Sızıntı Arşivi

Ağustos 1995 · s. 330 · 4 dakikalık okuma

His Ve Düşünce Ufku

Mehmet Erdoğan · Edebiyat

DENİZDE AKŞAM

Bağrınadır güneş, yarı gömülü

Üzerinde altın rengi ışıklar

Neden gerçeklerin üstü örtülü?

Neden bugün erken öter kumrular?

Hey deniz, kuruntum sende gizlidir,

Köpükler anlatır sahillerine,

Neden ezilenler saz benizlidir?

Neden set çekilir hayallerine?..

Dalgalar dövüyor kayalıkları,

Dalgalar azimli, dalgalar azgın

Bir bir can veriyor dilbalıkları...

Hayattan gayesiz, hayattan bezgin...

Yorgun balıkçılar döndü geriye,

Her birinde sitem, her birinde gam

Deniz, karayı yut ve gel beriye

Ki, çözülsün artık fikir prangam.

  1. Sırrı Arvas

Şiirinizin kafiye örgüsü genellikle güzel. Fakat ilk dörtlükteki (ışıklar, kumrular/ gömülü, örtülü) kafiye açısından başarısız. Bunun dışındaki kafiyeler için sizi tebrik ederiz.

Fakat kafiyesi güçlü olmayan dörtlüğün safiyesi gayet güçlü. Sizde şiir gücü olduğunu özellikle söylemek istiyorum. Yeni şiir de­nemelerinizi bekliyoruz... Selam ve sevgiler.

GÜNEŞE SİTEM

Kardeşlerimi düşünüyorum

Yüksek tepelerinde Karabağ'ın

Kızgın çöllerinde Cezayir'in

Ve vahşi Sırp'ın pençesindeki

Bosnalı çocukları

Dua ediyor Bosnalı çocuklar

Soğuktan üşüyen günahsız elleriyle

Karanlıkta sabahlayan yavrular

Güneşi görecekler masum gözleriyle

Geceler artık daha güzel geliyor bana

Isınıyor kardeşlerim müminlerin duasıyla

Nasıl gülüyorlar bilmem hayasızca

Çekilen acıların utancıyla

Söyleyin güneşe doğmasın bir daha

Acılar içinde inleyen dünyaya

Beni de ısıtmasın bundan sonra

Bosnalı çocuklar ısınmadıkça...

Hüseyin Yüksel / İzmir

Izdırap çölüne bir damla gibi şiiriniz. Çe­kilen çilelerin korlaştığı sineler bilmem bu dam­lalar ile teskin olur mu? Serbest tarzdaki şiiriniz tonlu bir şekilde bitmiş. Biz isterdik ki son iki dörtlükteki ahenk ilk iki dörtlükte de aynı tonda olsun... Sizden daha güçlü ve güzide şiirler bek­liyoruz. Selam ve Sevgiler.

ZEHRİ

Bakıyorum da gecenin seyrindeki zehre,

İçiyorum bile bile onu belki de zevkle...

Süzülüyor ruhumun kısa görüntüsü aynaya.

Zehri bir şekil almış, güllere bezense bile.

İYİ-KÖTÜ

Hakikat deryasında ne yakalarsan,

Ne biçersen, ne süzersen,

Ne kadar yüzersen,

Ne sürersen iyi.

Ne kadar gülersen işte o kötü.

Onur Erol / İzmir

O. Han Tanlıoğlu'nun kırdığı çerçeve siz­de klasik şeklini korumuş. Zehri rubaisi kafiye şeması yönüyle Y. Kemal'in rubailerini hatır­latıyor. Yalnız kafiyeler daha güçlü olabilirdi. İYİ-KÖTÜ şiiriniz ise küçük serbest bir fikir in­cisi gibi. Ölçülü ve serbest tarzda denemeler yapmanızı tavsiye ediyoruz. Selam ve sevgiler.

O SENİN YURDUN

Moskof ne yapıyor, Çeçen'lere bak.

Düşün de tarihi geçenlere bak.

Kafatasından kan içenlere bak.

Durma Türk evladı o senin yurdun.

Hâlâ devam eder Kırım dramı,

Şimdi bekliyorum ben de sıramı.

Derindir açmayın benim yaramı.

Durma Türk evladı o senin yurdun.

Onlar da pay aldı Gürcü, Abaza.

Çıkmazlar belki de bu yılkı yaza.

Gösterin gününü Haçlı yobaza,

Durma Türk evladı o senin yurdun.

Mücahit Zorlu

Şiiriniz koçaklama tarzına güzel bir örnek. Mısralarınızdaki coşkunluk bize Köroğlu'nun kahramanlık şiirlerini hatırlattı. Kafiye tarzınız gayet güzel. Nakarat mısranızdaki telmih bizleri Osmanlı'nın fetih soluklu günlerine götürdü. Yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Selam ve sevgiler.

DRAM

Onu hep görürdüm. Gecenin sessiz ka­ranlığında kendi iç dünyasına dalmış. Bazen eline kalemi alır yazmak isterdi aklından ge­çenleri. İsterdi isterdi de bir türlü yapamazdı girişi. Gelişmeleri yazıp sonucu bir türlü bağ­layamazdı. Ama onun bütün bu iç çek­melerinin tercümanı olacak kelimeyi yazardı. Kalemine artık mürekkep yerine Bosna'da serseri bir kurşuna hedef olmuş bir insandan birkaç damla alır ve sonra Azerbaycan'a ora­dan da Çeçenistan'a uğrar birkaç damla da oradan alır, sonra karıştırır ve defterinin say­falarından birine bir isyan emaresi olarak değil de, dua yerine geçmesini arzu ettiği ke­limeyi yazardı. “Akan bu kanlar dursun Allah'ım.” Durmuyordu, dinmiyordu onun bu sıkıntısı. Patlamaya hazır bir bomba gi­biydi. Bazen gecenin karanlığında pen­cereden dışarıyı seyreder kıskanırdı şehrin sessizliğini. Güzelliğini temaşa eder dü­şünürdü şehrin ne kadar sakin olduğunu. Ancak aldatabilirdi onu bu sessizlik. Daha dün arkadaşım aldattığı gibi...

Bu sükûnetin altında bin bir türlü senar­yolar hazırlanıyor olabilirdi. Başka insanlar da aldatılmak için. Daha biraz Önce dünya bir bardak soğuk su olmuş kendisini kabul ettirmek istemişti. Bastıramıyordu içindeki bu isyanı. Gecenin karanlığında çıkıp bağırmak istiyordu. Uyandırmak istiyordu gece uy­kusuna yatanları. Sonra durdu ve düşündü. Oysaki annem bana ninni söylerken böyle anlatmamıştı. Benim dü nyamda mutluluk vardı. Oysaki bugün firavunlukların pembe masallarına inanmışların vebalini çekiyor­dum Ağlamak istiyorum ancak gözlerimde o da kalmamıştı. Kalan birkaç damlayla da bahçemdeki çınar ağacının dibini suladım. Haykırmak istiyordu kanlı çizmeleriyle çiğ­nedikleri bu topraklardan barış çığlıklarını. Gitmek istiyordu. Gidip mazlumun yanında, zalime karşı çıkıp bu savaşa katılmak is­tiyordu. Ama o bunları düşünürken bu sa­vaşa çoktan katılmıştı. Fethetmek istiyordu keşfedileni. O keşfetmişti fethedilmeyi bek­leyeni. Zira dünyada milyarlarca fethedilmeyi bekleyen gönül vardı. Biliyordu onlar fet­hedilince bu savaşın biteceğini...

Hele sen barış çığlıklarında biraz daha inleye dur. Gece az sonra yerini yeni bir günün ışıklarına bırakacak. Ey bin bir şe­naate maruz kalmış Müslüman! Her gecenin bir sabahı olduğu gibi bu zulmün de bir sonu var.

Zalimin zulmü varsa, mazlumun Allah'ı var...

diyerek mırıldandı ve sonra da...

Ama yine de uyanmayanları Allah'ım sana havale ediyorum. Sana havale ediyorum Allah'ım insafsızları. Sana havale ediyorum insanlık nedir bilmeyip insan haklarını sa­vunanları. Sen onları ıslah eyle... Amin...

İbrahim Yıldızcan/İzmir

Yazınız içli ve gözyaşı yüklü. Cümleleriniz birer hıçkırık misali titretiyor yüreğimizi. Makaleniz sonu haklı bir intizar ile bitmiş. Sizden giriş, gelişme ve sonuç bölümleri iyice netleşmiş makale ve fıkra türünde eserler bekliyoruz. Se­lam ve sevgiler.

IŞIK

Bir güneşin doğuşu beklenirken ülkemde

Hüzme hüzme, endam endam fidanlar

yeşermekte

Topla kendini, canların canı cana minnet...

Gözümüz gönlümüz son dine hasret

O. Han Tarıkoğlu/Adana

Dörtlüğünüz güzel. Gerçi klasik rubai tek­niğinin dışına çıkmış olan kafiye şeması serbest rubaiye kapı açmış oluyor. Ama çerçevelerin kırılması yadırganamaz yeter ki şiirin ruhu kaçmasın. Sizden yeni, güzide şiirler bekliyoruz. Selam ve sevgiler.