Sızıntı Arşivi

Şubat 1992 · s. 20 · 4 dakikalık okuma

Sizinti 14 Yaşında

Mehmet Tahiroğlu · İnceleme

sub92

Doğum tarihi 1 Şubat 1979, doğum yeri İzmir.

Kapkaranlık bir gecede doğdu. Umutsuzluğun, anarşinin, ölümün kol gezdiği, gulyabanilerin köşebaşlarında karakol kurduğu dehşetli bir gecede doğdu.

Gözyaşları içinde, milletine, insanlığa ağlaya ağlaya, milleti milleti diye diye doğdu.

Ne kutlu, ne sâde bir doğumdu o, Rabbim!

Taptâze bir hayat soluğu, yepyeni bir sevda sesiyle geldi, bu şerefli, aziz konuk.

Şeyh Gâlib'in "Hüsn ü Aşk"ıydı sanki. Beni Muhabbet kabilesinden, Sevgi Oğullarındandı. Ah, "Sızıntı"m, önü aşk, sonu hüsn veya önü hüsn, sonu aşk, aslında her ikisi olarak doğmadın mı sen? Milletine, asırlardır kaybedip mahrum yaşadığı hayat tılsımını, varoluş kimyasını getirmek için, aşkı ve güzelliği buldurmak için, böylece yeniden dirilişe yol açmak için gelmedin mi? Sen, Mesih misâl endamınla, edâ ve edebinle, bunun için doğmadın mı?

sub92

Evet, Sızıntı, bir kış günü doğdu. Bahara bir çağrı olarak doğdu. Bahar sevdâsını, sevincini unutmuş, kışların korkunç yüzüyle ruhu kavrulmuş gönüllere yepyeni bir bahar muştusu, diriliş müjdesiyle geldi.

İçe doğru Hakk'a dönük yönüyle gülen, dışa doğru halka bakan yönüyle de ağlayan bir yüzle doğdu. Bütün ağlamaları dindirmek için doğdu. Halkının gülen bahtı, şerefli tahtı olmak için doğdu.

Cılız omuzlarda büyük yükle yola çıktı. Kararlı ve emindi.

Şikâyeti gönüldendi, kimseden feryâdı yoktu.

Hep ileriye nazar ediyor, Hakk çarşısında götürü usûlüyle pazar ediyor ve yaratılanları Yüce Yaratıcı'dan ötürü seviyordu. Bir sevgi hâlesiyle çıkıyordu.

Sıza sıza göl olur

Akar akar yol olur

Yaradan dileyince

Az, çoklardan bol olur

diyor ve hep Yüce Rabb'ına güveniyordu.

Bu, bir Yunus misyonuydu ve bir Mesihiyyet tavrıydı. O da daha bebek iken konuşmamış mıydı?

Yeni, yepyeni bir bezmin sâkîliğine soyunmuştu. Hakk'tan gelen şerbeti içmiş ve içiriyordu. Kudret denizini geçmiş ve işte geçiriyordu. İlim ve irfanla yüklü muhteşem bir geçiş. Karşıki dağları, asrın İlim ve teknik engellerini ve daha nice engelleri, irfan bağlarında beslene beslene, sağlık ve safâlık ile aşıyor ve aştırıyordu.

Kuru idi, kupkuru kurutmuşlar idi ama yaş oldu, hayat bulup yaşar ve yaşatır oldu. Allah'ın izniyle. Kanatlandı kuş oldu, kanat açar oldu. Halk ve gençlikle birer birer eş oldu. uçtu, uçurdu.

Vardığı illere, saf gönüllere, bütün halka Taptuk manisini saçtı ve saçtırdı. Beri gelin dedi, çağırdı, barıştı, barıştırdı. Yad gönüllerle bilişip biliştirdi. Atları eyerleyip yol aldı, yollar aldırdı. Diyâr-ı Rûma, Anadoluya indi kışladı. Zirâ her taraf kış kıyâmetti. Çalıştı, çok hayırlar işledi. Bahar geldi, yaşının on dördüne erdi, ömrünün baharına girdi.

sub92

İplik iplik bir pınar iken, yol yol ırmak oldu. Akıp akıp denize daldı, taştı, coştu. Çiğlikler atılıp pişkinliğe ulaşıldı. Hamdolsun!

Sızıntı bir mekteb, bir mekteb-i edebtir.

Derinliğine doğru İÇ'in, genişliğine ve yüceliğine doğru da DIŞ'ın fethine memur kadrosuyla bir ilim ve İrfan mektebi, bir insanlık mektebidir.

Bütün bir yurt sathına, giderek bütün bir yeryüzüne diriltici soluklar gönderen, bir yeniden doğuş, yeniden oluş, eriş ve bir yeniden diriliş mektebi.

Sızıntı, düşünce ve duyarlıkta yepyeni bir bakışla geldi. Eşyâ ve hâdiseleri ele alışta kendine has bir üslûp getirdi ve geliştirdi. Maden, taş, toprak, bitki, böcek, insan ve kâinat tabakalarına öyle bir ışık serperek baktı ve baktırdı ki varlığın özü ve şekli değişirken bu görüşe katılan, bu bakışa ayarlanan insanlarda da yepyeni bir kişilik oluşmaya başladı. O, taklit etmedi taklit etmeden yürüdü, konuştu. Etkilenmedi, etkileyen oldu. Rengi, şekli ve havasıyla kendine has bir varlık olarak zuhûr etti.

İnsan tabiatını, cihan tabiatını kirleten yirminci asrın mülevves, şeytan soluklu ilmini, daha doğrusu, ilim kılıklı cehlini ve tekniğini, ruhunun ve gönlünün imbiklerinden geçirip arıtarak, o zehirlerden şifâ verici iksirler damıtıp insanlığa Hızır gibi, Mesih gibi sunan, Sızıntı'nın kudsîler kadrosu astronomi, biyoloji, botanik, dil, edebiyat, şiir, felsefe, sosyoloji, pskikoloji, sanat, ekoloji, fizik, kimya, mühendislik, tarih, tıb, jeoloji gibi daha nice konularda İÇ'in ve DIŞ'ın hikmet ve kurtuluş derslerini vermektedirler.

Bakışı bulanmış, başı dönmüş, ruhu meflûç, kalbi hasta, asrın maddeperest, tenperver insanına doktor gibi, Hekim-i Lokman gibi hizmeti şiâr edinmiş hasbiler kadrosuyla Sızıntı, rüştüne eriyor. O, hiç bir şekilde böyle bir iddia ile yola çıkmadı. Birlikte kurtuluşu, birlikte oluşu hedef aldı. O hedefe doğru gerekli şartları kollayıp kucaklayarak ilerlemeye devam etti.

Sızıntı'nın açtığı mekteb, ortaya koyduğu eserlerle, elmas değerindeki kitaplarıyla, giderek daha da zenginleşecek olan bir kütüphaneye sahiptir. Bu kütüphane, Sızıntı'nın îmân ve irfan seferberliğinin mühimmat sarayıdır. Yunus tavrıyla, Mesih edasıyla, gözü yaşlı,bağrı başlı İniltilerle başlatılan bu kudsi seferberliğin çağlayanlar hâlinde o ummana doğru, Yunus ve Mesih'in ulaştıkları ummana doğru genişleyip kabara kabara, yükselip çoğala çoğala, Fetiler ve Fetalar halinde gidişini görüyor ve gözlüyoruz.

Yeryüzü mekteb kılındı bize.

Biz tâlib-i ilmiz Aşk Kitabın okuruz

Çalap Müderris bize aşk hod medresedir.

Sızıntı'dan rahmet sızar, hikmet, şefkat ve merhamet sızar kafalara, kalblere, ruhlara ve gönüllere muhabbet sızar.

Yolun ve bahtın açık, ufkun aydınlık olsun Sızıntı.

Şeytan şaraplarıyla sarhoş olup sızmış asrın insanına, Rahman şerbetleriyle serinletip kendine getiresin. Elmas kalemlerinle insanlığın kara talihini bahar renkleriyle donatıp yaza döndüresin. Alevleri her yanı saran insanlık yangınını rahmet çağlayanlarınla söndüresin.

On dördüne yeni girdin. Henüz çiçeği burnunda ruh ve gönül fatihim! Rabb'ım, koluna kuvvet, kalbine güç versin. Aklını hikmet, ruhunu rahmet, gönlünü şefkat ve muhabbetle doldurup taşırsın. Seni sevsin ve sevdirsin. Yüce idealine erdirsin. Böylece insanımı ve insanlığımızı güldürsün.

sub92