Ocak 1988 · s. 29 · 4 dakikalık okuma
Tabandan Isıtma Sistemi
Mehmet Gündüz · Mk.Müh. · İnceleme

İnsanlığın en büyük ihtiyaçlarından biri de "enerji"dir. Yaklaşık 1950 yılından beri, dünyada enerji tüketimi hızlanmış olduğundan ilim adamları mevcut olan kömür ve petrol rezervlerini, yakıt tüketimindeki hızlı artış ile mukayese ettikleri zaman, 100 yıl gibi yakın bir gelecekte "yakıt kıtlığı" felaketiyle karşılaşılacağını zannetmektedirler. Oysa bir program içinde yaratılan kâinatta, bitenlerin yerine bir başkasının geçeceği ve herşeyin insan için yaratıldığı kâinatta, insanın yüzüstü bırakılmayacağı, tükenen kaynakların yerine akıl nimetiyle bir başkasının bulunabileceği aşikârdır.
Bilindiği gibi son yıllarda (bilhassa 19-73'deki büyük dünya enerji krizinden sonra) enerji ve enerjinin tüketimi bütün dünyada bir problem haline gelmiş ve her mevzuda, enerji sarfiyatında ekonomik yollar aranılmaya başlanmıştır. Aynı zamanda ısı enerjisi üretiminde büyük ölçüde kullanılan petrol ve katı yakıtın hava ve çevre sağlığını tehdit eden problemlerimiz arasında en mühim yeri aldığı görülmektedir.
Bu vakalar bilhassa Avrupa ülkelerinin ısı üretiminde ekonomik sistemlerden yararlanmasına ve "döşemeden ısıtma sistemi" tekniğinin hızla gelişmesine yol açmıştır.
Sistemde esas düşünce tarzı, yatırım masraflarında herhangi bir artış olmadan sadece alışılmış (convansiyonal) sistemlerin kayıplarını (boşa harcanan veya tam kullanılmadan dışarı atılan enerjiyi) azaltarak enerji harcamasında bir tasarrufa gitmektir.
Ülkemizde 1980 yılından sonra bu yöntemin uygulanmasına geçilmiştir ve 30 bin m2'nin üzerinde bir yerleşme sahası halen bu sistem ile ısıtılmaktadır.
Convansiyonal ısıtma sistemlerinden çok daha önceleri bilinen "döşemeden ısıtma sisteminin" bu derece yaygınlaşmasının sebebi, enerji tasarrufu düşüncesinin yanında son yıllarda büyük gelişme içinde olan plastik teknolojisi ve bu amaçla geliştirilmiş çok hususî boruların üretilmesi ile daha Önceleri kullanılan demir boruların sistem içindeki dezavantajlarının (korozyon, tıkanma, döşeme zorluğu...) yokedilmesine ve sistemin kuruluş maliyeti olarak da convansiyonal sistemler ile rekabete girebilmesine bağlıdır. Bütün bunların yanında sistemin, herhangi bir mevzuda seçim yaparken kuruluş ve işletme maliyetinin yanında görüntü, konfor unsurlarının da göz önünde tutulması, sistemin tercihinde,en az maliyet unsurları kadar mühim bir yere sahiptir.
Düşük ısıyla ısıtma sistemlerinde gerekli ısınma 40 — 50 °C'lik ılık su ile sağlanmakta, her cins katı-sıvı yanar madde, güneş ışınlarının emilmesi, bilhassa "ısı pompası-güneş kollektörü" entegre sistemi, gerekli olan enerji ihtiyacını karşılayabilmektedir.
Döşemeden ısıtma sisteminin başlıca vasıfları ve convansiyonal ısıtma sistemlerine karşı üstünlükleri kısaca şöyle özetlenebilir.
—Sistemde ısı bütün bir döşeme sahasından yayılmakta ve oda içinde homojen bir ısı dağılımı sağlanarak insan yapısına en uygun ve en ekonomik ısınmayı temin etmektedir.
—Sistemde ısı transferinin büyük bir kısmı döşeme sahası ile onu çevreleyen duvarlar arasında, radyasyon yolu ile olmakta ve böylece iç ve dış duvar iç satıh sıcaklıkları arasındaki fark 1—2 °C.lik seviyelerde tutulabilmektedir.
Sistemde en sıcak yer, döşeme seviyesidir ki yer değiştiren hava döşeme seviyesinden itibaren yükseldikçe soğuyacak ve hacmin yüksek kısımlarında hava hareketi zayıflayacaktır. Bu durum oda içindeki havanın rahatsızlık verici hızlı hareketini ve mekanın tavana yakın kısmında kullanılmayan sıcak hava yastığı oluşumunu önleyecektir.
—Döşeme satıh sıcaklıkları ortalama 24 °C olduğundan söz konusu yerin hava nemindeki rahatsızlık verici düşme mevzu bahis değildir. Bunun yanında havası ile sıcaklık farkının en yüksek olduğu döşeme sathındaki bir miktar nem azalması bu bölgede ve oda içindeki hava hareketlerinin optimum olması, mikrop ürememesi ve toz nakli olmaması açısından bilhassa hastaneler için tavsiye edilir vasıfta görülmüştür.
—İnsan vücudunun bütün sıcak satıhlardan, radyasyon tesiri ile ısınması, insanın en çok ısı kaybettiği ayaklarının odanın en sıcak bölgesinde olması, oda içindeki sıcaklık dağılımının iç ve dış duvarlar arasında çok az bir farklılık göstermesi, bir takım bölgelerde zararlı ısınmaların oluşmaması ve oda içindeki hava hareketlerinin düşük seviyede olması bu sistem ile ısıtılan mahallerde yaşayan kişilerin kendilerini convansiyonal sistemler ile aynı sıcaklık seviyelerinde ısıtılmış vasatlardan çok daha konforlu hissetmelerini sağlamaktadır.
Mesken ısıtılmasında oda içindeki hava hareketleri, ısı dağılımındaki homojenlik ve sızma kayıplarının düşüklüğü ile aynı konfor için daha düşük ısı gerekmesi önemli avantajlardır. Konvansiyonal sistemlerde bilhassa tavan ve ısıtıcıya yakın bölgelerde oluşması önlenemeyen faydasız, sıcak hava yastıklarının "döşemeden ısıtma sistemin"de tamamen bertaraf edilmiş olması bu sisteme konvansiyonal sistemlere göre % 30—5O'ye varan bir enerji tasarrufu getirmektedir.
—Fabrika, cami, tiyatro, sinema, büro binaları, spor salonu ve benzeri büyük hacimli binaların döşemeden ısıtılmasında ise, convansiyonal sistemlerdeki gibi hava kütlesinin bütünüyle ısıtılması gerekmediğinden, bina tabanında oluşan ısıdan en verimli şekilde yararlanılabilmekte ve enerji tasarrufu % 70'e kadar yükselebilmektedir.
—Döşemeden ısıtma sistemi seralara uygulandığında klasik sera ısıtılmasına kıyasla %47 enerji tasarrufu sağlandığı gibi, yılda bir mahsül daha fazla elde edilmesini mümkün kılmaktadır.
—Sistem bütün kapalı hacimlerde olduğu kadar, teras, köprü, rampa, özel yol, hava limanı.. gibi açık satıhlarda da uygulanmaktadır. Mesela 1974'den beri Zürih hava limanı, 1971'den beri de Frankfurt hava limanı çetin iklim şartlarına rağmen görevini yapabilmiş sayılı yerlerdir.
—Sistem mahalden maksimum faydalanma imkanı getirir.
Bütün bu avantajları ile ısıtma sektöründe bütün dünyada umumi kabul gören sistem, binalarda kat betonunun üzerine ana maddesi polypropilen (PPC) olan çok özel ve sadece bu sistem için geliştirilmiş bir plastikten elde edilmiş tüplerin, (halen ülkemizde üretilebilmektedir) mahallin ısı ihtiyacına göre sisteme ait özel boru tutucular yardımıyla hesaplanan modülasyona göre dolaştırılması ile gerçekleşmektedir.
Yılda ortalama 1600 saat güneş ışınlarından yararlanabilen Avrupa ülkelerine kıyasla yılda ortalama 2800—3000 saat güneş enerjisine (800 Watt/m2h) sahip olan yurdumuzda bu tür sistemlere alaka gösterilmesi çevre sağlığına ve yurt ekonomisine sağlıyacağı faydalar açısından büyük ehemmiyet taşımaktadır.
Mk. Müh. Mehmet Gündüz