Temmuz 1989 · s. 13 · 3 dakikalık okuma
Tahlil Gücü

Hezarfen Ahmed Çelebi ile başlayan uçma teşebbüsleri bugün binlerce değişik tip ve modeldeki uçaklarla çok ileri bir noktaya vardırılmıştır. Dünya çapında birçok ilim adamı ve araştırmacı bu ileri noktanın sınırlarını zorlamakta, bu sahaya büyük yatırımlar yapılmaktadır. Ne var ki, bu yüzlerce yıllık bilgi birikiminin neticesi elde ettiğimiz gerçekler aslında milyonlarca yıldır kullanılagelmektedir.
Uçak kanatlarının hava içerisinde hareketi bir kaldırma kuvveti meydana getirmektedir. Bu kaldırma kuvvetini artırabilmek için çok değişik kanat modelleri üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Sonuçta en mükemmel kanat şeklinin balinanın kuyruğunda olduğu gibi yarım ay şeklinde veya daha iyisi kırlangıç kanatlarında olduğu gibi hilal şeklinde olanı üzerinde karar kılınmıştır.
Çalışmalar bir yandan uçak kanatlarının kaldırma özelliğini arttırmaya yönelirken diğer yandan da uçağın havayı daha iyi yarabilmesi için satıhta bazı değişiklikler yapmayı hedefliyor. Satıhta yapılacak bazı değişiklikler uçağın hava içerisinde maruz kaldığı harekete ters olan sürtünme kuvvetini azaltmaya, dolayısıyla yakıt tasarrufuna yöneliktir. Bu çalışmaların neticesinde 1990'lardan sonra çok değişik tip ve modelde uçaklarla karşılaşmamız beklenmektedir.
Yakıt tasarrufu sayesinde daha uzun uçuş mesafelerine ulaşılabilecek ve daha fazla yük de taşınabilecektir. Bu ise askeri maksatlar için çok cazip bir çalışma olmaktadır.

Uçağın yakıtı daha fazla kullanma yerine daha az tüketmenin, yutma yerine azar azar içmesini sağlamanın temel yolu uçağın havada kayar gibi uçuşunu sağlamaktır. Bunun için uçak sathıyla havanın karşılaştığı kısımlardan düzgün (laminar) bir hava akımı getirilmelidir. Eğer bu kısımlarda karmaşık, anaforlu, düzensiz bir hava akımı (türbülans) meydana gelirse uçak daha çok sürtünme kuvvetine maruz kalacaktır. 1930'lardan beri yapılan araştırmalar havayla metalin birbirine temas ettiği sınır tabakasının laminar tutulamayacağını göstermişti. NASA'da çalışan Bruce Holmes laminar akışın kararlı olmadığı ve sınır tabakasının her zaman türbülans akımına maruz kalacağına dair bir yanlış kanaatin geliştiğini söylüyor. NASA'da geliştirilen model üzerinde el gezdirildiğinde düz olmayıp çok küçük "V" şeklinde kanallar olan düz, temiz bir plâstik yeni bir malzeme bu kanaatin yıkılmasına sebep oldu. Uçak sathının bu şekilde kanalları olan ince bir plastikle kaplanması fikri herhangi bir akışkanın üçgen bir boruda yuvarlak bir boruya göre daha kolay hareket etmesi müşahadesinden kaynaklanmaktadır. Üçgen borunun satıh alanı daha fazla olmasına ve sürtünme alanı fazlalaşmasına rağmen köşelerde akım laminar hale geldiği için akışkan yuvarlak boruya nisbeten daha kolay hareket etmektedir. Bu fikirden hareketle uçak üzerindeki sürtünme kuvveti de" aynı şekilde birçok köşe konularak azaltılabilir. Uçak sathının bu şekilde plastikle kaplanması sonucu sürtünme kuvvetinde %14 azalma görülmüştür ve bu Amerika için sivil havacılıkta 400 milyon dolar (yaklaşık 800 milyar lira) bir tasarruf sağlayacaktır.
Çok önemli bir nokta: Bu küçük kanalcıkların keşfinden sonra araştırmacılar köpek balığının derisi üzerinde küçük kanalcıklar keşfettiler. Analiz neticesi bu kanalcıkların tuzlu suda sürtürmeyi azaltmak için en ideal yapı ve boyda olduğu ispatlandı.
Bu buluştan sonra Anders birçok canlı türünü incelemiştir. Ördekler ve kaktüsler de dahil çok çeşitli canlıların sürtünme azaltıcı sırlarını keşfedebilmek İçin rüzgâr tünellerinde tecrübeler yapılmıştır.
Düzgün olmayan akışı kararlı hale getirmek için kullanılan bir başka silah da büyük anafor kırıcı alettir (Belli aralıklarla uçağın çevresini bir kuşak gibi saran 2.5-15 cm. kalınlığında bir halka). Bu halkanın meydana getirdiği küçük anaforlar sürüklenmeyi biraz arttırmakla beraber büyük anaforların tesirini azaltarak neticede genel sürüklenmeyi azaltmaktadır.
En uygun sistem ise kanalların olduğu plastik ile birlikte üç çift halkanın kullanılmasıdır. Bu sistemleri birleştirdiğimizde toplam sürüklenme %15 azalma görülmektedir.