Mayıs 1990 · s. 162 · 6 dakikalık okuma
Tarihte Perhiz ve Diyet Tedavisi

Perhiz insan sağlığının devam ettirilmesinde, diyet ise hastalığın ilaç yerine daha tabii yolla (gıda ile) tedavisinde önemlidir. Perhiz koruyucu hekimlik açısından müh imdir .Yüce Be-yan”da “Yiyin, için de israf etmeyin”(Araf-31) buyurulmasının tefsirini yapan Elmalı'lı Hamdi Yazır burada koruyucu hekimlik mevzuunun ele alındığını vurguluyor (1). Yüce rehberimiz de “Yiyiniz, fakat midenizi yarıya kadar doldurunuz”. “Ademoğlunun doldurduğu kabların en kötüsü midesidir” (2) (3). “Mideyi yemek ve içmekle tıkabasa doldurmaktan sakının” “ümmetim hakkında endişe duyduğum şey, göbek büyüklüğüdür (3). “Çok yemekle sağlık ve sağlam kalmak bir arada olamaz”(4) buyurur. -Hz. Ömer'de “Çok yemek yemekden sakınınız. Zira çok yemek, insanın cismine ağırlık verir ve hastalık meydana getirir” (4—5) demektedir Ebul-Leys Semerkandi ise “ Tıb yönünden perhiz kadar faydalı bir şey yoktur” ifadesiyle görüşünü açıklar. (6). Çeşitli hastalıklarda da Peygamberimizin diyet tedavisini uyguladığını görüyoruz, (7—8). Peygamberimiz ayrıca karpuzun idrar söktürücü, üzümün demir sağlanması sebebiyle kan yapıcı etkisini açıklamaktadır 10) Diyet tedavisinden tarihte çeşitli bilim adamlarımızın da müspet bir şekilde bahsettiğini müşahede ediyoruz, İbn al- Nefis (1210–1288) diyetle tedaviye önem vermiş; mide, barsak hastalıklarında gıda rejimini uygulamıştır (11). Bu bilim adamı “ Rejimle tedavi mümkün ise hiç ilaç vermemelidir” (12) demektedir. Gerçekten de bu fikir çok değerlidir. Bilindiği üzere her ilaç belli bir seviyeden sonra zehirdir ve normal şartlarda bile bazan yan etki yapmaktadır. Bugün şeker hastalığında önemli tedavilerden birisi şüphesiz diyet tedavisidir. 1225 yılında yazdığı bir kitapta Abdüllatif Bağdadi de şeker hastalığında diyet tedavisini ele almıştır (13).Diyet alanında Önemli bir sima da İbn Zühr'dür. Bu hususta Roger Garaudy şöyle demektedir “Gıda rejimi üzerine dünyada ilk kitap XII. yüzyılda Müslüman İspanya’da yazılmıştır. Ebu Mervan İbn Zuhr'un “Diyet kitabı” ilk örnektir” (14). İbn el-Vafid” Gerekirse en azından ilaç kullanılmasını, uygunsa diyet verilmesini tavsiye eder “(16). Ali bin Abbas da “Kitabu'l- Meliki” isimli eserinin en önemli bölümünü perhizler (diyetler)'e ayırmıştır (17- a). Endülüs'de İbn Meymun ise kabızlıkda ve basurda daha çok sebze yemeklerine ağırlık veren diyet uygulamıştı (17-b). Bugün biz de aynı uygulamayı yapıyoruz. Diyet alanında en önemli sima Ebubekir Razi'dir. Bu bilim adamı kitabında “Hastaların yemeklerine” yer vermiştir (18). Razi ilaçla tedavi yerine Önce diyet tedavisini tavsiye etmiştir (11-b) (19). Bu hususta Razi şöyle diyor: “Hastalığı gıdalarla tedavi edebileceksen ilaçlara başvurma. Tek bir ilaçla tedavi edebileceksen her ne olursa olsun mürekkeb ilaçlar kullanmaya karışma” (20,21-a).
12. asırda Muhammed bin Ali es Semerkandi de çeşitli hastalıklara karşı diyet tavsiye ediyor (20 b). Diyet alanında önemli bir İsim de İbni Sina'dır. Bu bilim adamı müzmin hastalıklarda vücut direncini artırmak için daha çok proteinli (et,yumurta vs.)gıdaların verilmesini tavsiye etmiş, kendisi tatbik etmiş, başarılı sonuçlar almıştır. Bu tedavi sistemi halen uygulanmaktadır (22). İbni Sina aşın yemenin yaşlılarda yüksek tansiyona sebep olduğunu ve beslenmenin düzeltilmesiyle bunun kontrol altına alınabileceğini tesbit ettiğini biliyoruz (23). İbni Sina ishalde yağsız yenmesi gerektiğini vurguluyor (21-b). Bu durum bugünkü tıbda da kabul edilen bir gerçektir. (24).
Perhiz ve diyet anlayışı bilim adamlarımızda görülmesinin yanı sıra bu anlayışı toplum yapısında da müşahede etmek mümkündür. Bu hususta Fransız seyyah Jean Thevenot şöyle der: “Türkler uzun ömürlüdürler ve az hasta olurlar(...) Bunun yeme” içmedeki dikkatlerinden ileri geldiğini zannediyorum (25). Fransız seyyah Du Loir “Türkler ihtiyaçlarından fazla yemez”. Corneille Le Bruyn isimli seyyah ise “Türkler güçlü kuvvetli oldukları için pek çok yaşarlar: Her halde bunun en tabii sebebi gayet sıhhi ve iyi gıdalar kullanmalarında ve mideyi bozmak suretiyle ciğerlere, kalbe ve dimağa ekseriyya zarar veren, lezzetli ve mütenevvi yemeklere ehemmiyet vermemelerinde demektedir (26).
Toplum yapısına uygun olarak da tedavi müesseselerinde de diyet anlayışı vardı. “Dârüşşifalarda günümüzde olduğu gibi aşçılar, tabiblerin isteklerine göre yemek pişiriyorlardı”(27). Burada çalışan hekim İçin Abbas Vesim şöyle der. “Eğer gıda ile tedavi ederse, devayı vermeye”(28). Pratik açıdan da dârüşşifalarda bu durum uygulanmıştır. Fatih dârüşşifasında hekim isteğine göre diyet ayarlanırdı (27). Burada diyet hazırlamak için iki aşçı görevliydi (21c, 29). Fatih'in mutfağında da perhiz yemekleri yapılırdı (21-d). Haseki dârüşşifasında da diyet İçin iki aşçı görevliydi (30,31). Valde Sultan hastanesinde de doktorlara günlük giderler arasında bulunmayan birçok gıdaların da gereğinde satın al dinim alan yetkisi verilmiştir ki, bu da birçok hastalıklarda bugün izlediğimiz gıda rejimi hakkında o zamanlar bile bir fikir bulunduğunu göstermesi yönünden önemlidir(19b).Hastahanelere tahsis edilen paralarda, doktorların tavsiye edeceği her türlü gıda maddelerinin alınması, ilaç ve gıda üzerinde herhangi bir kısıtlamaya gidilmemesi vakfiyelerde şart kılınmıştır. Evliya Çelebi, Fatih ve Bayezid II'nin dârüşşifalarında hastalara kuş eti ikram edildiğini belirttikten sonra; Bayezid II'inin Edirne'deki şifahânesinde hastaların gıdası konusunda şu bilgileri vermektedir: “Gece ve gündüz hastane mutfağında hastalara günde üç kerre et'ime-i nefise verilir. Keklik, turaç, sülün, güvercin, kaz, ördek ve bülbüle varıncaya kadar cemi kuşlar avcılar tarafından avlanarak mütevelliye getürülüp, hekimlerin arzusu ve hastanın mizacına göre tabholunarak hastalara verilir”(32). Selahaddin Eyyubi devrinde Dimaşk'taki hastanelerde (33), 1285'de, Kahire'de yapılan hastanade de (34,35) diyet mutfağı vardı. Bu mutfaklarda perhiz yemekleri yapılırdı (36). Şam Nureddin hastanesinde verilen yemeklere de bir göz atalım “Ballı börek, tavuk ve kaz ciğeri, kızartılmış besili horoz, komposto ve şerbet” (37). .
LİTERATÜR
1) Yazır H: Hak Dini Kur'an Dili. Eser ktb.İst.3/2153.
2) İmam-ı Gazali: İhyau Ulu-middin. Bedir, İst. 1975, 3/185–86.
3) Yıldırım C: Asrın Kur'ân Tefsiri. Anadolu Yay. İzmir, 1987, 1/ 478
4) Özönder, H: Tıbb—ı Nebevi. İrfan matb. ist. 1974 S:376,378.
5) Eroğlu , A:Şifah Bitkiler ve Tıbb-ı Nebevi. Hız yay.ist.1977 s;38,42.
6) Ebu'l-Leys Semerkandi:Tenbihül-Gafilin.Bedir yay.İst. 1974 s:847.
7) Denizkuşları, M: Peygamberimiz ve Tıp.Marifet yay, İst. 1981 s: 85.
8) Canan, İ: Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye. Gaye 1980 s: 242.
9) İmam-ı Zehebi-.Şifa Demetleri.Pamuk yay, İst. S: 63.
10)Baysal, A:Güneyli,U ve ark.: Diyet El kitabı.H.Ü.yay.Ank. 1983 s:8.
11)Demirhan, A:Kısa Tıp Tarihi. Bursa.1982 a)52 b)51.
12) Sehşuvaroğlu, B. N: Eczacılık Tarihi. Dersleri, ist. 1970 s: 15a.
13) Terzioğlu, A:İbn Sina'nın tedavi metodlarını geliştiren Abdüllatif el—Bağdadi'nin diabet hakkındaki bir risalesi. Sifaskop. 7(17): 17, 1986.
14) Garaudy, R: Islâmın Vadettikleri Pınar yay. İst. 1983 s: 118.
15) Aydınlı, H., Kağan, M: Ortaçağda tababet. Sızıntı, 7(73): 25, 1985,
16) Sorton, G: introduction to the history of science. Washington. 1959 p: 728.
17) Hitti, P.K. İs lâm Tarihi. Boğaziçi yay. İst. İ980 a)2/561, b)3/929.
18) Ahmet Süheyl: Ebubekir Razi, Belediye matb. ist. 1931 s: 6.
19) Şehşuvaroğlu, B ve ark: Türk Tıp Tarihi. Bursa, 1984 a)9 b) 142.
20) İbrahim Hasan: İslâm Tarihi. Kayıhan yay. İst. 1985 a)4/343, b) 6/217.
21)Ünver, S: Fatih Devri Yemekleri. İst. 1952 a)58, b)48, c)59, d) 70.
22)Üstünbaş, H: İbni Sina ve Halk Sağlığı, İbni Sina. Kayseri 1984 s: 74.
23) Stamler, R: JAMA. 257: 1484, 1987.
24) Genç, R: IX, yüzyılda Türk Mutfağı. Türk Mutfağı Sempozyumu Bildirileri. A. Ü. matb. Ankara. 1982 s: 59.
25) Yıldız H. D: Fransız seyyah Jen Thevenot'nun Türkiye hakkında intibaları. Türk Dünyası Tarihi Dergisi 2: 8, 1987.
26) Danişmend, i. H: Eski Türk Seciyye ve Ahlâkı, istanbul kitb. İst. 1982, s: 55, 152.
27) Kazıcı, Z: İslâmi ve Sosyal Açıdan Vakıflar. Marifet yay. ist. 1985 s: 138.
28) Akdeniz, N: Osmanlılarda Hekim ve Hekimlik Ahlâkı. İst. 1977 s: 128.
29) Uzun-çarşılı, İ. H: Osmanlı Tarihi. TTK yay. Ank. 1983, 2/640.
30) Ateş, İ: Hayri ve Sosyal hizmetler açısından vakıflar. Vakıflar Derg. 15: 81, 1982.
31) Şeker, M; Islamda Sosyal Dayanışma Müesseseleri. Diyanet yay. Ank. 1984 s: 119.
32) Öztürk, N: Vakıflar. Feryal matb. Ank. 1983, S: 11.
33) Şeşen R: Selahaddin Devrinde Eyyubiler Devleti. Edebiyat fak. Yay. İst. 1983, S: 239.
34) Durant, W: İslâm Medeniyeti. Tercüman 1001 Temel Eser. s: 248.
35) Eren, N: Uyer, G: Sağlık Meslek Tarihi ve Ahlakî. Hatiboğlu yay. Ank. 1986 s: 33.
36) Abdurrahman Ahmed: Garb’ın İslamdan Öğrendikleri. Mihrab yay. 1969
S: 53.
37) Hunke, S: İslam Güneşi. Bedir yay. ist. 1975 s: 152.