Ağustos 1995 · s. 333 · 2 dakikalık okuma
Sizlerle Yüzyüze

Teşekkürler Sızıntı
İster makro âlemde dünyanın yaratılışından, insanın yaratılışına kadar olan safhalar olsun, ister yumurtadan bir yavru çıkması düşünülsün hemen hiçbir şey bir anda olmamakta, bir anda yaratılmış olsa da kemâle erebilmesi için zamana ihtiyaç duymaktadır. Hele asırlardır ihmal edilip çok zaman ayaklar altına alınmış yüce bir hayat nizamının yeniden yaşanıp temsil edilmesi, elbette “Sızıntı”nın kelime manasının da ihtiva ettiği gibi yavaş yavaş fakat arkası kesilmeyen gayret ve hamlelerin neticesinde hakikatin gönüllere âb-ı hayat olarak akması neticesinde olacaktır. Bu ise “karamsarlık” kelimesini lügatinden silmiş, istikbale devamlı ümitle bakan nesiller ister. İşte Sızıntı bu bakış açısıyla kaleme alınmaktadır.
İnsanlara Yaratıcıyı anlatan dört delil olan Kur’ân, Peygamberimiz (sav), vicdan ve kâinat kitabıdır; ilk üçünden, daha ziyade imanlı kişiler istifade etmektedir. İmanı olmayan veya şüphede olanlar ise belki dördüncüsü olan kâinat kitabını okumada daha ziyade gayret ve ilme sahip oldukları halde, içindeki ası! mânâyı anlayamamaktadırlar.
Sızıntı dergisinde inançlı kişilere tabiat kitabının daha müdekkik olarak okunması öğretilirken, diğerlerine de her gün içinde bulundukları tabiî vasatta çiçekten sineğe, atomdan güneşe kadar herşeyin birer tevhid delili olduğunu düşünme imkânı verilmektedir. Zaten aynı ilmî konular işlendiği halde Sızıntı ile diğer ilmî dergiler arasındaki en büyük fark; sızıntı’nın bir konuyu anlattıktan sonra “Bunlar kendiliğinden olmaz, bir San’atkân vardır” şeklindeki fezleke ile tevhidi nazara vermesidir. Böylece inanç ve hakikat deryalarından gelmeye başlayan sızıntılarla gönüller yıkanmakta, aynı zamanda, batının kendi bozulmuş dini için cari olan “ilim dine terstir” fikri de yıkılmakta; dinimiz ile kainatın nasıl birbirini tasdik eder mahiyette olduğu tezahür etmektedir.
Sızıntı’yı anlatmaya çalışırken, onun en belirgin hususiyetlerinden olan resim değerlendirme yazılarından bahsetmemek elbette mümkün değildir. Bu resimlerde, baktığını görmenin de ötesinde idrak ederek ibret alınması telkin edilmektedir.
Ölçü köşeleri, Kur’ân ve hâdislerin ışığının üzerine düştüğü pırlantadan bize yansıyan ve hayat yolumuzu aydınlatan pırıltılardır.
Yine Sızıntı, tarihimizde kültür hayatımızın derinliğini, ceddimizin tesis ettiği içtimaî hayatın ulaştığı ufukları bize tanıtarak tarihimizin örtülen taraflarını gün yüzüne çıkarmaktadır.
Dergimizde özümüze uymayan uydurma kelimeler kullanamayarak, Türkçenin muhafaza edilmesine de çalışılmakta ve mühim bir millî kültür hizmeti görülmektedir.
Bütün bu hizmetlerin için sonsuz teşekkürler SIZINTI...
Ahmet Tokmak-Manisa