Ocak 1991 · s. 570 · 7 dakikalık okuma
Sizden Gelenler

ULVİ DİVANELİK
Yıllar geçin aldırmayın bana.
Gerçeğe ulaşan yol sizde ise,
Alın gençliğimi sarın zamana,
Mecnunun geçtiği çöl sîzde ise.
Mesafe eritip akan o seslere,
Ötelerden bir ifade o beste,
Alın hayatımı katın o vecde.
Yunusun aktığı sel sizde ise.
Yakan hayâline sarıp beni de,
Öğütün ölmeden ölme zevkine,
Ebedi aşığa mukaddes çile,
Mansurun yandığı hâl sizde ise.
Zeminin doymayan arşı seyrine,
Gökyüzünü yakan bitmez sevgiye,
Beni de yandırın böyle şevk ile.
Nebi zülfünden tel sizde ise.
Bir sesi bin dalga bölsün enginde.
Bir nabız takatim kalsa sesimde,
Önümde “olmazlar” zincirlense de,
Çağırın Mevla’ya yol sizde ise.
Meryem Beyazal/İSTANBUL
Bir sitem duygusu üstüne örmüşsünüz temanızı. Şiir bazen aşkın sihirli ufkuna uzanırken, bazen çilenin yakıcı iklimine giriyor. İnsan ateş yakıcılığı ile sonbahar rüzgarı serinliğini ardarda ruhunda hissediyor. Bunun yanında şiirinizde Yunus’un olgun muhteva ve üslubuna bir yükseliş var. Biz bazı kelimelerinizi değiştirerek bu üslûbu biraz daha revnaktar kılmak istedik. Sizdeki bu şiir gücünü bundan sonraki güzide şiirlerinizde de görmek istiyoruz. Selâmlar, sevgiler…
EZAN SESİ
Gönül bahçemin gülüsün,
Hakikatin tek ünüsün,
Belki Hakk’ın bülbülüsün,
Durma haykır ezan sesi!
Fezanın derinliği.
Semanın en zirvesi,
Seni bekliyor seni,
Susma haykır ezan sesi!
Seni duymaz görünenin,
Alay edip de gülenin,
Kalb sırrını çözüp de,
Gir gönlüne ezan sesi!
Hüseyin Oğuz/DENİZLİ
Şiiriniz coşkun bir ruh halinin müşahhas misalidir. Ancak bazı kelime ve mısraları değiştirmemize rağmen şekil yönüyle pek başarılı değildir. Kafiye ve ölçü yönüyle şiir üzerinde bir heykeltraş hassasiyetiyle çalışmalı ve ona en uygun şekli vermelisiniz. Bunun yanında entonasyon bakımından şiiriniz bir monotonluk arzediyor. Halbuki nasıl bir karakalemle yapılmış resim gölge ışık kesişmesiyle insana inandırıcı geliyorsa, insan ruhunun kabz ve bast halleri iniş ve çıkışları şiire yansımalıdır. Yoksa inandırıcı olmaz. Sizden daha ustaca yazılmış, dış çizgileriyle sağlam yeni şiirler bekliyoruz. Selamlar, sevgiler...
BU VATAN GENÇLİĞİNE
Yüzyıllarca dünyada sen saltanat sürmüşsün,
Yönetim ününü dön yana götürmüşsün,
Irmak iken çağlayıp, “ben”i aşıp köpürmüşsün,
Sen gökte ‘kartal, yerde arslan gibi hürmüşsün.
Cesareti, mertliği sende görmüş ecnebi,
Askerliği ve fenni, senden almış mektebi,
Adaletin emsalsiz, tebaan kedersiz imiş,
Buyruğunda olmayan şanssız-kadersiz imiş.
İstemeden vermişsin “Veren El” olmak için,
Ömrün dört ay sarayda, kırk yıl cephede geçmiş,
İnancın tek, doğrun tek, sende Sultanlık tekmiş,
Kayı imiş kutlu soyun sahibi büyük atan,
Yemyeşilmiş üzerinde at koşturduğun vatan,
Dedem Korkut ruh vermiş terbiyene, törene,
Özün, mayan kutsalmış bakabilip görene.
F. Dilek ÇELİK/KÜTAHYA
Şiirinizde Tarihin fetih rüzgârlarının gürleyerek esişinden, onlardaki edep, erkan, inanç iklimine kadar bütün güzellikleri dile getirmişsiniz. Mısra mısra tarihin efsunlu iklimine sürüklüyor insanı şiiriniz. Fakat biz yine; “biraz daha iç musikisi, biraz daha dış çizgilerde olgunluk, biraz daha hayale gergef Ören ve insanı o iklimde yaşatan kelime fırçalarıyla çizilmiş imajlar” diyoruz. Ve sizden yeni yepyeni coşkun tarih yüklü, ruh ve heyecan yüklü üveykler gibi ruhumuzu kanatlandıran, kalbimize çağlayanlar akıtan şiirler bekliyoruz. Selâmlar, sevgiler...
GECE YARILARINDA
Gönlümde bir garip hüzün duyarım.
Tefekküre dalınca gece yanlarında
Göğsümdeki iman sığmaz içime
Yüreğimi çatlatır gece yanlarında
Hudutlar ne mümkün aşılmaz derler
Bir bir aşar geçerim gece yarılarında
Varırım enginlerden hep süzüle süzüle
Garip bir derviş gibi gece yarılarında
Mavera’da ışıklar ışıl ışıl yanıyor
Sabah yakın diyorum gece yanlarında
Yanık ağıt sesidir gelen kulaklarıma
Kırım semalarında gece yarılarında
Tac-Mahal’i görünce hep çözüldü dizlerim
Erenler selâm sordu gece yarılarında
Kan üstünde saf olmuş Afganlı
Mücahidim işte şafak diyorlar gece yanlarında
Duman duman olmuş kalkıyor sisler
Tuna boylarından gece yarılarında
Gezerim birer birer eski illerimizi
Ruhlar yüselirken gece yarılarında
İçimdeki bir ses hudutları zorladı
Kol kol olup yürüdü gece yanlarında
Şimşek çaktı önümde duvarlar çatırdadı
Nurlar indi tepeden gece yanlarında
Uçsuz sahralarda saf saf olmuş yürüyen,
Bir altın nesil gördüm gece yarılarında.
Ali Yılmaz/KASTAMONU
Milli hislerimizi coşkun bazen de sitemli bir dille kaleme almışsınız. Üslubunuzda bir iki hata olmasına rağmen şiiriniz yüksek bir duygunun içten bir sesin, hislerdeki bir coşkunun terennümü olmuş. Serbest şiirde de yer yer kafiyelere rastlanır. Fakat bunda da yine bir örgü plânı uygulamalı. Zuhurat nev’inden kafiyeler belki çok iyi denk geldiği zaman insanın içini açar. Fakat şair bunun aksi de olabileceğini düşünüp bir kafiye şem’asını zihninden daha önce çizmiş olmalıdır. Size önce şiirin en küçük birimleri üzerinde dikkatli bir şekilde iyice düşünüp sonra bu bölümlerdeki kuruluş çizgilerini şiirinin bütününde bir kuyumcu edasıyla işlemenizi tavsiye ediyoruz. Bizlere güzel şiirlerinizden göndermeniz dileğiyle, Selâmlar.
BİRGARİBİM
Işığa susamış gecelerde hep seni andı dilim,
Su hülyalı karanlıkta sana açıldı ellerim,
Nur saçan ikliminde seni bulmak istedi gözlerim,
Vuslatına ermeye çalışan sadece bir garibim.
Engin aşkınla kavrulmak ister gönlüm,
Yürüyorum senin firdevsindir yönüm,
Ey Yüce varlık sana kullukla geçsin ömrüm.
Dikenlerden sana sığınan sadece bir garibim.
Salih Çalışkan/İZMiR
Şiirinizde ellerini semaya açmış duâ eden bir insan tablosunu görmemek mümkün değil. Bir yalnızlık menzilinden Hakk’a ulaşmak isteyen çilekeş bir yolcu, bir ebed yolcusu hatırlatan bir tablo bu. Gariblik güzel şey dostum! Fakat bu Hakkanî bir gariblik olursa.. Yoksa yeis çemberine düşmüş bir insanın garibliği yalnızlığın kesif atmosferinde kıvranmaktan başka nedir ki?
Şiirinizde his ve duygularınız coşkun, akıcı bir dille anlatılmış olmasına rağmen dış çerçevede kırıklık, eksiklik var.. Mükemmele çırpınan bir şiir kuşu gibi yüreğiniz. Hamle yapmış fakat tam başaramamış zirveye ulaşmayı. Bunu başarmanın tek yolu da okumak. Şiir kitaplarını taramak şöyle bir. Sonra yazmak. Dış çerçeve ile iç bütünlüğünü birleştirici şiirler yazmak. Hem de hemen göndermeye gerek yok şiiri. Bir müddet bekletin. Sonra tekrar okuyup eksik gördüğünüz yerleri bir san’atçı hassasiyeti içinde düzeltin, tamir edin sonra gönderin bize. Göreceksiniz ki, bu tavsiyeler ışığında daha mükemmel, daha iç açıcı daha sanat dolu şiirler yazma ufkuna ereceksiniz. Selâmlar, sevgiler...
BEKLEDİK...
Yıllandı gözyaşları pınarlarında
Her umutta bin inkisar yaşandı
Ruhsuz gövdelerle yaşarken zulüm
Hasretin şafağına kurşun boşandı.
Bekledik! Bekledik ha bekledik!
“Rasul” kokulu KUDSİ GELECEK dedik,
Yiğidim! Dudaklarda âtinin yakut muştusu
Diriliş bestesinin gurbetiyle yoğrulduk
Ve bitecek dedik alaca tanda yaktığımız ağıtlar
Bekletme bizi hele gayrı pek yorulduk.
Bekledik! Bekledik ha bekledik!
“Mesih” kokulu Kudsi gelecek dedik.
Metin Asım Dikeç/ANKARA
“Aylar önce gönderdiğiniz ve kendisinden ümit kestiğiniz bir şiirinizi” daha yayımlıyoruz sitemkâr dost. Göndermiş olduğunuz mektubunuzdaki tenkitlerinizde haklısınız. Biz gönderilen şiirleri maalesef biraz gecikmeli olarak yayımlıyoruz. Fakat inanın bunu istemiyerek yapıyoruz. Sızıntı'nın Sizden Gelenler sayfaları için o kadar çok şiir gönderiliyor ki, bunları mecburen bir sıraya koyup değerlendiriyoruz. O zaman da “torunlarınızın okuyacağı kadar geç bir tarihte” olmasa da iki-üç hatta bazen dört ay gecikebiliyor. Fakat şunu da unutmayın güzel dost bizde hukukda olduğu gibi mürur-ı zaman yok. Bize gönderilen hiçbir şiir “Zaman aşımına” uğramıyor. Mutlaka titizlikle değerlendiriliyor. Gelelim şiirinize: Çalışmalarınızı güzel buluyoruz. Yalnız Şiirinizin burada yayımlamadığımız ikinci kıtası muhteva olarak katılmadığımız, katılamayacağımız duygularla dolu. Ümitli olun güzel şâir! Size muştular olsun. Sizin beklediğiniz “Cennet kokulu kudsiler” geliyor. Sızıntıdan kucak dolusu selâmlar, sevgiler.
BİR GARİPTİR İNSANOĞLU
Bazen vurdumduymazdır; hiçbir şeye aldırmaz,
Bazen hisle doludur; her şeye katlanamaz,
Bazen öyle gariptir; yarasnı sardırmaz.
Bir âlemdir insanoğlu, yaratıkların hası,
Meçhullerle doludur, onun ruhi dünyası.
Bazen melekleşir o; ameliyle, ihlasıyla,
Bazen bir mücrimdir o; cürmüyle, şekvasıyla,
Bazen de zikzak çizer bu hâl ve edasıyla
Bir âlemdir insanoğlu, yaratıkların hası
Meçhullerle doludur onun ruhi dünyası.
Mehmet Fatih/ANKARA
Şiirinize biraz daha ritim katın. Kafiye örgüsüne daha dikkat edin. Eğer gayret ederseniz hece ölçüsüyle güzel şiirler ortaya koyabilirsiniz. Fakat bu serbest şiire yanaşmayın demek değildir. Bunun yanında şâir kendi karekterine uygun bir üslup sergiler. Şiir onun ruh yapısını yansıtır. Siz de şiirdeki yerinizi bulmak için bol bol çeşitli türlerde şiirler denemelisiniz. Fakat öncelikle sizin kaleminize uygun olabilecek heceyi denemenizi tavsiye ediyoruz. Selâmlar.
TÜKENİŞTE MÜJDELENEN DİRİLİŞ
Azgın sularıyla kükredi nehir,
Yelkenli akıntıya kürek çekmekte.
Yolcular umut gözlemekte,
Fani, cılız yaratıklardan.
Meçhule uğurlanışın,
Son halkasına gelindiği dem.
Gözler ağlamada.
Boşa koyulaşan kan.
Hiçe sarfedilen emek
Ve gençliğin,
Yaban ellerde tükeniş gafleti,
Başlangıç güzeldi,
Son hazin,
Güneşin ufuklara dönüş bitkinliği,
Sonbaharın ürperten dökülüşü,
Sarıverince benliği o menzile uğurlanış,
İşte o an düşün.
Safsatalı hayatını,
Benizinde solan buseleri,
Ak saçlarındaki sitemi,
Düşün doğuşun hazin tükenişini
Ve tükenişlerde müjdelenen,
Yeniden dirilişi.
Cevat Ulu/TRABZON
Bir dirilişin sıcacık nefesi duyuluyor şiirinizde. Yahya Kemal'in “Sessiz Gemi”sinin rıhtımdan ayrılış nağmeleri ve el sallayanların kederi. Fakat bir fark var sizin şiirinizde, yolcu geriye dönüyor o meçhulden. Y. Kemal'de ise meçhulün sırlı dünyasında kayboluyor. Fakat şiirinizde biraz daha iç musikisine ve üsluba önem vermelisiniz. Bir de şiirin en son mısraı diriliş müjdesi veriyor. Fakat bu ani olduğu için “nereden geldi bu mısra” dedirtebilir. Bu sebepten şiirin diğer mısralarında da bu diriliş duygusuna yer verirseniz bu ani mısra şokundan okuyucuyu kurtarmış olursunuz. Yeni güzel şiirlerinizi özlemle bekliyoruz Trabzonlu şâir. Selâmlar.
GECENİN ÇIĞLIĞI
Şu sönük satırlarıma nasıl başlıyayım, bilemiyorum?.. Bir yanımı felç eden yalnızlık; öbür yanımı sağır eden düğün çığlıkları, âdeta beni sersem etti. Bende; ne düşü&sh