Sızıntı Arşivi

Temmuz 1995 · s. 267 · 3 dakikalık okuma

Sürülerin Koruyucu Özelliği

Mustafa Yiğit · Zooloji

Hayatlarını idame ettirmek için hem gıdalarını temin etmek hem de düşmanlarından korunmak için çoğu hayvan, sü­rüler halinde yaşar. İlâhî bir şevkle sürüler teşkil eden hayvanların, yırtıcılardan ko­runması daha kolaydır. Topluluktaki hay­van sayısının artmasıyla ortaya çıkan güç­ten istifade etmek için bu hayvanlar, tam bir dayanışma ve işbirliği örneği sergilerler.

Sürü halinde dolaşan hayvanlar, göç hareketlerini mevsimlere göre düzenlerler. Sayıları çok büyük olduğu için konakladıkları her yerde, ne var ne yoksa silip süpü­rürler. Üreme zamanlarını da bu göç dev­relerine göre ayarlarlar. Bu arada kendi iç­lerinde katliamlara yol açabilecek vuruş­malara fırsat vermeyecek şekilde birbir­leriyle iletişim kurmaları, meramlarını anlatmaları da tamamen İlâhî bir sevk ile olur.

Böceklerde, balıklarda ve kuşlarda gö­rülen sürü halinde yaşama, memelilerde de görülür. Meselâ antiloplar yalnız başlarına kaldıklarında, her an bir leopara yem olabilirler, fakat bir sürü içinde her bir antilobun sü­rekli olarak etrafı kontrol etmesine gerek kalmaz. Göz sayısı arttıkça, tehlikeleri ön­ceden farketme ihtimali de artar. Öte yan­dan bizon gibi bazı hayvanlar da yırtıcılara karşı yan yana gelerek oluşturdukları daire ile zayıf fertlerini muhafaza ederler. Boynuzların teşkil ettiği daire, âdeta dikenli bir tel gibi sürüyü korur. Ayrıca bir sürü için­de, güçlü olan erkeklerin tesiriyle neslin devamı ve doğacak olan yavruların sağlıklı olması temin edilir. Yırtıcı hayvanlar da ancak güçsüz ve hastalıklı olan hayvanları yakalayabilirler.

Tabiî bu arada sürülerin davet ettiği bazı tehlikeler de yok değildir. Sürüler, hem yırtıcıların hem de parazitlerin dikka­tini daha fazla çekerler. Meselâ ren ge­yiklerinin oluşturduğu sürülere, sinek sürü­lerinin musallat olması, tek tek dolaşan geyiklere nazaran daha fazla ihtimal dâhilindedir. Parazitlerin yol açabileceği salgınlar da daha fazla ölüme sebep olabilir. Aslında avantajı çok olan işlerin, riskleri de çoktur. Sürülerin nasıl olup da ne zaman ve nereye gitmeye karar verdikleri, çoğu zo­ologlar için hâlâ bir bilmecedir. Hâlbuki “İlâhî sevk”i kabul etseler herşey daha kolay açıklana­caktır. Zira bu tür hâdiseleri “içgüdü” gibi kavramlarla açıklamaya çalışmak, ibret his­lerini öldürmek­te, hikmet tayf­larını karart­maktadır. Cenab-ı Hakk’ı na­zara almadan yapılan her tür­lü açıklama, as­lında bir tür ka­pama, karart­ma, iftira ve bü­yük bir yalan­dır. Ne hikmet­se bazı zoolog­lar hayvanlara verilen böyle bir içtimaî şuuru görmemezlikten gelerek her şeyi hava şartlarındaki değişiklikler, hormonal farklılıklar, yırtıcı hayvanların yak­laşması ve sürü içindeki fertlerin tek tek hareketleri gibi unsurlarla açıklamaya ça­lışmaktadırlar. Körlerin fili tarif etmesi gibi neticesiz kalan bu çalışmaların bir mânâ kazanması, ancak Yaratıcı ile irtibat ku­rularak gerçekleşebilir.

Sürülerin hareketleri, belirli mevsimler ve dönemlerde bazı tabiî şartların perde ol­duğu bir sevk-i İlâhî ile başlar. Genellikle bir lider bulunmaz. Bazen bir grup, bazen de diğeri başı çeker. Yalnız bu grupların öncülerinin daha çok yaşlı ve tecrübeli hayvanlar olduğu dikkati çeker. Dişi hay­vanlar da, doğum yapabilecekleri elverişli yerlere ulaşmak için çoğu zaman bu grup­ları yönlendirici ve teşvik edici bir rol oy­narlar.

Sürünün selameti için gerekli olan haberleşme de ol­dukça ilgi çeki­cidir. Zoologlar herhangi bir tür için çok sayıda haberleşme işa­retinin mevcut olduğunu tespit etmişlerdir. Duruş, bağırış, yürüyüş, baş sallayış gibi işaret­lerden oluşan bu husûsî ha­berleşme siste­mini hayvanla­rın kendilerinin kurmaları, on­lardan beklene­bilir mi? Bazı antilopların bir yırtıcı gördük­leri zaman “Biz­leri kovalaya­rak boş yere nefes tüketme, seni gördük, beyhude uğraşma” der gibi hoplaya hoplaya kaçışları ne kadar ibret vericidir. Geyiklerin, toynaklarındaki özel bir bağ dokusunun çıkardığı seslerle bir­birini kaybetmeden yoğun bir siste bile sürü halinde dolaşmaları ise, tabiatla ve te­sadüfle asla açıklanamayacak bir hâdisedir.

KAYNAK

-Turbak, G.; “Survival by the Numbers”, National Wildlife, October/November 1993, ss. 4-13