Ağustos 1990 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
***
Matbuat, millet hissiyatının tercümanı, kitlelerin rehberi ve nâşir-i efkârıdır. O zulüm ve istibdâd idarelerinde ya esir veya dalkavuk olarak kalmıştır.
***
Her muharrir, söz ve davranışlarında edepli, lisan ve kaleminde de nezih olmalıdır.
Yoksa, mevhum bir fâide uğruna muhakkak zararlara sebebiyet verilebilir...
***Muharrirleri, müellifleri, millî duygu ve millî düşünce istikametinde istedikleri gibi yazamayan milletler, daha çok Bâbil esaretini tasvir ve temsil ederler.
***Matbuat, isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olsa bile, yine de millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret vardır.
***Bilhassa gazeteler, şahısların hevâ ve hevesine
hizmetten fevkalâde sakınmalı, sadece ve sadece milleti irşâd etmeyi hedeflemelidirler...
***Mezarlarda çürümeye terkedilen nice kafa kemikleri vardır ki,zulüm, istibdad ve sansürden ötürü yazılamamış bir sürü kitabı da alıp beraber götürmüşlerdir.
***Yalan kafirce bir lafızdır. İnsanı, burada, vicdan-ı umuminin er-geç ıttılaıyla değersizliğe, ötede de cehenneme mahküm eder.
*** Yalan, müdahaneci; hakikat, ciddi ve müstağni, yalan zevzek ve hoppa, hakikat vakur ve muhteşemdir. *** Yalanın, hilenin, hırsızlığın, iftiranın yaygınlaştığı ülkeler harap; böyle ülkelerin ahalisi fakir, askerleri de ihtilalcidir. *** Yalancılık hangi kıyafete girerse girsin, kendini ma’şeri vicdandan saklayamaz. Hele Hakk’ın nüruyla bakan erbab-ı feraset nazarında asla!... *** Yalanın revaç bulduğu meydanların onunla dolup-taşdıgi zaman hakikatin dili koparılmış sayılır.