Temmuz 1988 · 1 dakikalık okuma
Ölçü veya Yoldaki Işıklar
Kur’an; öyle bir üsluba sahibdir ki, onun ayetlerini duyan arap ve acem beliğleri ona secde etmiş, onun muhteva güzelliklerini sezip anlayan hakikatşinas edipler, O söz sultanının yanında edeple iki büklüm olmuşlardır.
Müslümanlar ancak Kur’an’ı tasdik ve ona iman etmekle aralarında bir birliğe ulaşabilirler. Kur’an’ı tasdik etmeyenler, müslüman olamayacakları gibi, aralarında kalıcı bir birlik te’sis edebilmeleri de asla düşünülemez.
‘İman bır vicdan meselesidir’ demek “Allah’ı, Peygamber’i, Kuranı yalnız lisanla değil, vicdanımla da tasdik ederim” demekdir. Her çeşidiyle bu anlayışa bağlı ibadet ise, bu sağlam tasdikin zarüri bir tezahürüdür.
İnsanlık, cehalet ve küfrün vahşetleri içinde bocalayıp durduğu bir dönemde, o vahşi muhitde bir aydınlık tufanı halinde zuhur edip, bir hamlede dünyaları nura gark etme gibi, tarihin emsalini gösteremediği en büyük inkılap bir kere olmuş ve o da Kur’an’la gerçekleştirilmişdir. Şahid olarak tarih yeter..!
İnsana, insanın mana ve mahiyetini, hakkı, hikmeti, Allah’ın zat, sıfat ve isimlerini en hassas muvazenelerle öğreten kitap Kur’an’dır ve bu sahada ona denk ikinci bir kitap göstermek de mümkün değildir. Asfiya’nın hikmetlerine, hakperest filozofların felsefelerine baksan sen de anlayacaksın . .
Hakiki adaleti, gerçek hürriyeti, dengeli müsavaatı; hayrı, namüsu, fazileti hatta hayvanata varıncaya kadar her varlığa şefkati emredip; zulmü, şirki, haksızlığı, cehaleti, rüşveti, faizi, yalanı, yalan şehadeti açıkça men eden biricik kitap Kurandır.