Sızıntı Arşivi

Ekim 1996 · s. 401 · 6 dakikalık okuma

Tabii Seçimmi Dengeli Mücadele mi?

Nur Aytekin · Zooloji

Çoğumuz yarasayı çirkin, gözleri görmeyen, uçan bir mahluk olarak tanırız. Hatta bazılarımızın yarasanın bir memeli olduğunu unutup kuş dediği, bazılarımızın “iğrenç” lafı ile tanıdıkları bu hayvan, şu anda en gelişmiş uçaklarda bile bulunmayan teknolojiye sahiptir. Bu öyle mükemmel bir mekanizmadır ki yarasanın bu mekanizmayı bulması için ilminin sonsuz olması gerekirdi. National Geographic dergisinin önderliğinde yapılan bir projede yarasanın bu ahenkli güzelliğine gelin beraber bakalım:

Yazar tropikal ormanlardaki gözlemlerini şöyle anlatıyor:

“Tropik ve sık ormanlardaki göllerde, yüzlerce erkek kurbağa, kulakları sağır edici bir şekilde ses çıkartarak koro yaparlar. Bu sevdalı kurbağaların ötüşmeler arasında geceleyin merak ve hayranlıkla başka bir yaratığı da izledik: BÜYÜK YARASA.

Birkaç yarasa göle geldiği zaman aniden kurbağalar ötüşmelerini kestiler. Yarasalar bir süre çalılıklarda asılı kaldılar, sonra orayı terkettiler ve kurbağalar bağrışmalarına tekrar başladılar; işte bu anda yarasalar tekrar geri döndüler; savaş uçaklarının düşman radarlarından kaçtığı gibi, yere hafifçe dokunarak yerin üzerinden uçtular ve birdenbire yarasalardan biri suda sert çırpıntılar oluşturdu, yukarıya çıktığında ise ne yazık ki ağzında bir kurbağa vardı.

Şimdi ortada iki soru vardı. Birincisi yarasalar kurbağaları nasıl buluyorlar? İkincisi ve daha önemlisi, o bölgede boyları, şekilleri ve genel görünüşleri aynı olan zehirli ve zehirsiz kurbağaları birbirinden nasıl ayırt edebiliyorlar? Bilim adamları avlanan yarasaların, kurbağaların çiftleşme seslerini kullandıklarını düşünüyorlardı. Eğer bu düşündükleri doğruysa erkek kurbağalar büyük bir tehlikeyle karşı karşıyalar.

Acaba erkek kurbağalar, yarasalara farkettirmeden dişisini nasıl cezbedecek ve çiftleşecek? Bir küçük su birikintisinde yaklaşık 250 bataklık kurbağası bulunur. Saçak dudaklı yarasa (Trachop cirrhosus) araştırmacılara göre o bölgedeki her gölde vardı ve bu, bir kurbağa avcısıydı.

KURBAĞALARIN KUR ŞARKILARI VE FELAKETİ

Araştırmacı, yaptığı gözlemlerini şöyle anlatıyor:

- Gece görüş sahamda izlediklerime göre, yarasanın avlanma başarısı kurbağanın bağırışlarına bağlıydı. Eğer yarasalar geldiklerinde kurbağalar bağrışmayı bırakırlarsa emniyette olabiliyorlar. Sık sık avcı yarasalar sessiz kurbağaların yanından geçerler ama onları farketmezler. Bununla birlikte çok küçük bir ses yarasanın yaklaşmasına ve kurbağanın hayatına mal olur. Yarasaların çoğunun işitmeleri yüksek frekanslara adapte olmuştur. Ultrasonik işitme ile ilgili çalışmalar gösteriyor ki, 5 kiloherz’in altındaki düşük frekanslarda yarasaların ikinci bir duyu hassasiyetlerinin var olduğudur. Böylece kurbağa seslerini kaydettiğimiz teypleri file ve ağların altına koyarak çok kısa bir sürede birkaç tane yarasa yakaladık.

Yakalanan yarasalardan birini geniş ve açık havada bulunan kafesimizin içine test etmek için bıraktık. İlk geceyi kafeslere alışmaları için beklettikten sonra kafesin ayrı iki köşesine gizli hoparlörler yerleştirdik. Hoparlörlerin birinde yenilebilir kurbağa sesi, diğerinde ise zehirli kurbağa sesi vardı. Acaba yarasa seslerden kurbağanın kimliğini ayırt edebilecek miydi? Testi başlattıklarında yarasalar derhal yenilebilir kurbağanın sesinin geldiği yöne doğru hareket ettiler ve burunlarını hoparlörün koruyucusunun örtüsüne sokmaya çalıştılar. İkinci bir denemede ise hoparlörleri aynı yere taşıdık ve böylece iki ses de karşı köşeden gelecekti. Tekrar yarasalar yenilebilir kurbağanın sesinin çıktığı hoparlöre cevap verdiler. Bu bize yarasaların yenilebilir kurbağalar ile zehirli kurbağaları seslerinden ayırt edebildiklerini gösteriyordu. Peki yarasa bunu öğrenmeyi nasıl başarmıştı? Şimdiki yarasaların dedeleri deneme yanılma yoluyla bunları ayırıp ve sonra yavrularına söyleyemeyeceklerine göre... Bu bilgilerin onlara hazır olarak verildiği apaçıktır.

Çok nadiren yarasaların sessiz kurbağaları yakalayabildiği hakkındaki keşif, kurbağaların hayatta kalma stratejileriyle ilgili birkaç yolu akla getiriyor: Bağırmayı kesme. daha az sıklıkla bağırma ve sesini azaltarak bağırma ile yerlerini bulmayı zorlaştırırlar veya kendilerini saklarlar; ama ne yazık ki kendilerini saklamaları aynı zamanda çiftleşmelerini de engellemektedir. Değişik modelleri hem kendi kafesimizde hem de tabii ortamda test ettik. Yarasaların tercih ettikleri sesler yüksek sesli, sık sık öten ve hoş ses çıkaran seslerdir.

Herpetologların bir sorusu vardı? Niçin erkek kurbağalar dişisini çiftleşmek için çağırırken ani, hiç beklenmedik hareketler yapıyorlar? Yarasaların özel seslere cevap verdikleri tahmin ediliyor ve kurbağalar yarasalardan kaçmak için seslerini değiştirmekten başka şeyler de yaptıkları düşünülüyordu. Kurbağaların bu yönlerini test etmek için birkaç tane model yarasa yaptık. Bunlar gerçek kurbağa yiyen yarasanın kopyası gibi, aynı boyutlarda ve yarasanın renklerine yakın boyandı. Misinelere bağlı olan bu yarasa modelleri misinenin eğimi ile hareketleri değişiyordu.

Akşamleyin kurbağalar boğuk sesleriyle bağrışırken model yarasalar uzakta idiler. Modelleri gölün üzerine getirdiğimizde bütün kurbağalar sustular. Mehtaplı bir akşamda deneyleri tekrarlarken soruya cevap da bulundu. Kurbağalar yarasaları görüyor ve hissediyorlardı. Akşamın karanlığında ise kurbağalar yarasaları göremiyorlardı. Bu testi bir de kurbağalara zararsız, sinek yiyen yarasa modelleri ile test ettiğimizde gördük ki kurbağa ay ışığında yarasaları görebiliyorsa, kurbağa yiyen yarasa ile sinek yiyen zararsız yarasayı birbirinden ayırt edebiliyor. Nitekim sinek yiyen yarasa modellerini gölün üzerinden uçurduğumuzda kurbağalar zararsız yarasa olduğunu gördüler ve bağrışmalarını kesmediler.

Görünüşe göre Barlo Colorado’daki bu gölde sadece büyük kurbağa ve zehirli kurbağa türleri yarasalara aldırmıyorlar. Bunlar görünen yerlerde yüksek sesle ve uzun süre bağırırlar ve kurbağa yiyen yarasalar gelse bile bağırışlarını kesmezler .

Bunlardan başka dikkatsizce bağıran yenilebilir bir tür bulunamadı. Bazı kurbağalar ise sık sık ve çok sesli bağırırlar ama bunlar ya saklanarak veya dikenlerin içinde korunarak bağırıyorlar. Yassı burunlu ağaç kurbağası (smilisca sila )’nın gösterdiği özel stratejik nizam ise daha enteresandır. Bu kurbağalar gece karanlığında sakin dururlar. Az ışıkta geniş ölçüde yayılan basit bağırışlar kullanırlar ki böylece yerini bulmak oldukça güçtür. Dolunayda apaçık görünen bir yere tüner ve sesi le nerede olduğu kolayca bulunur. Ancak tehlike olduğu zaman ya bir yaprağın altına, veya suya dalarak tehlikeden uzaklaşırlar.

EVCİL YARASALAR

Daha rahat ve kolay çalışmak için yeni yakalanan yarasaları kafeste evcilleştirdik. Eğitme işi saatlerimizi aldı ve sonunda yarasa tutsaklığının ilk gecesi bitiminde ellerimizden yiyeceğini alıyordu. Bazı yarasalar daha çabuk öğreniyor hatta tutsaklığının ikinci gecesinde deneyimize cevap verecekleri yerde bizleri takip etmeyi tercih ediyorlar. Ve böylece kurbağa yiyen yarasaların eğitilebileceklerini gördük.

Normalde yarasaların kurbağalarla fotoğrafını çekmek çok zordur. Çünkü yarasanın hangi taraftan ve kurbağanın nereden, ne zaman çıkacağını bilemeyiz. Ama zor da olsa eğitilmiş yarasaların avını yakalama anlarını resimler/18meyi başardık.

Küçük bir enfraruj ışık demetinin kurbağanın başının üstünden geçecek şekilde cihazı monte ettik. Fotoğraf makinasını öyle ayarlamıştık ki, herhangi bir nesne kurbağanın başının üzerinden geçecek olsa, makine direkt olarak devreye girecekti. Beklemeye koyulduk. Az sonra göz kamaştırıcı flaş patladı ve kurbağanın kaçarken çekildiği resmi elde ettik. Bundan sonraki denemede çok korktum, çünkü yarasa önce bana çarptı, sonra kurbağaya saldırdı ve yedi. Şimdi yarasa aç değildi ve güzel bir resmini de çekememiştik. Bir dahaki deneme için yarasanın tekrar bir kurbağaya saldırmasını bekledim.

Bu seferki denemede başarmıştık. Her ne kadar sadece yarasanın olduğu tarafı çekebildiysem de güzel bir fotoğraftı. Neticede bir saatte yaklaşık 50 resim çektim. Eğitilmiş yarasalar kurbağa sesini duymadan gelmiyorlardı. Ben nereye istersem onları getirebiliyordum. Ayrıca hemen hemen istediğim yere kurbağa koyuyor ve sinyal verdiğimde kurbağa yiyen eğitilmiş yarasalar kurbağayı yakalamak için hemen geliyorlardı. Bir yıldan sonra yarasaların hareketleri ve yaşayışları hakkında birçok şey öğrendik.

Çoğu insan yarasalardan korktuğu için onlara zulmeder. Halbuki bu yaratıklar ne kadar soğuk gözükseler de, kendilerine has hususiyetlerle donatılmış olduklarını bu arada gördük. Ayrıca yarasanın halk arasındaki kötü ününe rağmen birçok faydasının da bulunduğu aşikardır. Mesela, tropikal yarasalar çiçek tozlaşmasında birer ustadırlar. Ekonomik önemi bulunan muz, avokado, mango, guavas, ekmek ağacı, biber, karanfil gibi bitkilerin tohumlarının geniş bölgelere yayılmasını sağlarlar. Aynı zamanda bu hayvanlar bir gecede milyonarca zararlı böceği ve sineği tüketirler. Böylece ekolojik dengenin kurulmasında büyük rol oynarlar.”

Görülüyor ki bu hayvanların daha çok anlaşılmaya, tanınmaya ihtiyacı vardır. Biz bu yazıda, yarasanın sadece birkaç enteresan hususiyetini gözler önüne sermeye çalıştık. Henüz keşfedilmemiş pek çok hususiyetlerinin gün yüzüne çıkması ise, bilimin bu gibi canlılara göstereceği ilgi ile olacaktır.