Sızıntı Arşivi

Kasım 1990 · s. 474 · 4 dakikalık okuma

Sizden Gelenler

Sızıntı · Edebiyat

HASRET BİTER

İz yok, ne yolcu kalmış, ne kervan hepsi uzaklarda,

Duraksız yollar, çıkmaz sokaklarda,

Anlamsız bir şarkı kalmış dudaklarda,

Birgün gelir, elbet bu gurbet biter...

Ne kendi var, ne de vefanın adı;

Silinip gitmiş koca gök kubbede vatanın feryadı.

Çiğnetip çıkmış kendi yurdunu öz evladı,

Birgün gelir elbet bu karanlıklar biter...

Şanlı akıncı gittiğin seferden dön artık,

Vatan, millet bekliyor, gözü yaşlı, gönlü kırık,

Benim de yurdumun ufkuna doğar güneş, aydınlık,

Bugün değilse yarın, ışığa, nura hasret biter...

Tahir Erdem / İSTANBUL

Şiiriniz hem estetik hem de semantik açıdan çok güzel. Şiiri şiir yapan sesi yakalamış olduğunuzu söyleyebiliriz. Duygu ve düşüncelerinizi anlatan kelimeleri çok iyi seçmiş­siniz. Sizi tebrik ediyor, başarılarınızın devamını diliyoruz. Evet güzel şâir “bugün değilse bile yarın, ışığa, nura hasret bitecek”. Yeni şiirlerini bekliyor, Sızıntı’dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler sunuyoruz.

GÜL   ÇOCUK

Sana derim gül çocuk,

Sen ağlama gül çocuk,

Güller gülerken sana,

Sert de ona gül çocuk,

Ben diyorum gül çocuk,

GÜL olduğun bil çocuk,

Annen, baban gülerken,

Sen de ona gül çocuk...

Büyüklerin kıymetin,

Daima sen bil çocuk,

Ağlar iken bir çocuk,

Gözün yaşın sil çocuk,

Değilsin mavi boncuk.

Sen kıymetin bil çocuk...

H. H. Mert /ANKARA

Şiirinizi güzel bulduk. Estetik olarak başarılı diyebi­liriz. Muhtevayı ise biraz daha ağırlaştırmanız gerektiği ka­naatindeyiz. Şiirinizin son dört mısraını yayımlamadık. Çünkü burada yayımladığımız son iki mısra hem estetik ola­rak, hem de semantik olarak çok daha güzel. Çalışmaları­nızda başarılar diliyor, yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Sızın­tı’dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler.

VEYSEL  KARANİ

Kutsal bir sevdaya düşüp kendinden geçen,

Genç yaşında kudret şarabını içen,

Daha ölmeden kefeni biçen,

İîki kişi varsa.Biri Veysel Karâni.

Anne sözünden biran çıkmayan,

Hakk’a ibâdetten asla bıkmayan,

Şu fâni dünyada gönül yıkmayan,

İki kişi varsa: İlki Veysel Karâni.

Sevdasını dağa taşa, kurda kuşa anlatan,

Her gün derdine bînbir dert katan,

Vuslat rüyası için uykuya yatan,

İki kişi varsa: Biri Veysel Karâni.

Gönül gözüyle bakmayı bilen.

Gönülden göniile akmayı bilen,

Aktığı yeri yakmayı bilen,

İki kişi varsa: İlki Veysel Karâni.

Muazzez Öztürk / İZMİR

Şiirinizin ümit verici olduğunu söyleyebiliriz. İki dörtlüğünüzün son mısraların­da küçük değişiklikler yaptık. Şâirin şiirin­de kendini övmesi çok zor bir olaydır. Bu genellikle antipati uyandırır. Bunu antipati uyandırmadan çok az şâir yapabilmiştir. Şiirinizi son dörtlüğünü ise yayımlamadık, bize biraz zayıf geldi. Estetiğe biraz daha dikkat edin. Basit ifade kalıplarından kaçı­nın. Çalışmalarınızda başarılar diliyor, Sı-zmtı’dan kucak dolusu selâmlar sevgiler su­nuyoruz.

BİÇARE

Bir ağaç bir dal uzattı;

Uğraştım tutamadım..

Altında yatamadım.

Bir dal bir meyve uzattı;

Yolumu bulamadım..

Uzandım alamadım.

Bir meyve bir tad uzattı;

O tada doyamadım,

Ağzıma koyamadım.

Abidin BÜYÜKKÖSE

Şiiriniz bize Orhan Veli’nin bazı şiir­lerini hatırlattı ve bir hayli başarılı geldi. Çalışmalarınıza devam etmenizi ve kelime­leri seçerken biraz daha dikkat etmenizi istiyoruz. Unutmayın ki şâiri diğer insan­lardan ayıran en önemli niteliği seçtiği ke­limeler ve bu kelimeleri kutlanış şeklidir.Yeni şiirlerinizi bekliyor, Sızıntı’dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler sunuyoruz.

O GÜN (Karanlık bir geceye...)

Bir mum ışığı o gün

Yeterdi bize,

Seccadeler burak,

Yıldızlar köşe başında

Duraktı bize,

GÖz yaşlan içinde

Gelirdik dize.

Karanlıkta meydan okurduk

Güne gündüze

Bir mum ışığı o gün

Yeterdi bize.

Ceyhun Buraklı / İZMİR

Şiiriniz bize ümit verici geldi. Bizi duygulandırdı. Böyle güzel duygular içinde olmak, öyle yaşamak ne güzel. “Karanlıkta gece ve gündüze meydan okuyan” ümit to­murcuklarına binler selâm. Herşey onların gönüllerince olsun. “Göz yaşları içinde dize gelenlere” muştular olsun.

Şiirinizde âhenge biraz daha dikkat edin. Şiiri şiir yapan sesi yakalamaya çalı­şın. Ahmet Haşim şiir için şiir söz ile mu­siki arasında, daha çok musikiye yakındır” der. Hakikaten güzel şiir, musikiyle yarışan şiirdir. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz.

HÜVEL BAKİ

Güneş doğar hergün çamlıca sırtlarından;

 Ve batar Haliç ‘in serv-i siminde.

Sonra güzelce bir balık,

Ölür balıkçının elinde.

Zeus’un nektarı, indra’nın soması

Hikâye...

Ve sen;

Ey burnu bulutlara değen fâni

Ne etsen nafile.

Lokman’ın yitirdiği reçeteyi mi buldun sanki?

HüvelBaki!...

Hüdayi CAN/İSTANBUL

Şiirinizin ilk iki mısraı eski şiirimizin havasını taşıyor. Fakat hemen ardından, üçüncü dördüncü mısralarda sanki Orhan Veli’nin şiiriyle karşı karşıya geliyoruz. Beşinci mısrada ise karşımıza “Zeus’un nektarı, İndra’nın Soması” çıkıyor. Daha sonraki mısralarda ise ayrı, apayrı bir dün­yaya adım atıyoruz. Metafizik bir âlem kar­şımıza çıkıyor ve şiir beklemediğimiz bir şekilde bitiyor.

Bütün bu paradokslara rağmen şiirini­zin güzel olduğunu, ümit verici olduğunu söyleyebiliriz. Sizden istediğimiz bu paradokslardan kurtulup, kendinize gelmeniz.

Yeni şiirlerinizi bekliyor, Sızıntı’dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler sunuyoruz.

GEL

Yağan yağmurlar gibi tane tane gel