaları onları kuşların vazgeçilmez ve kendine has yapıları durumuna getirir.
Yine kanatlara dönersek, bu ayrıntılı organ, kemik, ka
s, sinirler, bağ doku ve birçok tüyden oluşmaktadır. Kanadın dıştaki kısmında, az sayıda kemik bulunmakta olup, bu bölüm insanlardaki ellere benzer fonksiyonlar ifa etmektedir. Bu sebeple kuşlardaki bu kısma, "el bölgesi" denilmektedir. Üst kol ve alt kol kemiklerinden müteşekkil bölüm ise "kol bölgesi" olarak adlandırılır. Üst kolu gövdeye bağlayan yuvarlak başlı kemik, kuşun kanatlarının hızla hareket etmesini sağlar.
Kuş vücudundaki diğer bir hususiyet, kanatların başlangıç kısımlarının biraz kalınca son kısmında ise gittikçe düzleşmesidir. Uç kısımlar kanatta büyük hızla hareket ederek havayı bıçak gibi yardığından en az enerji ile en randımanlı iş yapılmış olur.
İnsanlar birkaç sınav hareketinden sonra yorgunluktan yığılıp kalırken, kuşlar vücutlarını yüz binlerce kanat çırpışıyla havada tutmaktadırlar. Bunun sebebi kuşların insanlardan daha fazla ve güçlü göğüs kaslarına sahip olmalarıdır. Yapılan hesaplamalar sonucunda Kolibri kuşunda kasların vücut hacminin üçte biri veya yarısını oluşturduğu görülmüştür. Aynı zamanda bu kasların memelilerden dört kat daha güçlü olduğu ortaya konulmuştur. Kuşlardaki göğüs kaslarının tek parça olmayıp büyük ve küçük parçalar olmak üzere iki bölümden oluşması çok daha fazla güç
elde edilmesini sağlamaktadır. Bu güçlü kaslar sayesinde uçuş bütün mükemmelliğiyle gerçekleşmektedir. Kuşların iskeletleri ve kaslarıyla uyum içinde olan diğer bir organları da akciğer ve solunum sistemlerinin yapısıdır. Çok fazla enerji kullanan göğüs kaslarına gerekli oksijeni sağlamak için kuşların akciğerlerine ayrıca büyük hava keseleri ilave edilmiştir. Bu hava keseleri diğer iç organlarının ve kemiklerin içine kadar uzanarak, hem ağırlığı azaltırlar hem de oksijen deposu olarak kullanılırlar. Kuşların akciğerlerinde alveol denilen hava keseleri olmayıp hava, kılcal borular içinde seyreder, böylece hava akciğerden hava keselerine hem dolarken, hem de boşalırken kılcal borulardan iki sefer geçmiş bu b
oruların çeperinden daha bol miktarda oksijen kana geçer. Bu hârika mekanizma sayesinde yükseklerdeki düşük oksijene rağmen kuşlar rahatça solunum yapabilirler.
Vücudunun bütün anatomik özelliklerinin uçmaya uygun şekilde yaratılmış olmasına rağmen kuşların birçoğu usta birer pilot veya mühendis gibi değişik uçma teknikleri de kullanırlar. İnsanoğlunun ancak fizik deneyleriyle tesbit edebildiği havanın farklı yoğunluktaki tabakaları arasındaki kaldırma kuvvetini ve hava akımlarını, kuşlar binlerce senedir kullanarak kendilerini çok fazla yormadan uzun süreli uçuşlar yapabilmektedirler. Leylekler, akbaba, ve kartal gibi yırtıcılar, albatroslar, fırtına kuşları ve birçok yağmur kuşları, bu şekilde havayı ustaca kullanan kuşlardan bazılarıdır. Kudret-i Sonsuzun sevk-i ilâhî ile programladığı kuşların uçuş tekniklerini daha doğmadan öğrenmiş olmaları, onların hiç acemilik yapmadan gökyüzünü şenlendirmelerine, bizlerin de İlâhî Beyan'ı tefekkürâne ve hayretle onların Sanatkârı'nı hatırlamamıza sebeb olurlar