Sızıntı Arşivi

Temmuz 1988 · s. 252 · 4 dakikalık okuma

Sizden Gelenler

Sızıntı · Edebiyat

BİZİM

Her inişin yokuşu, yokuşun inişi var,

Artık bundan öteye ferman bizim söz bizim.

Kaç mevsim kıştan sonra, goncaya durdu dallar

Artık bundan öteye bahar bizim yaz bizim.

Ah, hilalsiz geceler yalana oldu beşik,

Gölgeler ve perdeler sahteye kurdu eşik,

Ve ışıktan oklarla ne varsa delik—deşik,

Artık bundan öteye kalem bizim dil bizim.

Vicdan dipçikledikçe tövbeye çöktü, “cinler”,

Şadırvanlar şenlendi, canlandı güvercinler.

Kalpteki çırpınışta Allah’ı duydu canlar,

Artık bundan öteye canan bizim can bizim.

Hilalin çevresinde aydınlık çehreler var,

Yardan ve serden geçmiş inançtan yürekler var,

Bayrağa boyun koymuş bükülmez bilekler var,

Artık bundan öteye nesil bizim çağ bizim.

Ali Tokul

BENLİK VE ÖTESİ

Nerde görsem kurumuş solmuş nebat ve çiçek

Zannederim ki ömrüm o an sükun edecek

Her kimin samsını duysam minarelerden

Hatırlarım ki Rabbim yeniden diriltecek

Ey sonu gelmiş benlik sıyrıl asiliğinden

Bir sayfa ki kâinat oku, oku derinden

Rabbimizin vermeden bir yaprak düşmez iken

Gafil insan muzdarip, yok olup gideceğinden

Gördümdü bedbahtlığı sarınıp ağlıyorken

Ne umutsuz kalmıştım ne de biçareydim ben

Zaman dipsizliğinde bir ebed yatıyorken

Yine bendim ağlayan benlikler ötesinden

Aydın Türker / Trabzon

BEYİTLER

YAKIN

Dua et, seni duyar, uzakta sanma sakın,

İman ki Rabbin sana, şah damarından yakın.

BATIŞ

Ölüme benzer irim, her günün barışını,

Son olacak sanırım, her nabız atışını.

KAZANIN

Mezarı kazılacak, bir gün mezar kazanın.

Belki suyuyla yunan, yapıcısı kazanın,

MERHAMET

Şefkatli de, zalim de nihayet bir gün ölür,

Halka merhamet eden, Hak’tan merhamet görür.

O DEFTER

O defterde yazılı yaptığın satır satır.

Virgül değiştiremez, ne rüşvet ne de hatır.

KAHRAMAN

Düşman olarak sana, nefsin şeytandan yaman,

Nefsi yenen insan; kahramansın, kahraman,

SÜKÜT ve SÖZ

Bazen kar bazen yağmur yağan aynı buluttan,

Sükut kötü sözden hoş, güzel söz de sükuttan

NASIL?

Nasıl ışık beklerim, gölgeler diyarından?

Nasıl emin olurum, ölüm varken yarından?

VE GÜZEL

Ne güzel razı olmak, kadere ve kazaya,

Ne güzel ibret almak, bakıp sonsuz fezaya

HESAP

İşte yatağa giydin, gözlerini kapattın,

“Kul için, Allah için,” söyle bugün ne yaptın?

OT İNSAN

“Varlığım nerden geldi?” diye sormuyor musun?

Gerçeği bulmak için kafa yormuyor musun?

BERABER

Nedir ki saçlarıma, aklarla gelen haber?

Gelmez mi sevdiklerim acep benle beraber?

AF

Rabbim nice kulun var, sudan temiz, sudan saf

O kutlar hürmetine bize ihsan, bize af

ARZEDERİM

Senden gelen her derdi mutluluk farz ederim.

En dertli anlarımda hamdimi arzederim.

SIRAT

Gözlerimiz kararır köprü varken Fırat’ta.

Halimiz nice olur kıldan ince Sırat’ta

GERÇEK

Ölü: Ebedi canlı. Ölüm: Hayatın başı,

Sonu meçhul âlemin kapısı mezar taşı,

ZAFER

Bir milyar sır gizlenmiş görünmeyen zerreye,

“Alem” denilmiş sonra zerrelerle kereye.

DEMİN

Yarına sağ çıkmaktan, nasıl olurum emin?

Gene bir delikanlının tabutu geçti demin.

VARSA

Düşünse insanlık gerçeğe varsa,

“Var eden” olmaz mı, “Var olan” varsa.

EZAN

Öldü şeytan? Arzu, bitti nefsanî heves,

Beni bana getirdi minareden gelen ses.

Ahmet Mahir PEKŞEN

KALBİ GÖZYAŞIYLA YUMAK GEREK

Bak, yine ağlamakta gökler,

Sevinç gözyaşları mı bilmem ki bunlar?

Yoksa halimize mi ağlar bulutlar?

Vaziyet o ki a dostlar,

Korkarım ki bulutlar,

Gaflet içindeki nefsin,

Günahlarına ağlar.

Ey gözler!..

Göklere inat gözler!..

Bilmem ki o günahlar,

Bulutların mı ki, bulutlar ağlar?!..

Bulutlardan yağmadı ki,

Bunca günah, bunca suçlar,

Kalbe saplanan hançer sanki,

Zehirli oktan o bakışlar.

Ağla ki; senden akan yaş,

Ateşi söndürecek.

Gelirken üzerine,

Yüzgeri döndürecek.

Ey göz;

Biraz da ibret ile bak.

Ey nefs;

Hep yerde süründün,

Artık ayağa kalk.

Sil gözyaşlarını da, bir ufka bak:

Dağılmış sisler, ağarmada şafak.

Sabahattin Altunhilal

KARANLIK UFUKLARIN İÇİNDEN

Bu soğuklar elbet bir kaç gün daha sürecek,

Çıkar başını artık, korkma, ey güzel çiçek.

Uzaklardaki tepeler yeşillenir gibi oldu.

Baktıkça baktım gözüm yaşlarla doldu.

Güneş çıktı, yavaş yavaş eriyor karlar,

Acı bir tebessümle gerildi dudaklar.

Zihinlerden geçerken hatıralar birden,

Hayat buldu taş bile, silkindi yerinden.

Taze bir toprak kokusu etrafı sardı,

Belleri büküldü hasımların, afakı karardı.

Çıkarıyorlar başlarını hep, birer birer,

Zannediyor musunuz ki bunların hepsi derbeder?

Eller hızla çalışsa tırpan misali,

Koparsalar ektiğimiz bütün çiçekleri.

Afakımız aydın, üzüntü yok kitabımızda,

Biz buyuz işte, ölsek de kalsak da...

Ömer Akıncı —ERZURUM

KİTAP KURDU

Bir deryanın içinde durmadan dönü yorum

Dönmek iç in muradım, inancım biliyorum.

Her zerrede bir ışık, ışıklarda erenler

Ne mutlu, Allah deyip, aşka gönül verenler.

Dünyama bir pencere açıldı ummanlardan

Kendimi arıyordum, Yunus’lu zamanlardan

Bilgilerin ışığı, kültür ordusu yurdu,

Bu ordunun içinde bendeniz kitap kurdu.

Şikâyetçi değilim, ne tarih, ne ozandan

Kalem mirasım olsun benim dünyamdan

Bence, yaşıyorsunuz kıymet bilen ellerde,

Ülker köleniz olmuş, sizi okur her yerde.

Ülker AYGÜN — ISPARTA

O’NA SEVGİ

Öyle sev, öyle sev ki Bir’ini,

Yaptığın herşey dengeye gelsin.

O Bir’e bendet kendi bendini,

Kulumdur deyip sevmeye gelsin.

Sevsin; çevir de Bir’e kalbini,

Âleme sevgin o Bir’den gelsin.

Lütfunu hoş gör hem de kahrını,

Ne gelirse, hep, Rabbinden gelsin.

A. ÇELİK

Sevgili SIZINTI!

Mütevazı adını mavi göklerde ışıldayan Güneşin parıltılarının erittiği korların oluşturduğu küçük şerarelerden aldın. Daha şimdiden her şırıltında çağlayıp etrafı gülşene çevireceğin günlerin terennümünü duyuyor; bu bestenin kulaklarda çağıldamasıyla kendimizden geçiyoruz…

Baharın müjdesini verdin bize, yamaçlarda açan kar çiçeklerini göstererek... Bir rüşeym halinde başını çıkarıp tebessüm ettin baharın karasevdalılarına. Bu halinle kurak bayırların papatyalarla şenlenip, gelinciklerin nazlı nazlı sallanacakları günün uzak olmadığını anlattın bize...

Karanlık gecelerimizde par par yanan meşalenle gözlerimizi ferlendirdin. Ufuktaki ışık atlılarınla yüreğimize su serptin.

Ama seni tırmanmakta olduğun zaman yokuşundaki badireler tökezletemeyecek. Sen daha nice tümsekleri aşıp ruhanilerin el salladığı ufka ulaşacaksın.

Sana bu ufuktan ben de el sallamak istiyor, “Yaradan seni de korusun?” diyorum

Faruk Sakin — SİVAS