Sızıntı Arşivi

Eylül 1995 · s. 381 · 2 dakikalık okuma

Sizlerle Yüzyüze

Sızıntı · Edebiyat

Sevgili Sızıntı.

Yıl 1982, aylardan Temmuz idi. Konaktan varyantı çıkarken Üçyol’da karşıma o zamana ka­dar bana yabana olan ve bez afişe işlenmiş “Sızıntı” yazısını gördüm. Önce bu isme bir mana veremedim. Fakat İzmir’i ilk görmemde İzmir’le sembolleşen bir isim oldu benim için. İzmir’i her düşünüşümde; varyanttan çıkışta gözümde devleşen “Sızıntı” aklıma geliyordu.

Yaklaşık bir sene sonra “Sızıntı” ile bir dostum aracılığıyla tanışma şerefine eriştim. Hemen sabırsızlıkla ilk sayfasını araladığımda bütün çekiciliği ile “Başyazı” çıktı karşıma. Başyazı hangi el­mas kalemle ele alındı, hangi zümrüt mürekkeple yazıldı bilemedim ama bir nefeste, bir soluk­ta okudum, hatta içtim, içtim de hücrelerim adedince lezzet aldım.

O zamanlar bazı malum gazete ve dergiler bu Cennet iklimden deryalaşan lezzeti bitirme­ye gayret ettiler. Sızıntı’nın insanlara vermek istediği mesajı engellemeye uğraştılar. “Nereye sızmak istiyorlar?” dediler. “Kim finanse ediyor bunları?” dediler. Fakat bilemediler ki, bu cennet ik­sirinin her birinin hazırlanmasında büyük bir fedakârlık ve yüce bir davaya verilmiş sinelerde beraberce çarpan yürekler vardı. Cennette karşılığını misli olarak almak için vermekten bıkma­yan asıl insanlar vardı.

Ve şimdi ise 248 bin nüfusa sahip bir Sızıntı ile yüzbinlerce sempati duyan inançlı kesim var. Elhamdülillah yakın bir gelecekte bu abone rakamlarını hesap makineleri bile kaydetmekte zorlanacak ve Sızıntı’yı dünya tanıyacak inşallah.

Cenab-ı Allah (cc) emeği geçenlerden razı olsun.

Yahya Öztarsu/Malatya

Sevgili Sızıntı dergisi,

Dergimizin dört yıldan beri abonesiyim. Sızıntı’yı babamın memuriyeti nedeniyle tayin ol­duğumuz Diyarbakır’da tanımıştım. Terörün azgın bir şekilde devlet memurlarını katlettiği bir dönemde oraya gideceğimize ne kadar da üzülmüştüm. Ama orada dergimizle tanışacağımı ne­reden bilebilirdim ki? Şimdi ise Diyarbakır’a tayin olduğumuza ne kadar da şükrediyorum...

“Dergimiz” diye hitap edebildiğimiz bir dergiye sahip olduğum için Rabbime şükrediyor ve daha mutlu günlere diyerek selam ve sevgiler sunuyorum.

İbrahim Yavuz/İstanbul

Çok Değerli Sızıntı Yetkilileri.

Gönüllerin manevî gıdası olan Sızıntı dergisi bizleri çok bahtiyar etmiştir. Bütün emeği ge­çenlerden Allah (cc) razı olsun. Güneydoğu’da subay olarak görev yapmaktayım. Derginizi sürekli okumaktayım. Manevî huzura sayenizde ulaşabiliyorum... Bu zorlu şartlar altında görev yapan bizlerin sıkıntı ve dertlerini hafifletiyor. Her çağa, her yaşa her ortama uygun bu dergiyi çevreme de tanıtmaya çalışıyorum. Gerçekten siz yetkilileri candan tebrik etmek istiyorum. Cenab-ı Allah (cc) sizleri ve bizleri bu yolda ömrümüzün sonuna kadar hizmet etmeyi nasip etsin.

Allah’a emanet olun.

A. Mızrap

Sızıntı bahçesinin otuzar günlük her mevsiminde, ilk çiçeğinin sol üst kısmından başlayıp, son çiçeğinin sağ alt kısmına kadar elimden geldiğince bal özü almaya çalışıyorum.

Ama her çiçeği farklı olan, farklı kokan bu bahçeyi tamamen tarıyorum. Mutlaka bir şeyler alıyorum. Başta, bu günleri bizlere gösteren Rabbimize hamd ediyor, sonra vesile olanlardan Rabbimiz razı olsun diyorum.

Sızıntı hem kendisi çağlayan olmuş, hem de istifade edenleri çağlayan haline getirmiş... Fa­kat öyle mütevazı ki, ismi hâlâ Sızıntı.

Alaaddin Çankaya/Sungurlu