Ağustos 1990 · s. 315 · 4 dakikalık okuma
Tarihi Kaynaklarda Kalp ve Kan Dolaşımı


Kan dolaşımı fizyoloji ilminin mühim bir kısmını teşkil eder. Kan dolaşımının tarihçesi yazılırken uzun bir süre ecdadımızın hakkı çiğnenmiş, tıp tarihi açısından büyük bir adaletsizlik yapılmıştır. Peygamberimizi takiben bu sahada ilk mühim sima Ibn-i Sinadır. Kan dolaşımı hususunda Harvey’den çok önce ilmi temelleri İbn-i Sina atmıştır (1). Ibn-i Sina’nın damarları tasviriyle bugünkü bilgiler birbirine çok yakınlık göstermektedir. Doç. Gürsel Ortuğ İbn-i Sina’ya ait el, kol, bacak, yüz, başa mensup damarların resimlerini bugünküyle kıyaslamış ve enteresan denecek seviyede benzerlikler tesbit etmiştir (2). İbn-i Sina: Kal bin iki boşluğu vardır. Büyük şiryan sol boşluktan çıkar, kalındır, çift tabakalıdır (Aorta). Küçük şiryan sağ boşluktan çıkar, ince ve tek tabakalıdır (Arteria pulmonalis). Karaciğer veridleri ince cidarlıdır (V. cava). Venaporta sistemini kendisi tanımlamıştır. Gıdanın emilmesi için, ince barsaklarda kıl gibi ince damarlar vardır. Emilen gıda, buradan, damarlarla (Vena porta) karaciğer içine gider yayılır, oradan karaciğerin dış bükey yüzünden çıkan damarlarla (Vena hepatica) birleşir. İbn-i Sina’nın kılcal dolaşımı bildiği anlaşılmaktadır. İbn-i Sina sağ ve sol koldan alınan kan basınçları arasında farklılık olduğunu da belirtiyor. Gerçekten sağ ve sol koldan alınan kan basınçları arasında bazı şahıslarda yaklaşık 20 mmHg’lık bir fark vardır.İbn-i Sina’nın bu farkı eli ile nasıl hissettiği hayret vericidir. Avrupalılar, nabzın çeşitlerini, özelliklerini ve aritmik şekillerini isimlendirirken, İbn-i Sina’nın bulduğu nabızların arapça isimlerini latin dillerine çevirerek kendilerine adapte etmişlerdir. İbn-i Sina kalb ve damar hastalıklarındaki nabız çeşitlerini kesin olarak ayırmaktadır ki, bu da modern düşüncelere açılmış bir yoldur (3).
Kan dolaşımı alanında diğer önemli sima İbn El-Nefis (1210-1288)’dir. Şam’ da doğmuş, Kahire’de yerleşerek Kalavun Hastanesine başhekim olmuştur. İslam dünyasında ilk müstakil anatomi eseri yazan yine odur“Şerh-i Teşrih-i İbni Sina” adını verdiği bu eserinde İbn el-Nefis Harvey’den 4 asır önce küçük kan dolaşımından bahsetmekte, yani Galen’in anatomi iç hastalarını belirtmektedir (4-8). Ibnel-Nefis bu kitabında Michael Servet’den önce, 13. yüzyılda ilk defa akciğer dolaşımını tarif etmiştir. İspanyol Michael Servet’in İslam Tababeti ile meşgul olması ve akciğer kan dolaşımmı keşfeden Ibn el-Nefis ‘in bu eserinin Madrid’deki Escorial kütüphanesinde bulunması onun İbn elNefisden faydalandığını gösterir bir mahiyet arzetmektedir (9). İbn el-Nefisin talebesi İbn el-Kuff (1233. 1286) Şam’daki Nureddin hastanesinde 13. yüzyılda yetişen en değerli cerrahlardandır. ‘Cerrahi Sanatının Desteği’ isimli cerrahiye ait çok değerli bir eser yazan İbn el-Kuff, Harvey (1628) ve Malpigi’den (1661) önce kılcal damar sistemini keşfetmişti (9, 10).
Ibn el-Nefisin bulduğu şeyleri özetliyelim:
1) Kalb, şimdiye kadar sanıldığı gibi sağ atriumun içindeki kanla değil, bilakis cüzülerine damarlar vasıtasıyla dağılan kanla beslenmektedir. Böylece ilk defa koroner deveranı İbni Nefis farketmişti.
2) Kan akciğerlere temiz havayı almak için yayılır; yoksa akciğerleri beslemek için değil (daha sonra Harvey de, bunun üzerinde ehemmiyetle durur).
3) Vena pulmonalislerle arteria pulmonalisler arasında, akciğerlerdeki deveranı tamamlıyan irtibatlar mevcuttur (daha sonra batılı tabib Colombo, ilk defa bunu kendisinin bulduğunu ileri sürmüştü).
4) Vena pulmonalisler, hava veya is ile değil, bilakis kanla doludur (Galen’e göre ise venalar, birbirine zıd istikamette çalışmaktadırlar).
5) Arteria pulmonalislerin cidarları, vena pulmonalislerinkine nazaran daha sık ve çift katlıdır.
İbn Nefisin bu devir açıcı keşfi de şimdiye kadar yukarıda zikri geçen M. Servet’e atfolunmaktaydı. Herşeyden önce.
6) “Septumun mesamatı yoktur. Kan ise kalpte deveranını tamamlar. Kalbin iki kulakçığı arasında delik olmadığı gibi iki karıncığı arasında delik yoktur. Zira kalbin bir kısmı, yani septum kapalıdır. Kalpte bazılarının zannettikleri gibi görünebilen Galenin düşündüğü şekilde de görünmeyen mesamat mevcut değildir. Septumun yapısı, kalbin diğer kısımlarına nazaran daha sık nesiçlidir. Kanın akciğerlere hava ile karışmak için arteria pulmonalisler vasıtasıyla da kalbin iki karıncığına vardığında şüphe yoktur”. İbni Nefis bu kadar açık ve basit şekilde, küçük kan deveranını açıklamıştı. Aynı sözler daha sonra Michael Servet tarafından kullanılır (11).
Erzurumlu İbrahim Hakkı da “Marifetnğme” isimli eserinin üçüncü cildinde mevzuyu çok detaylı olarak ele alır. Biz sadece konu başlıklarını verelim:
Madde:1) Yürekten çıkan atar damar ile siyah kan damarlarını bildirir.
Madde:2) Yürekten çıkan büyük atar damarın kendisiyle kollarını ve avuçla ellere gidişini bildirir.
Madde :3) Baş organlarına çıkan atardamarlan bildirir.
Madde:4) Yürekten aşağıya inen atardamarların büyük kısmını bildirir.
Madde:5) Uyluk, baldır ve ayak taraflarına inen atar- damarlan bildirir.
Bölüm:15de ise karaciğere ait damarları teferruatlı olarak ele almıştır (12).
LİTERATÜR:
1) Irmak, s: Uluslararası İbn-i Sina Sempozyumu. Başbakanlık matb. Ank.984 s.11.
2) Ortuğ,O: İbn-i Sina’nin kan alınacak damarlar risalesi üzerine bır bakış. Uluslararası İbn-i Sina sempozyumu Bildirileri. Kültür
Bakanlığı yay. Ankara, 1984,s. 258.
3) Köker, AH: lbn-i Sina’da
kalp ve damar hastalıkları.
İbn-i Sina. Kayseri, 1984,s. 101 , 105.
4) Şehsuvaroğlu. BN: Eczacılık Tarih i.Ist.970 s.158.
5) Atabek. E: Ortaçağ Tababeti.Hilal mat.lst. 977,s.22
6) Hitti, P.k: İslam Tarih Boğaziçi yay. st. 1981, s.110 7.
7) Crombie,A:İbn-i Sina. TTK yay.Ank. 1984, s. 31.
8) Adıvar,ABilim ve Din.
Remzi ktb.lst.1980,s: 117.
9) Terzioğlu,A5elçuklu Tıp Merkezleri ve Avrupa Tababetine Tesirleri.K.ü.Gevher Nesibe Bilim Haftası ve Tıp Günleri,Kayseri,1982s. 87.
10) Terzioğlu,A:Bifaskop,17:
17, 1986.
11) Hunke,S: İslam’ın Güneşi. Bedir yay.Ist.1975. s.182.
12) Erzurumlu İbrahim Hakkı:
Marifetname. Hasankale,3/126 - 138.