Sızıntı Arşivi

Kasım 1990 · s. 471 · 5 dakikalık okuma

Tarihte Yaşlılıkta Beslenme

Polat Has · Dr. · Gıda Müh.

Yaşlılık bütün canlılar için kaçınılmaz bir hâdise­dir. Bu hususu izah açısın­dan birçok görüş ortaya atılmıştır. Hücre kaybı yaş­lanmanın belli başlı biyolo­jik temellerinden biridir. Bu hücre kaybı çeşitli yollar­la oluşabilir. Kendiliğinden ya da çevreden gelen etki­lerle (İonizan ışınlar, vi­rüsler gibi) hücrelerde so­matik mutasyonlar olabilir ve hatalı bir gen ortaya çıka­bilir. Bu hatalı gen hücrenin yaşaması için gerekli önemli bir enzimin yapılamaması sonucunu doğurursa o hücre ölebilir. Çevreden fazla ser­best kök hücumu (ionizan ışınlar, çevre kirliliğinden kaynaklanan serbest kökler, besinlerle alınanlar v.b.) yaş­lılığı hızlandırabilir. Ayrıca otoantikor yapımı da yaşlı­lığı hızlandırmaktadır. Gü­nümüzde DNA—RNA siste­minde zamanla husule ge­len önceden programlanmış (yani ecelin kader-i ilâhi ile takdiri) bozulmaların ve bu bozulmaların kısa ömürlü labil proteinlere yansımasının yaşlanma olayını açıklama­da daha doğru bir görüş ol­duğunu savunanlar çoğun­luktadır (1). Bu durumda yaşlılık hâdisesi her insan için kaçınılmaz bir vakıa­dır. Nitekim Yüce Rehberi­miz bu hususta: “Ey Allah'­ın kullan, tedavi olun. Çün­kü Allah, yarattığı her hasta­lık için mutlaka bir şifa ve­ya deva yaratmıştır. Ancak bir dert müstesna. O da ihti­yarlıktır” buyurmaktadır (Tirmizi, Ebu Davud, Ibn Mace) (2). Ancak ihtiyarlığı yavaşlatacak bir takım ted­birler de alınabilir: Oburluk ve açlık hâdiselerinin olma­ması, alkol alınmaması, dü­zenli uyku ve ekzersiz yapıl­masıdır (3). Alkol alınması­nın dinimizce yasak olduğu malumumuzdur. Yüce Reh­berimiz açlığı da tenkid et­mektedir: Hergün oruç tu­tan, geceyi tamamen ibadet­le geçiren Abdullah b. Amr b. As'a da şöyle demişti: “Böyle yapma. Bazen oruç tut, bazen de tutma; gecele­yin hem ibadet et, hem de uyu. Muhakkak ki, vücudu­nun senin üzerinde hakkı vardır” (Buhari, Müslim) (2) Oburluk da Yüce Rehberimizce tenkid edilmiştir. Bu hususta: “Hemen her hasta­lık, çok yemekten ileri ge­lir.,.” der(4). Uyku da sıh­hat açısından önemli bir hâ­disedir. Yüce Beyânda: “Uykunuzu dinlenme yap­tık. Geceyi örtü kıldık” buyurulmaktadır (En - Nebe: 9,10). Ekzersiz de sıhhatin idamesi açısından çok mü­himdir. Peygamberimizin atıcılık, binicilik, koşu, gü­reş ve yüzmeyi teşvik etti­ğini biliyoruz (5). Yani Yü­ce Rehberimiz yaşlılığı ya­vaşlatacak tavsiyelerde bu­lunmuştur. Yaşlılar posalı yiyecek yemeli, sıvı yağ al­malı, kalsiyum ve B6 vita­mini almalıdır (1.3.6). Bar­sak kanserleri 40–70 yaşlan arasında meydana gelmekte­dir (7). Kepekli ekmeğin yani posalı yiyeceğin barsak kanserlerini azalttığını ya­yınlar göstermektedir (8,9). Peygamberimizin kepekli ekmek yenmesini tavsiye et­tiğini biliyoruz. Yüce Rehberimiz'in zeytinyağı yedi­ğini biliyoruz (10). İmam-ı Tirmizi rivayetinde İbni Ömer'den merfuan Peygam­berimiz “üç şey reddolunmaz. Biri süt, biri yastık, biri de yağ” Duyurulmuştur. Bu yağ yerden çıkan yağdır, bunu İmam-ı Kastalani'de görüyoruz (11). Yani Peygamberimiz sıvı yağ yenmesini tavsiye et­mektedir. Yukarıdaki hadis­te ayrıca sütü de tavsiye ediyor. Sütün önemli bir kalsiyum kaynağı olduğunu da biliyoruz. Kepek ekmeği yenmesinde iki önemli nokta daha var: Bunun içinde kalsiyum ve B6 vitamini bu­lunmaktadır (12, 13) (1). Yaşlıların risk altında oldu­ğu hastalıklar vardır: Bun­lar şeker hastalığı, yüksek tansiyon, damar sertliğidir. Bu duruma sebeb olan hâdiseleri şöyle özetleyebiliriz. Yağlı diyet, tuzlu diyet, şiş­manlıktır. Yüce Beyanda: “Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız” buyurulmaktadır.(Bakara 2/195). Kendimizi tehlikeye atacak gıdalardan kaçınmalıdır. Yüce Rehberimiz: “.. Yağlı ye­mekleri çok yemekten sakı­nınız...” der (14).Yağlı yiyeceklerin damar sertliğine se­bep olduğu bu asrın bilinen vakıalarındandır. Ne entere­sandır ki, çok önceleri Erzu­rumlu İbrahim Hakkı “Marifetnâme” isimli eserinde “Yağın fazlası damar sertli­ğine sebeb olur” demektedir (15). Yaşlıların çok yeme­mesi ve şişmanlıktan kaçın­ması gerekir. Hz. Ali: “Kal­bin sıkışıklığı (daralgınlığı) tokluktandır” (14).demektedir. Şişmanlığın koroner kalp hastalıgına sebeb ol­duğu kalp sıkışıklığı yaptı­ğı malumumuzdur. Yüce Rehberimiz de şişmanlıktan kaçınılmasını “Keşke karnın böyle (şişman) olmasaydı senin için daha hayırlı olur­du” ifadeleriyle tavsiyesinde görüyoruz (2). Şişmanlık erişkin tip şeker hastalığı için risk oluşturur. Yukarı­daki ifadeler uygulandığında bu risk azalacaktır. Şeker hastalığı İslâm âlimlerince malum bir hastalıktır. Ibni Sina dünyada ilk defa ola­rak şeker hastalığı olan kim­selerin İdrarında şeker çık­tığını belirtmiştir. O devrin hekimlerinin de çok detaylı olarak şeker hastalarında ne yenmesi, ne yenmemesi hu­susunu tartışdığını görüyo­ruz (16). Yüksek tansiyon yaşlılar için problem olan bir husustur. Tuz kısıtlamasıyla bu problem önemli ölçüde giderilebilmektedir. Fazla kilonun giderilmesi, alkolün bırakılması da tan­siyon kontrolünde önemli noktadır (17). Şişmanlık ve alkol kullanımının dinimiz­ce nehyedildîğini yukarıda belirtmiştik. İlginç bir tav­siyeyi de İbni Sina'da görü­yoruz. İbni Sina yaşlıların az tuz yemesini tavsiye edi­yor (18, 19.20). İbni Sina: “Şişmanlığın birçok hasta­lığa sebep olduğunu söyle­miş, zayıflamayı temin için sebze yemeklerinin çoğun­lukta olduğu perhiz lis­teleri hazırlamıştır. Bu lis­telerin benzerleri şu anda çağdaş tıp ilminde kullanılmaktadır”(19). Bugün de dengeli zayıflama rejimi ola­rak sebze ağırlıklı diyet tavsiye ediliyor (20). İbni Sina yaşlılara sağlıklarını muhafaza edebilmeleri için tuzlu, yağlı, et yememeleri­ni tavsiye etmiş. Bu davra­nışı ile daha o zamanda yüksek tansiyon, damar sert­liği oluşu ve önlenmesi hak­kında fikirlerinin olduğunu düşünebiliriz ki, bu davranı­şı çağımız tıb ilmi ile uy­gunluk göstermektedir (19).

LİTERATÜR

1) Sencer, Er Beslenme ve Di­yet. Beta yay. İstanbul, 1987, S: 241.

2) Denizkuşları, M: Peygamberimiz ve Tıp. Marifet yay. İst.1981 S:79, 53, 57.

3) Baysal, A: Beslenme. Hacettepe yay. Ank.983 s:441.

4) Ebu'-leys Semerkandi Ten-bihu’l- Gafilin ve Bustanu’l-Arifin. Bedir yay. İstanbul 1974, S: 799.

5) Turan, A: İslamiyette Spor ve önemi. Diyanet Yay. Ank.1985 s: 5–19.

6) Hatemi, H: Beslenme. Serbest mat.İst.984, s: 170.

7) Erel, S: Gastroenteroloji.

İst. Tıp.Fak.yay. 977 s:269 8) Cohen, L:Medicina-Hexagone.!5(56):20, 1988.

9) Aksoy, M: Beslenme ve Kanser, Ank.984,S: 31.

10) Ebu İsa Muhammed: Şemail-i Şerife. Hilâl yay. Ank.976, S:186, 208.

11) İmam-ı Kastalani: Mevahib-i Leduniyye. Semerkand yay. İst. 972,5:305–319.

12) Ural, Z.F: Koruyucu Hekimlik.A.Ü. yay. An kara, 1978, s: 326.

13) Araş, K ve ark: Tıbbi Biyokimya-vitaminler. A. ü. yay. Ank. 1976, S:47.

14) Özönder, H: Peygamberi­mizin Sağlık öğütleri. İrfan matb.İst. 1974,s :376-384. 15} Erzurumlu İbrahim Hakkı: Marifetnâme, Hasankale. 1/ 55.

16) Terzioğlu, A: Bifaskop.17: 19, 1986.

17) Stamter, R: JAMA, 257: 1484 – 1491, 1987.

18) Yöndemli, F: İbn i Sina. İç Anadolu Tıp Derg. 1(1): 42, 1987.

19) Üstünbaş, H: İbni Sina. Kayseri, 1984 s: 72.

20) Baysal, A va ark: Diyet El Kitabı, H.ü. yay. Ankara, 1983, s:8.

21) Fisher, M. C: Lachance, DAJ. Am.Diet. Assoc. 85 (4):450 -454, 1985.