Ağustos 1990 · s. 330 · 4 dakikalık okuma
Sizden Gelenler
ÖZLEM BAHARI
Bahar çiçekleri getireceğim size,
Baharın hiç gelmediği diyarlardan,
Ana sütü gibi ak, temiz,
Bir gül getireceğim rüyalardan,
Bir kahraman olacağım dillerde
Benim için destanlar yazacaksınız siz.
Bu bahar ki bir-teselli olacak,
Gökten ümit yağacak ellerinize.
Herkes mutluluğu tadacak yeniden,
Dudaklarda son bir şarkı kalacak
Mutluluk uçuşacak bulutlar gibi,
Yasemin çiçekleri pay atacak sevgiden.
Bu bahar ki hiç gelmemiş beklenen,
Gün doğmayan diyarlardan gelecek,
Gönüllerde taht kurmuşsa bu Özlem,
Bu özlem, bu bahar gerçekleşecek
Hiç gülmemiş dudaklarda tebessüm,
Hiç bulmamış gönüllerde teselli
Bu baharla gelip yerleşecek.
Mehmet Yavuz / DENİZLİ
Şiirinizi çok güzel bulduk. Estetik olarak da, muhteva olarak da çok tatlı, özlem duyduğunuz bahar gibi muştularla dolu. Özellikle ikinci kıtanızın çok başarılı olduğunu söyliyebiliriz. Bize başka şiirlerinizi de gönderirseniz, şiiriniz hakkında daha rahat konuşabiliriz. “Karamsarlık” adlı diğer şiiriniz ise burada yayımladığımız şiiriniz kadar başarılı değil, “özlem Baharı” ile “Karamsarlık” nasıl olurda aynı kalemden çıkar? Bir türlü karar veremedik. Size “özlem Baharı”nın muştulan arasında dolaşmayı tavsiye ediyor, yeni şiirlerinizi bekliyoruz. Sızıntı'dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler.
GÜL ORDUSU
Bakarken, çiçeklerle bezenmiş orduya
Bel bağlıyorum o kutsal, büyük davaya
Giderek çöller deki sonsuz sahraya
Görüyorum kutlu eli uzanırken vâhâya.
önce tek tek, sonra binlercedir güller
Attığı tohum yeşermiştir, belli eder.
Gül Ordusu'dur bu, ne dert dinler, ne keder
O'nun davasıdır bu, sonsuza dek sürer.
Cennet asâ baharda gelir kutlu çehre,
Gösterir hakikati bu mübarek şehre,
Erişir yurdum, o ihtişamlı devre
Yaptıkları destan olur gider, gider ebedlere.
Necati Döney/TOKAT
Şiire yeni başladığınız anlaşılıyor. Şiiriniz estetik olarak biraz zayıf. Size Yahya Kemâl, Necip Fazıl, Mehmet Akif, Cahit Sıtkı Tarancı, gibi şiir ustalarının şiirlerini dikkatli bir şekilde okumanızı ve incelemenizi tavsiye ediyoruz. En büyük eksikliğiniz ahengi sağlıyamamış olmanız. Ahengi sağlamadan da şiiri şiir yapmak mümkün değildir. Sabırla çalışmanızı ve yeni şiirlerinizi bize göndermenizi istiyor, Sızıntı'dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler sunuyoruz.
GÖRÜNDÜ YOLCULUK
Yolculuk var...
Yolculuk, gönüllere
Güllere
Bülbüllere
Yolculuk var...
Uzak illere
Yerlere
Derinlere
Yolculuk var...
Umut sunanlarla
Aşkla yananlarla
Yara saranlarla.
Yolculuk var...
Bir yerlere.
Bilinmeyenlere
Ötelere!...
Zeliha Karabulut / MUĞLA
Sizin yolculuğunuz tuttuğunuz yolun tepelerine doğru gibi geliyor, bize. Şiiriniz için kullandığınız ilk kelime orjinal. Bir sözümüz daha olacak; pergelin sivri ucunu zemininizle sabitleştirip, kolunu alabildiğine açmalısınız.
Bu yolculuk madem bilinmeyenlere; ötelere doğrudur, öyleyse bu enginlere kanat açmada ona göre olmalıdır. Yeni denemelerinizi bekler, çalışmalarınızda basanlar dileriz. Sizıntı'dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler.
ANA
Bir sen oldun, o minik dünyamda
Birtek sen, anam!
Kırışmış alnının çizgilerinden.
Çocukluğumu görüyorum sanki.
Bükülmüş kaddinin üzerinde
Doğruldu o zayıf belim.
Acı da olsa o eski günleri
Hatırlamak, yadetmek anılarda;
Üzerime kol kanat gerdiğini,
Benim için ağlayıp sızlandığını,
Benim için, o çekilmez Kaf dağını
Sırtına yüklendiğini.
Şimdi n'olur müsaade et.
Yeniden sık parmaklarımı
O nasırlı avuçlarında,
Göz yaşlarım göz yaşlarına karışsın.
Unutmak mı? Benim kârım değil!
Omuzlarıma alıp seni
Çıkmak isterim Kabe yoluna.
Aç, susuz geçeyim o çölleri
Fakat heyhat! Bu ücret azdır sana.
Tek tesellim var; burada olmasa da.
İnşaallah hep beraberiz
Kabrin öbür tarafında, ANA.
İbrahim Özbek/ANKARA
Bizi duygulandırdınız. Bambaşka dünyalara götürdünüz. Şiirinizin başarılı olduğunu söyliyebiliriz. Yalnız bizim bütün tenkitlerimizde üzerinde ısrarla durduğumuz, ahenk, muzikalite, şiiri şiir yapan ses, daha önceki şiirinizde olduğu gibi bu şiirinizde de bir hayli zayıf. Unutmayın ki şiir, güzel duygu ve düşüncelerin, güzel, harikulade bir şekilde ifade edilmesi, kelimelere, mısralara dökülmesidir. Size Necip Fazıl’ın “Anneme Mektup” ve “Anneciğim” adlı şiirlerini dikkatli bir şekilde incelemenizi şâirin bu şiirlerde ahengi nasıl sağladığına dikkat etmenizi tavsiye ediyor, Sızıntı’dan kucak dolusu selâmlar, sevgiler sunuyoruz.
İNANCIN ENGİN İKLİMİNDE
-Mesut Huzurlu-
İnançsızlığın moda haline getirilmeye çalışıldığı ağır, sıkıntılı ve ufunetli yılları insanlık yavaş yavaş geride bırakıyor. Madde ve ruhun bütün yönleriyle en güzel tatmin edilebildiği bir ortama kucak açıyor. Bütün varlığı ile insanlık ve dünya bu mutlu geleceğe hazırlanıyor. Farkında olanlar var, olmayanlarda...
Mutlu yarınlara insanları götürecek inanç ikliminde yaşanan bazı müşahhas hâdiselere, bu konuya daha başka âlemlerden de ışık tutuyor. İnanç ikliminin altın soluklarını kabiliyetimiz ölçüsünde soluklamaya çalışan bizler bu hâdiselerle kendimizden geçiyor, bize haydi yürüyün diyen ellere, sonsuz minnet ve şükranlarımızı arzediyoruz. Gittiğimiz yolun sağına soluna dikilmiş müjde fenerleri yarının aydınlık ikliminden bizlere mesajlar sunuyor.
İnsanlığı bugün mutlu yarınlara hazırlayacak en önemli unsur, 14 asırdır nurlu ikliminde kendisine tâbi olanları ahiretin mesut ve bahtiyar yarınlarına hazırlamış olan nurlu kitap Kur'ân-ı Kerim'dir. Bu kitap, insanlara hem bu dünyada hem de ahirette, en güzel hayatın prensiplerini sunmuş ve bu ışıktan istifade eden insanlar, her iki âlemde de mutlu ve mesut olmuşlardır.
İnsanın dünyada misafir olduğu, bir imtihan için gönderildiği ve vaktini doldurunca da ahirete göçeceği, ahirette de dünyadaki hayatın hesabın verileceği haşir inancı; mutluluğun altın yolunun en önemli basama klan dır.
Haşir inananın insan için pekçok ruhi ve hayati faydalan vardır. Kur'ân-ı Kerim'in son dönemlerde yapılan önemli tefsirlerinden birinde haşir inancının içtimâi faydaları tek tek sıralanmakta ve haşre inancın insanın şahsi saadeti ve mutluluğu yanında içtimâi yapıya olumlu tesirleri anlatılmaktadır.
İhti