Sızıntı Arşivi

Haziran 1982 · s. 25 · 2 dakikalık okuma

Şöhret

Mehmet Erdoğan · Din Ve Ahlâk

Şöhret, bu bâşdöndüren nokta, nice devleri başaşağı uçuruma yuvarlamış, nice nadideleri de pörsütüp eskitmiştir.

Şöhret, insanın yükselme hırsına, nefis hesabına bir gıda teşkil eder. İnsan doyma bilmiyen bir iştiha İle onu İsterken bir gün hedefine ulaşıverir.

Her yan ve yönde ismi anılır olur. Onun namına besteler dizilir. Ona türküler yakılır.

İşte en tehlikeli an da budur. Başı dönen insan", gözleri kararan zavallı bir de bakarsınız kendini aşağıda bulur.

O şöhretin ebedî zirvesinde kalacağını zannettiği için kendinden geçmişti. Halbuki bu bir aldanmadır. Zira hiçbirşey kararında kalmaz. Her şey bir yenisine tebdil edilir. Bu sebebten nedenli yükselirsek yükselelim başımız dönmemeli. Daima uyanık ve hüşyar olmalıyız. Ruhumuzu ota çöpe satmamalıyız. Kalbimizi "mefisto" ya kaptırmamalı, aklımızı ve irademizi nefsin eline teslim etmemeliyiz.

Şöhret insana çok cazip gelir. Aslında bu cazibe arkasındaki çirkinlikleri gösterse insan ilelebet böyle bir tuzağa düşmeyecektir. Fakat mesele çok içaçıcı ve efsunlu olunca zahire meftun insan hemen onun sihrine kapılıp Süleyman'ın (a) sırçalı köşkünde şaşıran Belkıs gibi kendinden geçer..

Hem insan, yıkılan Babil kulelerinden, Roma'nın yokluğa karışmasından ve Osmanlı'nın silinip gitmesinden ders almamışa benzer.

Nice canlı tablolar şeklinde misaller ona ışık tutarken halâ o bu zehirli balın tadına bir bakmak ister.

Birbiri ardınca o bataklıkta boğulanları gördüğü, feryad u figanlara muttali olduğu halde bu yiyip bitiren ve tüketip tortusunu da yokluğa savuran ejderin ağzına bile bile atılmak neden?...

Eğer gerçekten, huzur ve saadet isteniyorsa o daimî yükselmekte değil bilakis iç derinliğine ermekle kabildir... Zira insan dışa doğru açılırken iç dünyasına yani kendine yabancılaşmışsa onda huzur ve neşveden bahsetmek mantıksız olur.

Elbette o içindeki ummanı tanıyacak ve önce gemileri orada yüzdürecek.. Sonra dış dünyaya yelken açacak.. ve yenilmeyecek...

Keşfedilememiş karanlık bir ruh dünyası insana hiçbirşey vaad etmez. Orada yarasa misal duygular uçuşur. Ve o gönülden baykuş misali sesler yükselir.

Böylesine kendini aşamamış ve iç aydınlığına erememiş bir şahsı dünyanın en büyük makamına oturtsanız bir faydası olur mu?

Mehmet ERDOĞAN