Ekim 1988 · s. 372 · 4 dakikalık okuma
Sizden Gelenler


AKINCI RUHU
(Yahya Kemal Beyatlı’nın aziz hatırasına)
Cenge denildiği günler şendik
Bilirler bizi cihanı kaç defa yendik
Verildiği günler kutlu buyruk ileri
Giderlerdi dönmemece o iman erleri
Hizmet uğruna koşacağız durmadan
Ereceğiz maksut menzile yorulmadan
Coşacağız, kalplerimizdeki imanımızla
Uçacağız yedi kat göklere işte o hızla
Alkanlar içinde bizleri görürsünüz de
Rüyetullah vardır o an gözlerimizde
Cenge denildiği günler şendik
Bilirler bizi cihanı kaç defa yendik.
Mehmet Garib Şeyhoğlu
BEKLENEN YİĞİT
Aktan akı
Çoktan biri
Vardan onu
Seç yiğidim.
Canlar fani
Ölüm kati
Ruhtur baki
Bil yiğidim.
Kandan öte
Şehit göre
Gözyaşını
SU yiğidim
Zaman geçer
İman yeter
Neslim diye
Yan yiğidim.
Hamza gibi
Keskin kılıç
Yeter artık
Gel yiğidim
Aziz Mızrak/Gölcük
TUNA TUNA
Coşkun sularında nazlı rüzgârın,
Işık ışık, pul pul ürpertiler
Tahtını kurmuşsun ne mutlu sana.
Her Türk’ün gönlü ne yıllardan beri
Seni sevmek Hak,
Seni sevmek Hak...
Üstüne ceddimin sesleri sinmiş,
Her kıyı, köşende bir derin kuşu.
Senin dalga dalga bu hal-i tavrın,
Şanlı ordumuzun cenge koşuşu
Var delice ak,
Var delice ak…
İbrahim Berber/ANKARA
SEVGİLİ SIZINTI’YA
Buğu buğu yükselen ikliminde
Bir tatlı esintinin serinliği var
Aşılmaz görülen anlam perçeminde,
Kat kat manaların derinliği var.
Hamza GÜLZAR/ANTALYA
SEVDA ÇİÇEĞİ
Kalb ikliminde açan, solmayan bir çiçeksin
Serap değil renga renk, burcu burcu gerçeksin.
Sen benim ruhuma ötelerden bir mesaj.
Yahut muştu, beşaret, ümit, inanç, mihenksin.
Seninle bu yolları aşmak pek kolay bize,
Özümüzde sen varsın, çirkinlik gelir dize,
Paslı geceler döner altın ışık gündüze,
Rengin, kokun bizleri en Sevgiliye çeksin.
Sümeyra NUR
Bir gece kendi iç âlemimde hissettiğim bazı duru hakikatleri kelime kalıplarına dökme gayretleri beni bu yazıyı yazmaya sevk etti.
Dünya hayatı yönüyle belki hemen hemen herkesin gıpta edeceği parlak makamlara ulaştım. Bu hayatın nimetlerini en fazla tadanların durumların, yakından inceledim. Makam, rahat konfor, yönüyle en ileri uçta olanlar ve insanların bunlara ram oluşunu hayretler içerisinde müşahede ettim. Bütün bu zevklerde ve güzellik zannedilen şeylerde büyük bir boşluğu serdim. Bunlar insanı tatmin etmek şöyle dursun, bilakis onun huzur ve mutluluğu önünde kocaman setler oluşturuyordu. Adeta cehennemi simalar etrafımı kuşatmıştı. Ve geriye döndüğümde makam ve mevki yönüyle bu kimselerden çok aşağıda olanların nasıl dünyaya koştuğunu, dört elle sarıldığını hayretler içerisinde gördüm. Dehşete kapılmıştım. Ve avazımın çıktığı kadar bağırmak, haykırmak istedim. Geri dönün! O yol çıkmaz sokaktır! Oradan bir yere varılamaz! Ben o uç noktadan geliyorum! Sesime kulak verin! Gerçek huzur ve saadet ancak O’nun hoşnutluğudur. Ah bir bilselerdi ve ah ben de tam olarak bunu idrak edebilseydim. O anda hissiyatım Yusuf (as) duasını yapmamı şiddetle arzuluyordu ve ben meçhul gariplerden birisi olarak O’nun huzuruna gitmeyi istiyordum.
Abdullah Utku/ISTANBUL
SEVGİLİ SIZINTI
Sen karanlık gecelerin aydınlık sabahı, şu karanlık âlemde etrafına ışık saçan bir nur, boynu büküklerin, yaralı gönüllerin, ızdıraplı sinelerin, öz yurdunda garip olanların biricik ümit kaynağı... Oluşturduğun sevgi pınarından bütün gönüllere damla, damla mutluluk akıtıyorsun. İyilik, güzellik, doğruluk var. Sevgi, merhamet, dostluk var sende. Seni her elime alışımda kendimi dünyaya yeniden gelmiş gibi hissediyorum... Seni sana anlatmaya kelime bulamıyorum. Öylesine güzelsin ki...
Sızıntı’yla geçen her gece, gündüz gibi aydın
Bir başka bahar âlemi her anı hayatın...
Saygılarımla
Birgül ŞEN/İSTANBUL
DÜŞÜNCELERİM
Gözlerim kederle doluyken
Yine dipdiri bir sabah oluyor
Bir mezar sükûtunda yatağım
Ruhumda fırtınalar kopuyor.
Ayaklarım hayat yarışında yorgun
Aklım kendi kendine yetmiyor
Diremiş gözkapaklarımı düşüncelerim
Gözümü kırpmadan güneş doğuyor
Her şey bilinmezlerle dolu âlemde
Gittiğim yollardan hep geri dönüyorum
Bir çemberin içinde dönüyor, dönüyorum
Gecelerde doğup, güneşle ölüyorum
Gece, inceliğin, düşüncenin zirvesi
Mehtap, hay atıma kader güneşi
İnceleşir bütün elem karanlığında
Öldürür deliliğimi sabah güneşi.
Gece, içimdeki fikir çilesine eş
Kardeş kanına girmiş kardeş
Fikir parça parça etmiş beynimi
Marangozun elindeki testereye eş!
Sevcan SARI/MERSİN
KAB—I KAVSEYN’E DOĞRU
Şafak söktü gönlüme Rabbim şükürler olsun,
Gecenin siyah kanadı çekilirken aralandı perdeler.
İçime bir baharın tütsü kokusu dolsun,
Aklım, fikrim bu renk cümbüşünde mesaj dermedeler.
Sabahın ilk ışıkları vurdu yüreğime ışıl ışıl,
Gönlüm yine olduğunu bir daha hatırladı,
Uyuyordu tabiat derin bir sessizlikte mışıl mışıl.
Birden içimde, bir içimde bir kanat şakırdadı.
Anladım ruhuma şevk kıvılcımı çakmıştı Hakk ‘tan,
Anladım yükseliyordu engine itidalli ve yavaş.
Ve bir ışık demeti süzülüyordu kanadından,
Bu ışıkla billur avizeye dönüşüyordu dağ taş
Sonra Sidre ‘ye varıyordu konacak yer nerde?
Kab-ı Kavseyn’e uçmak diliyor heyecanla,
Daha kalkması gerek aradan bir kaç perde,
Kavuşmasına az kaldı güzeller güzeli Camın’la.
Enis SOKAN
SIZINTI
Çevreleyeceksin bütün afakımı
Senin için akıttım gözyaşımı
Gel, gir kalbime dinle ahımı
Zulmetten nura çevirdin hayatımı.
Murat BAYRAKTAR/İSTANBUL
EL VEDA
Isıtır ruhumun derinliğini,
Aysberg’lerin kol gezdiği dünyada
Ateşte bir bahar serinliğini,
Duyurur bana o kutsi seda.
Ümitsizlik kaosunu geçince,
Yol dayanır köprülere pek ince,
Gark olur ruhumuz birden sevince,
Derim ben: Şu diyara gayri “ELVEDA”
Ö. Faruk ŞEHSUVAR