Ağustos 1981 · s. 23 · 3 dakikalık okuma
Soğuğa Karşı Korunmada Penguenler
Şerafeddin Alan · Dr. · Zooloji


Soğuk su içinde insan hızlı bir şekilde donar, iç ısısı ehemmiyetli derecede azalır ve nihayet şuur kaybından sonra ölüm husule gelir. Koruyucu elbise olmadan bu şekildeki şahısların yarısından çoğu için 18°C suda yaşama süresi 4 saati geçmez. Bütün memeliler ve kuşlarda olduğu gibi insanda da içteki yüksek ve devamlı ısı, termo-regülasyon denen fizyolojik bir hadise sayesinde değişik sıcaklıklara rağmen sabit bir şekilde korunur. Bu düzenleme, organizmanın ısı üretimi ve kaybı mekanizmalarıyla olur. Fakat belli bir eşiğin üstünde homoterm ısısını artık kontrol edemez hale gelir. Isı iletimi suda havadakine göre yirmi kat daha fazladır. Bununla beraber bazı deniz kuşları bu vasata uymuş “adapte olmuş” durumdadırlar. Bu bilhassa penguenlerde bahis mevzuu olup bunların coğrafi dağılımı Ekvator’dan Antarktika’ya kadar izoterm denizleri takip eder. Bu sularda sıcaklık 28°C ile -1,5°C arasında değişir. Bu hayvanlar hayatlarının üçte ikisinden fazlasını denizde yiyecek aramakla geçirirler. Toprakta ancak tüy değişimi ye çaprazlaşma zamanlarında bulunurlar. Hayatın başlangıcında yavru penguen ebeveynleri tarafından beslenir. Bu süre aşağı yukarı 10–11 ay olup toprakta geçer. Yavru ekini ayında toprağı terk ettiği zaman suyun ortalama sıcaklığı 5°C’dir.
Deniz hayatına geçiş giderek artan bir şekilde olur ve soğuk suda kalma süresi gittikçe artar. Bundan dolayı penguen yavruları, soğuk suya batırma tesirlerini araştırmak için ideal bir model teşkil ederler. Peki, topraktan denize geçiş esnasında yeni hayat şartlarına “adaptasyon” nasıl olmaktadır? Bu adaptasyon, genetik olarak mı meydana gelir, yoksa genç penguenin gelişmesi esnasında sonradan kazanılan bir durum mu mevzu bahistir?
Isı üretimi ve kaybı arasında yeni bir denge:
Bu sorulara cevap verebilmek için sıcaklığı devamlı olarak 7–8°C olan kapalı bir küvette tekrar eden batırmalarla soğuk suda genç penguen üzerinde araştırmalar yapılmıştır
İlk batırmada ısı kaybı çok mühim ve maksimaldi. Sonra ard arda batırmalar devam ettikçe ısı kaybı daha az olur ve nihayet normale döner (Havadaki başlangıç değerine yakın). Buna paralel olarak oksijen tüketimi ve CO2 üretimiyle ölçülen metabolizma ehemmiyetli derecede artar
Bu oksidasyonlar
organizmada ısı üretiminin kaynağını teşkil ederler. Böylece, ısı kaybı ve
sıcaklık üretimi arasında topraktayken var olan denge, ilk batırmadan
itibaren bozulur. Bu fenomen, yavru penguenin iç ısısında hafif bir
azalmayla kendini gösterir (hipodermi). Fakat batırmalar devam ettikçe bu
sabitleşir ve devamlı ve yüksek bir seviyede kalır (38.9°) Buna karşılık
etraftaki deri ısısı suyun sıcaklığına yakın bir değere ulaşmak için yavaş yavaş
düşer. Böylece iç ısı ile etraf ısı arasındaki fark ehemmiyetli derecede artar.
Bu fark hiç suya girmemiş penguende
6°C olmasına mukabil yavaş yavaş
30°C’ye kadar çıkabilir. 
Başlangıçta çok mühim olan ısı kaybı, akabinde hava tabakasındaki başlangıç değerine yakın bir değere gelmek için ehemmiyetli derecede azalır ve sonunda yeni bir denge kurulur. Herşey normal kalarak iç ısı artar, zira metabolizma artmıştır. Metabolizmayla oluşan fazla ısı, yeniden ısınmak için ayak ve kanatlara “ekstremitiere” dağıtılır. Bu reaksiyon, periyodik olarak peri ferik vazodilatasyon (etraftaki damarların genişlemesi, neticede bol kan gelmesiyle ısınma) dalgalan halinde meydana gelir. Bu reaksiyonlar insanda meydana gelmemektedir. Zira her canlı için belli hayat şartları vardır. Soğuk sıcağa karşı arılarda bu durum daha başka cereyan etmektedir. İçlerindeki ısı fazla ise ağızlarındaki sıvı maddeler buharlaşır, dış ısı düşükse aynı sıvı başa doğru gönderilir. Sürüngenlerde daha başka bir mekanizma görülür, köpeklerde şekil değişiktir...
Penguenin hür olduğu zaman saatte 40 km. hızla hareket ettiği düşünülürse suyun içinde ehemmiyetli derecede aktivitesi olduğu görülür. Pek tabii bu aktivitenin neticesi olan metabolizma, iç ısının devamlı kalmasını sağlamak için yeterli miktar sıcaklık meydana getirir. Dolayısıyla sadece istirahat halindeki penguenlerin kullandığı ve pahalı bir sıcaklık üretim vasıtası olan diretmeye başvurmaya da lüzum kalmamıştır.
Çok çeşitli kanunların değişik canlılar tarafından bu şekillerde kullandırıldı, kanun koyucunun yani Yüce Yaratıcının ilmînin ihata edilemeyecek kadar geniş olduğunu bu şekilde de bize göstermektedir. Çünkü bir tek canlının, penguenin, bir tek hususiyetini anlayabilmek ve onun nasıl cereyan ettiğini izah edebilmek için yukarda görüldüğü gibi ne kadar çaba sarf edilmiştir. En basit gibi görüneninden en kompleks hâdiseye kadar hepsinde hiç şaşmayan düzen-intizam, sebeb-netice alâkalarını müşahede etmekteyiz.