Mayıs 1995 · s. 189 · 2 dakikalık okuma
Sizlerle Yüzyüze

Saygıdeğer SIZINTI Yetkilileri-,
Öncelikle ruh dünyamızın aydınlanmasına katkısı büyük olan, her sayısında kendini bir ölçü daha aşarak bizlere seslenen SIZINTI için, ben ve tüm okurlar adına sizlerden “Allah (cc) razı olsun”, duamla başlıyorum satırlarıma.
İzninizle kendimden söz etmek ve derginizin üzerimdeki etkisini kısaca anlatmak istiyorum. 1967 doğumluyum. SlZlNTI’yı ilk kez yüksek öğrenimimi gördüğüm 9 Eylül Ünv. İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi çay salonunda okuma fırsatı buldum. İnançları gelenekselliğin ötesine hiç gitmemiş, şuursuzca inanan bir insandım. Sızıntı, kör kuyuya hapsolmuş ruhuma gerçek anlamda sızan ilk ışıktı. Öyle ki, okumaya başladığım birkaç sayısından etkilenerek İslamî bir hayat yaşama isteği duydum. Ama bunu evlenene kadar başaramadım.
Ruhum ve bedenimin çatışma halinde olduğu beş yıl boyunca, beni inançlarıma sarılmaya yönelten ilk kaynaktı derginiz.
Şimdi eşimin abonesi olduğu derginiz, evimizin vazgeçilmez ışığı olmaya devam ediyor. İslam’ı yaşamaya başladığım şu günlerde de aynı ruh desteğini veriyor bana...
SIZINTI için geleceğin hep daha iyi, güzel ve hayırlı olmasını diliyorum.
Fatma HÜSER-Kandilli/Erzurum
Sevgili Sızıntı Dergisi
İki yıldır derginize aboneyim. Severek, anlayarak Sızıntı’yı takip ediyorum. Bu yıl açtığınız önemli kampanyadan faydalandım. Bütün dergiyi almak için abone oldum. Yaptığınız bu büyük hizmetten dolayı şükranlarımı iletirim. Yıllardır derginizle, yayınlarınızla (zira bazı kitaplarınız elime geçti, onları okudum) biz gençlerin yetişmesi için uğraşıyor, çabalıyorsunuz. Maneviyatı sağlam, gayesi belli, ruhu huzur içinde bir gençlik, bir nesil... İnşaallah ben de bu gençlerden biri olurum. Derginizin her yazısı insana gerçek insanlığı anlatmakta, şu çirkef içerisindeki 20. asırda bizlere ışık tutmakta, elimize birer meşale vermekte...
Selami ERKEN-Suluova/Amasya
Aşkımın Sızıntı’sına
Birşeyler anlatmak istiyorum kalbim öyle hüzün dolu ki., nerde bir “Sızıntı” yazısı görsem hemen üzerine “Aşkımın Sızıntı’sı” yazıyorum.
Öyle bir şeyler ki anlatamam... Geceleri seni yastığımın altına koyup öyle uyuyorum, bana huzur veriyorsun. Seni ilk defa Kasım 1992’de tamdım. 0 ilk günkü heyecanımı anlayamazsın. Bir ay boyunca yastığımın altında durdun. Ama ben günahkâr biriyim. Senin sevgine layık biri değilim... Olamam da.
Seni sevemem “günahkâr” bir öğretmen olarak...
Kalbimi açıp içine “SIZINTI” yazasım geliyor. Zaten seni almam da yasaklandı. Olsun ben gene de alırım, bence bir sevgi yasaklanmayla bitmez... Aksine daha da kuvvetlenir. Artık gizli gizli okuyup gözlerden ırak yerlere saklayacağım.
Belki de benimle alay edeceksiniz, güleceksiniz, olsun. Sızıntı yine de benim aşkım...
G. D.-Nevşehir