Temmuz 1987 · s. 17 · 2 dakikalık okuma
Tarihte Sabun

Sabun en mühim temizlik vasıtalarımızdandır.Tarihte gerek temizlik ve gerekse sabun açısından doğunun batıya örnek olduğunu görmekteyiz. Doç.Dr. Canan hadis sentezlerine dayanarak Peygamberimiz (S.A.V.) devrinde hususi banyoların olduğunu ifade etmektedir. (1) Daha sonraları ilim adamları da banyo usullerini ele almışlar, bunlardan İbni Sina, Razi, Abdülkahir, Sahir bin Nasrullah bu hususu detaylı olarak incelemişlerdir. Doç. Dr. Sarı'nın Osmanlı el yazmalarında, bu hususun ne kadar detaylı bir şekilde ele alındığını gösteren bir çalışması mevcuttur{2). Bu arada sağlık tesislerinde de banyoya hususi yer verildiğini görmekteyiz.(3) Evlerin çoğunda da hususi banyonun mevcudiyetini gösteren yayınlarla da karşılaşmaktayız. Evliya Çelebi, Bitlis'i anlatırken 600 evde hususi banyo olduğunu söylemektedir. (4) Buna karşılık son asırlara kadar Avrupa'da banyo mefhumu meçhul bir şeydir. Avrupa'nın ancak 19.asırda yıkanmaya başladığı malumdur. Kral saraylarında hamam, banyo gibi şeyler yoktur. 18. asrın sonlarında Versay sarayını basan ihtilalciler, Kraliçe Marie Antoinette'in banyosunu görünce, kraliçeye bu lüzumsuz ve kimsenin Kullanmadığı lüksten dolayı lanet etmiş ve çok şaşırmışlar, banyoya girerek eğlenmişlerdir. (5)
Temizliğin menşei doğu olunca, sabunun meşeinin de doğu olması gerekmektedir. Sabun çok kullanılan bir meta olduğundan "Sabuncular locası", en mühim localardan biriydi. Çünkü Ortaçağ müslümanları hergün yıkanırlardı ve çamaşırları da, sarıkları da her zaman bembeyazdı. Bu bakımdan onlar o çağın diğer ülkelerinden ayrılırlardı. 1600 yıllarına doğru İspanya'da Engizisyon mahkemeleri müslüman İspanyollarla, hristiyan İspanyolları temizliklerine bakarak ayırdediyorlardı.
Çarşılarda da sabuncuların mağazaları bütün mahalleyi güzel kokulara boğardı. (6) Çünkü sabuncu sayısı o kadar fazla idi ki ister istemez bundan bütün mahalle müessir oluyordu. İslam ülkelerine gelen yabancıların temizlik ve sabun dikkatini çekiyordu. Seyyah J.B. Tavernier eserinde "Türkiye'de sofradan kalkılır kalkılmaz mutlaka ellerle ağızlar yıkanır, önünüze sıcak suyla sabun getirilir, büyüklerin konaklarında ya gül suyu veyahut güzel kokulu başka bir su da ikram edilir. Bunlarla da mendilinizin bir ucunu ıslatırdınız" demektedir.(7)
Sabun kelimesi batı terminolojisine de tesir ederek biraz değişiklikle batıya savon şeklinde geçmistir. (8) İngilizcedeki soap kelimesi de bu kelimeden kaynaklanmaktadır. Yugoslav (Sırp-Hırvat) dillerine ise safun şeklinde geçiş göstermiştir. (9)
Bu şartlar altında gerek temizlik ve gerekse sabunun menşeinin doğu olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.
Dr. Polat Has
LİTERATÜR :
1-Canan, I: Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, Ankara 1980 S:331
2-Sarı, N: Türkçe tıp yazmalarında hamam konusu İlim ve Sanat 5/9, 1986
3-Terzioğlu,Ar Selçuklunun Şamdaki Nureddin Hastanesi. Bifaskop. 7/22 1982
4-Eviiya Çelebi: Seyahatname. 3-4/488
5-Öztuna, V:Büyük Türkiye Tarihi, Ötüken yay. İst. 1983, 11/274
6-Mazaheri, A: Ortaçağda Müslümanların Yaşayışları. İst.- 1982,S:249,330
7-Danişmend, I.H.: Eski Türk Seciyye ve Ahlakı, İst. 19.82 S:148
8-Ulutan, B: İslam Medeniyeti ve Akılcı Felsefe, İst. 1976 S:2
9-Esenkova, E: Yasayan Türkçemiz Tercüman yay. İst. 1981 S:192