Ağustos 1988 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Yetimi fakiri, mazlumu himaye edip, padişahla köleyi, kumandanla neferi, davalıyla davacıyı aynı sandalyeye oturtup muhakeme eden kitap da yalnız Kur’andır.
Kur’an’ı üsture ve hurafelere kaynak göstermek, ondört asır evvelki cahiliye araplarından, bugünün dinsizlerinin tevarüs etdiği bir kısım çürük hezeynalardan başka birşey değildir ve bu anlayışla hikmet ve hakiki felsefe alay eder...
Kur’an ve onun getirdikleri hakkında söz söyleyenler, muvakketen olsun, beşerin nizam, ahenk, huzur ve emniyeti adına bari birşeyler soyleyebilselerdi. Doğrusu Kur’an’a yabancı medeniyetlerin perişaniyet ve derbederliği, onun ışığından mahrum gonüllerin sıkıntı ve buhranlarla inim inim inlemesi karşısında bu temerrüd ve bu inadı anlamak oldukça zor...
İnsanlık için en muntazam hayat Kur’an’ın solukladığı hayatdır. Hatta denebilir ki, bugün dunyanın dörtbir yanında takdirle yad edilip alkışlanan medeniyetin birkısım güzellikleri de tamamen Kur’an’ın yüzlerce sene evvel teşvik ettiği şeylerden başka değildir. Kusur ve kabahat kimde..!
Bizde, ötedenberi Kur’an hakkında atıp-tutanlar ve onunla uğraşmayı meslek haline getirenler, umumiyet itibariyle, hep bilmediğini dahi bilmeyen bir kısım cahiller olmuşdur. Ne acıdır kı, bu zavallılar, aleyhinde oldukları kitap hakkında ne bir araştırma yapmış ne de birşeyler okumuşlardır. Aslında bunların iddialarıyla, pozitif ilimlere karşı temerrüd gösteren bir cahilin iddiası arasında fark yokdur ama, halkın hakikatlara uyanması için daha bir süre beklemek icab edecekdir...