Sızıntı Arşivi

Ağustos 1993 · s. 36 · 3 dakikalık okuma

Teknolojinin Bugünü

Sızıntı · Fen Ve Teknoloji Dünyasından

YAZ MEVSİMİNDE KAR İLE SERİNLEYİN

Sıcak mevsimlerde, bulunduğumuz yeri serinletmek için ödediğimiz enerji faturalarının bedeli öyle küçümsenecek kadar az değildir. ABD’de bir firmanın geliştirdiği karlama-serinletme metodu, ilgi çekici bir işlem ile bakterileri kullanarak çok büyük enerji tasarrufu sağlamakta. Öyle ki normal metodlarla, 380 kw (kilowat)’a karşılık bu metod ile sadece 25 kw’lik enerji tüketilmekte.

Sistemde ısı emici bakteriler kullanılarak (-3), (-4) °C’da sprey halde püskürtülen su, kar tanecikleri gibi küçük parçalar halinde buz havuzunun üzerindeki buz kütle üzerine düşer. Bu işlem sistemin işletme maliyetindeki ekonomikliği sağlayan en önemli adımdır. Gözümüzle görmeye muktedir olamadığımız küçüklükteki bakterilerin böyle büyük bir tasarruf sağlamaları, kâinatın her köşesine nüfuz etmiş ilmi hatırlatması yönüyle insanı gerçekten hayrete düşürüyor. Artık iş alt kısımda erimiş olan buzun meydana getirdiği soğuk suyun havuzdan, radyatör-vantilatör sistemine pompalanmasına kalmıştır. Bu arada bir bilgisayar, harici ortam sıcaklığını, suyun soğukluğunu ve suya karıştırılacak bakterili sıvının miktarını otomatik olarak algılayıp pompanın çalışması da dâhil olmak üzere gerekli kontrol işlemlerini yapmaktadır. Deneme maksadıyla yapılan ilk sistem New York Watertown Endüstri Parkı’nda 1991 Ekim’inden beri çalıştırılmaktadır. Şirketin geliştirme bölümü, sistemi yıl boyunca kullanacak yani aynı zamanda ısıtma maksatlı şekle getirme gayretlerindedir. Bunun da çok zaman almayacağı açıktır.

S. Rıza Sayın

İNSANSESİNİ TANIYAN SİSTEMLER

İnsan sesini tanıyan sistemlerin donanımı, sesi filtre eden dijital sinyal işlemcilerinden oluşuyor. Ses dalgalarını bilgisayarın analiz edebileceği “0” ve ‘1”lere çeviren bu donanımın “duyduklarını” “anlamasını” temin edecek yazılımları hazırlamak çok daha güç. Zira, hiçbir insanın sesi, başkasınınkiyle aynı değil. Kelimelerin telaffuz edilişi, duraklamalar ve vurgu da analizi etkileyebiliyor. İnsanların yaş, cinsiyet ve şiveleri de göz önünde tutulması gereken unsurlardan. Dahası kelimelerin nerede başlayıp nerede bitirdiklerini, konuşma dilindeki ”hımm”, ‘“eee” gibi duraklama ifadelerini tespit etmek büyük bir mesele. Bazı yeni yazılımlar bu güçlüklerin üstesinden gelme konusunda daha çok şey vadediyorlar. Eski programların yaptıkları gibi, bir sözlükte yer alan kelimelerle karşılaştırarak tahlil ettiği kelimeleri tanımaya çalışmak yerine, fonetik, gramer, hatta bağlamla ilgili kaideleri kullanıyorlar. Bu tip kaideler, çok kompleks algoritmaları kullanarak zaman kaybetmesine gerek bırakmadan yazılımın belli kalıpları ve anahtar kelimeleri tanımasına imkan sağlıyor.

VCR denilen uzaktan kumanda aletleri de artık sesle kullanılabilmekte. Bu aletlerin tuşlarına basmak yerine sesinizle cihazlarınıza kumanda etmek daha kolay ve zevkli bir iş gibi gözüküyor.

Kendi sesinize “alıştırdığınız” böyle bir sistem sayesinde mesela TV’nın 11. kanalındaki bir programı kaydetmek için şunları söylemeniz yeterli oluyor: “Kaydet, 1l Çarşamba, 21:00-21:30”.

Yazmaktan çok dikte ettirmekten hoşlanan insanlar da artık yorulmayan ve sıkılmayan bir sekretere sahip olabilirler. Hafızasında 100.000 kelimelik bir sözlük bulunan bu dikte programları, sahiplerinin seslerini tanıdıkça daha hızlı ve hatasız çalışmaktadır.

Lüks arabalarda bulunan selüler telefonlar da sesle kullanılabiliyor. 20 kadar farklı isme ait numaraların kodlanabildiği bu telefonlar yardımıyla aranılan şahsın ismini söylemek yeterli oluyor. Bazı telefon santrallerindeki bilgisayarlar da ödemeli aramaları düzenleyebiliyor. Aranmak istenen numara bilgisayar tarafından çevrilip karşıdakine ödemeli görüşmeyi kabul edip etmediği soruluyor. Bilgisayar “ödemeli”, “evet”, “hayır” gibi kelimeleri tanıyabiliyor. Hafta bazı sistemler yardımıyla telefon konuşmalarını tercüme etmek bile mümkün oluyor. Mesela ABD’deki bir üniversiteden bir öğretim görevlisi, Almanya’daki meslektaşına İngilizce olarak bir konferansa katılmak istediğini söylediğinde, konuşması bu sistem tarafından analiz ediliyor, bilgisayar destekli tercüme yoluyla Almanca’ya çevriliyor ve insan sesini taklit eden bir metodla konuşma haline getiriliyor. Manaları farklı bazı kelime ve cümlelerin telaffuzlarının birbirine karışabileceği ihtimali göz önünde tutularak sistem, konu ve bağlamı göz önünde tutarak, bütün muhtemel ifadelerin en mantıklısını seçecek şekilde hazırlanmış. Şu anda İngilizce, Almanca ve Japonca arasında tercüme yapabilen bu sistem oldukça yavaş. 2,5 saniyede söylenilen bir cümlenin çevirisi 8 saniye sürüyor. Çevirinin denizaşırı ülkelere iletilmesi ise 20 saniyeyi buluyor. Bu sistemlerin çok yakın bir gelecekte, turistlerin taşıdıkları elektronik sözlüklerde ve TV programlarının alt yazılarının hazırlanmasında da kullanılabileceği belirtiliyor.

Şu anda sesle kumanda edilen sistemlerin önündeki en büyük engel, yapılmak istenen işlerin zaten birkaç düğmeye basmakla, hem de hatasız bir şekilde yapılıyor olması. Hata payının azaltılması, tuşlara göre kolaylık sağlaması ve vakitten kazandırması ancak mevcut çalışmaların geliştirilmesiyle mümkün olacak. Bilhassa görüntülü yayınların, diller arasında anında tercümesini mümkün kılan sistemler, tebliğ ve irşad vazifesi yönünden, bizler için büyük bir ehemmiyet taşıyor.

Metin Öztoprak