Sızıntı Arşivi

Eylül 1986 · s. 288 · 3 dakikalık okuma

Temizlik Kuşağında Beslenme

Kamil Eminoğlu · Ekoloji

eyl86-9.jpg

İçinde bulunduğumuz kâinat ve üzerinde yaşadığımız dünya, daima işleyen bir büyük fabrika ve her vakit dolan boşalan bir han, bir misafirhane gibidir. Hâlbuki böyle işlek fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler artıklarla, enkazlarla, süprüntülerle çok kirlenir, bulaşık olur ve çürümüş, artık maddelerin yığılmasıyla içinde durulmayacak bir yer haline gelirler.

eyl86-10.jpg

Bir fabrika sahibi, fabrikasını; bir insan, hanesini temizlediği gibi, su kâinatın ve dünyanın Sahibi de çok çeşitli yollarla bu büyük sarayı küçük bir oda gibi temizletir, tanzim eder. Biz ise gözümüzün önünde olup biten bu temizleme faaliyetlerinin çok defa farkında bile olamayız.

Tanınmış tabiat bilginlerinden Armand de Ouatrefages (1810-1892) bir yazısında bize böyle bir hadiseyi anlatıyor. Böylece neden dışarıda hayvan ölülerine rastlamadığımızı anlıyoruz:

"Bir yaz günü bahçeye köstebek cesedi bırakıp uzaktan seyretmeye başladık. Yaklaşık çeyrek saat sonra siyah renkli, yuvarlak bazı böceklerin cesede yaklaştığını gördük. Bunlar ölüye karşı son vazifesini yapmaya gelen böceklerin ilk grubuydu.

Köstebeğin yanına gelen böcek grubu hemen köstebeğin karnı ile toprak arasına girerek, mümkün olduğu kadar çok yumurta bırakır, sonra cesedin üzerindeki sık tüylerin içine girerler, tüyleri demet demet koparırlar. Bu iş sırasında köstebeğin kıllarını yolmadıklarını bilhassa belirtmek isteriz. Onlar ustura gibi çeneleriyle kıllarını traş ederler.

Bu böcekler büyük bir gayretle çalışırlar. Çünkü zamanlarının dar olduğunu ve çok geçmeden kendi yerlerine başka vazifelilerin geleceğini bilirler. Onlar da programlandıkları şekilde köstebek cesedini dünyaya gelecek yavruları için yuva yapacaklardır.

Aradan birkaç saat geçince bir cm. boyunda ve yine aynı gruptan başka böcekler de köstebek ölüsünün başına üşüşürler. Evvelkiler bu yeni gelenleri görünce ayrılırlar. Yeni gelenler 3—5'li gruplara ayrılarak hemen hayvanı gömmeye hazırlanırlar. Çünkü cesedi gömmedikleri takdirde onu, üzerine konacak sineklerle paylaşmak zorunda kalacaklarını çok iyi bilirler.

Önce cesedi sanki boyunun ölçüsünü alacaklarmış gibi her yanından iyice incelerler. Sonra işlerine uygun gördükleri bir toprak parçasını kazmağa başlarlar. Kazdıkları yerdeki toprak fazla mı sert, veya taşlı mı çıktı; hemen köstebeğin altına girerek kazmak için daha müsait bir toprak buluncaya kadar birlikte götürürler. Nihayet bütün böcekler işe koyulur. Bir yandan başlarıyla köstebeği havada tutarken, bir yandan da ayaklarıyla yer kazmağa başlarlar. Çok geçmeden köstebeğin etrafında bir toprak birikintisi belirmeye başlar. Bu birikinti büyür.

Kazılan yer köstebeği içine alacak kadar olunca bütün böcekler bir olup, üstünü de toprakla örterler. Örttükleri toprak dümdüzdür. Bu işi başarmak için onlara onbir saat kâfidir. Hayvanı gömdükten sonra çalışmalarını asla gevşetmezler. Aksine daha da hızlı çalışmağa devam ederler. Çünkü on saat sonra köstebek onaltı cm, kırksekiz saat sonra da yarım metre derinliğe İndirilmiş olur.

İşte şimdi çalışkan işçilerin gayretlerinin meyvelerini toplamak zamanı gelmiştir. Büyük yorgunluk içinde toprağın üstüne çıkarlar. Sonra dişileri tekrar toprağa girerek, bu kadar emekle gömdükleri cesedin üzerine yumurtalarını bırakırlar. Hem nesillerini devam ettirmede hem de temizleme vazifelerini tamamlayan erkek ve dişi böcekler ölürler. Çünkü Yüce Yaratıcı kara böceklere de böceklerin çoğu gibi nesillerinin devamını sağlayacakları zamana kadar ömür vermiştir.

Bu karaböcekler ortadan kalkar kalkmaz, bu defa da temizlik işiyle vazifeli başka böcekler cesede hücum ederler. Gelen bu mezarcı parlak görünüşlü değil, aksine simsiyahtır ve tek başına çalışır. Sanki matem elbisesi giyinmiş olan bu simsiyah böcek cesedin yanında kalır ve onu yemeye başlar. Sonra o da yumurtalarını bırakır. Böylece yavrular çıktığında bol yiyeceğe kavuşma imkânı bulurlar.

Kâinatın temizliğinden, canlıların beslenmesine kadar herşey israfı önleyecek bir planla, çok hikmetleri netice verecek şekilde ahenk içinde ayarlanmaktadır.

Kamil Eminoğlu