Sızıntı Arşivi

Ağustos 1988 · s. 292 · 4 dakikalık okuma

Sizden Gelenler

Sızıntı · Edebiyat

GEL

Bir gizli türkü söyler sineler,

Bir mırıltı dolaşır dudaklarda.

Ve yüzde çizgi çizgi sineler,

Ufalır bir hayal gibi uzaklarda.

Ben, sahil kuşu muyum nedir çırpınışım?

Ufukları kanadımda mı taşıyorum?

Güneş bende bir gölge midir sarışın,

Akisten kanatlarla mesafeler mi aşıyorum?

Bana Mesih mi üfledi bu canlılığı

Nereden geldi bu şevk kıvılcımı böyle?

O ak saçlı rehberin sevgi ılıklığı,

Tılsımlı bir tütsü mü ey kalbim söyle?

Bırak martılar denize umutsuz baksın,

Bırak, dalgalar kabarsın insin çaresiz...

Bırak, bir gece serinliğinde ateş yaksın,

Ellerini ovuşturan çobanlar dağlarda sessiz.

Sen, ey kalbim söyle bana,

O bir tuhfe sevgi çiçeğini, nereye attın?

Gemileri geçmeyen bir ummana,

Neden ey gözlerim umutsuz baktın?!

Gel, ey kıbleden esen Hızır nefesi,

Gel, ey Yunus illerinden yükselen sıcacık soluk.

Gel, ey son nida, son nağme tevhit sesi,

Gel de kurtar şu garibi, bitti bitecek yolculuk;

Ömen Faruk Şehsuvar

YETER ARTIK

Madem kalbin eninde sonunda duracak bir gün

Ne bu emeller zevki sefa, ne bu düğün

Madem “çık’’ deyip koyacak seni dünya

Kapan kapısına; ister ağla ister dövün

Serdar YIĞIT – ANKARA

ÜMİT HALELERİ

Ümit karanlık, düşünce uyuyor,

Fikir korkak, hareketten korkuyor.

Şafak söküyor o aydınlık ruhlarda,

Gün ağarıyor taze umutlarda.

Gece ki; son demlerini yaşıyor,

Bülbül ötüp, güle doğru koşuyor.

Ufuk yeni aydınlığa hamile,

Güneş doğuyor artık himmet ile

İnsan, gözünde uyku sersemliği,

Yırtıyor üstündeki geceliği

İtiraf: “Geceler bitmez sanmış tık,

Yalan söylemiş, yalana kanmıştık.”

Hayat! Hayat artık mutlu sürüyor,

Dua! Dua uzun ömür diliyor

N. Karaahmetoğulları — Eskişehir

GECELER

Alarak koynuna ısıtır beni geceler

Bazen gulyabani olup korkutur geceler

Süzgünce yalnızlığımda yarımdır geceler

Uykunun mahmurluğunda yorganım geceler

Yıldızlardan atlasla nakış yapar geceler

Gündüz yorgunluğunda gergef işler geceler

Yalnızlığın sirayetinde köprü geceler

Ölümün yakın gelişinde törpü geceler

Rahmi Şeyoğlu – Tokat

MUTLULUK TÜRKÜSÜ

Gündüz hayallerle, gece düşlerle,

İğne ile kuyu kazdım gelerek.

Bütün rüyaları hay ıra yorup da,

Yaşıyorum acıları silerek.

.

Sevgileri nakış yaptım yüreğe,

Ümitlerle yola çıktım bilerek

Güneş’e ve Ay ‘a çiçekler atıp,

Yaşıyorum acıları silerek.

Durdu ŞAHİN — SAMSUN

BENLİK

Nerde görsem kurumuş solmuş nebat ve çiçek

Zannederim ki ömrüm o an sök un edecek

Her kimin salasını duysam minarelerden

Hatırlarım ki Rabbim yeniden diriltecek

Ey sonu gelmiş benlik sıyrıl asiliğinden

Bir sayfa ki kâinat oku, oku derinden

Rabbim izin vermeden bir yaprak düşmez iken

Gafil insan muzdarip, yok olup gideceğinden

Gördümdü bedbahtlığı sarınıp ağlıyorken

Ne umutsuz kalmıştım ne de biçareydim ben

Zaman dipsizliğinde bir ebed yatıyorken

Yine bendim ağla yan benlikler ötesinden

Aydın Türker- Trabzon

Sevgili Sızıntı’ım

Binbir kaosun kot gezdiği ve Yüce Yaratıcı’nın inkar edildiği şu günlerde sisli, düşünceleri boğdun, yolumuzu aydınlatıp ufkumuzu genişlettin. Adın SIZINTI fakat büyük çağlayanların bile yapamayacağı işler yaparak gönlümüzün en derin yerine sızdın. Nice kimseler seninle özüne dönebildi. Ne mutlu ki bize böyle bir günde SIZINTI gibi bir dostumuz var.

H. Mehmet Aslan — Kırşehir

HAZAN AKŞAMI

Lalenin boynu bükük,

Gül sarı, bülbül yaralı

Irmak akmaktan atanmış

Nesli cedit ağlayalı

Bir kazan akşamı çökmüş

Bu bahar öylesine

Dem tutar kuşların öygün sesi

Yüce tekbir sesine

Nemli topraklar kokuyor

Hazin esen rüzgârda

Bir dua hala ağaçlarda

Eğik dallarda

Bir kazan akşamı çökmüş

Bu bahar öylesine

Karışır kuşların öygün sesi

Yüce Fatihalar sesine.

Ahmet Fetih Nom

Sevgili SIZINTI’YA,

Mutluluk... Telaffuz ettiğim, fakat içimde manasını duyamadığım bir kelime. Birşeyler arıyorum. Ama ne? Duygularım karmakarışık. Ruhum en acımasız kıskaçların, en ağır cenderelerin altında eziliyor. Beynim sanki acıdan eriyip kan gibi akıp gidecek. Bulamadığım şeyin üzüntüsünü içki şişelerinden, uyuşturuculardan çıkacak da değilim. O zaman aradığım şeyi nerede bulacağım? Bu sıkıntılarımı nasıl gidereceğim?

Ama seni okumaya başladıktan sonra... İşte o zaman buldum aradığım şeyi. Her satırında tekrar tekrar mutluluğu yudumladım. Daha doğrusu tahkiki imanın verdiği mutluluğu.

Bizleri buhranlardan kurtarıp, gerçeği gösterdiğin için sana sonsuz teşekkürler edip yayın hayatında muvaffakiyetler dilerim.

Yolun açık olsun sevgili SIZINTI’M.

Sultan Altundağ — ÇİVRİL

ÖTELER

Bu gece içimde başladı gurbet,

Bitmedi yıllardır çektiğim hasret,

Günlerim, yıllarım olmada zillet;

Bana ötelerden yollanmış davet:

—Alıyorum—

Ömür bilinmez zamanın sadece kim,

İstemem artık onun yarınlarını!

Aramaz gözlerim uzağı—yakını.

Bilinmez bir âlemin kapısını;

—Çalıyorum—

Her gün tırmandığım dertli yokuşu,

Bitirsem de bir gün bu boş koşuşu,

Kalben arzuladığım o sonsuz uçuşu;

Ve gönlümde uçmak isteyen kuşu,

—Salıyorum—

Sessizce girerken meçhul âleme,

Ta ruhumdan gelen derin inleme,

Anlattı kendimi hissiz beynime...

Az sonra bitecek bir sessiz deme,

—Dalıyorum—

Kaçarken dünyadan çok ötelere,

Takıldı gözüm, uzakta yanan fenere,

Bir çizgi çekerken geçmiş günlere...

Benim çağrıldığım uzak bir yere,

—Varıyorum—

Tehin MEMİŞ —ANKARA

IZDIRAP

Bir karanlık gece gibi sır dolu;

Allah’ım! Senden uzak gecelerim var.

Günahlar uçurum, rahmet zirve yolu,

Bitmez günahlarımdan yüceye dualarım var.

Rahmetleri örten şeytandan ince bir sis,

Öz beynini yutan akıl kafesi bir baş!

İçimde dünyalar yutan bir nefis,

Dua uçan süvari, hayat karınca kadar yavaş

Günah altın kafes, günahkâr meyus,

Rahmet bitmez huzur, vakur bir susuş.

Mehmet Garib Şeyhoğlu