Sızıntı Arşivi

Mart 1991 · s. 53 · 5 dakikalık okuma

Şişmanlık

Şerafeddin Alan · Dr. · Tıp

Endüstrileşmiş ülkelerde, yetişkinlerin yaklaşık %20'si şişmandır. Bu oran, kadınlarda daha fazladır ve yaşla her iki cinste artar. Fazla kilolu olmanın tıbbî komplikasyonları çok iyi bilinmesine rağmen, hala şişmanlığın bütün sebebleri bilinmemektedir. Bugün bilinen şey, şişmanlığın bîr metabolizma enerjisi bozukluğu yanında alınan ve harcanan enerjiler arasında bir dengesizlik hadisesi olduğudur.

Şişmanlık, yağ depolarındaki artmaya bağlı fazla kilo şeklinde tarif edilir. Yağ dokusu, trigliserid şeklinde özellikle yağlardan ve biraz da sudan meydana gelir. Bunlar da organizmanın enerji rezervlerinin %95ini teşkil eder. Şişmanlardaki yağ kitlesi, histolojik olarak normal yağ dokusundan farklıdır. Erkeklerde yağ kitlesi, vücut ağırlığının %20 sini, kadınlarda da %25 ini geçerse şişman denir. Bunu ölçmek için bir grafik kullanılır (şekil 1).

ŞİŞMANLIĞA ÜÇ AYRI BAKIŞ:

Şişmanlık. epidemiyolojisti, tedavi edeni ve bizzat şişmanın kendisini ilgilendirir. Bunların her birisinin ayrı ayrı görüşleri vardır.

Epidemiyolojist, kişilerden ziyade toplumu ele alır, normal kilolulara göre aşın kilolularda artmış bir ölüm oranı bulur. Ölüm sebebleri, daha ziyade şişmanlıkla beraber kalb-damar hastalıkları ve diabettir.

Tedavi eden hekim, şişmanlığın komplikasyonlarını ve kişinin bu duruma düşüş sebeblerini araştırır. Böylece tedavi programını belirler.

Kişiye gelince, şişmanlığıyla ilgilenmek bile istemeyebilir, bu sosyal ve ailevî durumuna uygun gelebilir. Tersine, normal kilolu hatta zayıf bir şahıs da kendini aynı gerekçelerle şişman sayabilir; özellikle kadınlar.

Şişmanlığın komplikasyonları maalesef fazladır ve bütün yaş gruplarında ölüm oranı artmıştır (şekil 2). Solunum hacminin ve diyafram hareketinin azalmasına sebeb olarak solunum yetmezliğine yol açar ve arttırır. Fazla yağ dokusunun mekanik baskısından dolayı karın adaleleri yetmezliğine bağlı fıtıklar oluşur. Fazla kilo, alt eklemlerin, özellikle kalça ve dizin kireçlenmesine sebeb olur. Ayakta durmalar da bu durumu arttırır. Damar sertliği ve kalp yetmezliği, normal şahıslara göre çok sıktır. Diabet meydana gelir, lipid ve kolesterol dengesi bozularak yüksek tansiyona ve kalb-damar hastalıklarına yol açar.

Yağ dokusu, kadınlarda daha çok kalçada, dolayısıyla komplikasyonlar da alt ekstremitelerde kemik-eklem rahatsızlıklarına ve varislere, erkeklerde de vücudun üst kısmı, karın ve göğüste toplanarak kalb damar hastalıklarına sebeb olur.

ŞİŞMANLIĞIN SEBEBLERİ:

Şişmanlığın birçok sebebi vardır ve bu sebeblerin her birisinin önemi kişiden kişiye değişmektedir. Şişman kişilerin %69'unda anne babadan en az birisi, %18'inde de ikisi şişmandır. Anne babadan birisi şişmansa çocuğun şişman olma riski %40, eğer ikisi şişmansa %80, hiçbirisi şişman değilse %10'dur. Bundan dolayı bu gibi yüksek riskli çocuklarda daha dikkatli olmak gerekmektedir.

Şişmanda yemek yeme; görünüş, lezzet, yemek saati, sosyal baskılar gibi dış tesirlere çok bağlıdır.

Stres, sıkıntıya karşı yemek yemek de şişmanlığın en önemli sebeblerinden biridir. Bunların tedavisi tamamen psikolojiktir. Meselâ, bir Amerikalı, Kore savaşı sırasında uyuşturucu ilâç kullanmaya başlar. Sonra bunu terkedince anormal bir şekilde yemeye başlar ve 534 kiloya yükselerek dünyanın en ağır insanı olur ve ayağa kalkamaz hale gelerek, ölünceye kadar acaipliğinden dolayı döner ve yürüyen yatakta fuarlarda dolaştırılır.

Hormonal bozukluklar, sebebler arasında en sonlarda gelir.

Son senelerde şişmanlığın bir sebebi olarak da enerji metabolizması dengesizliği gösterilmektedir. Enerji metabolizması denilince, vücut fonksiyonları için gerekli olan enerjinin alımı, depolanması ve kullanılması kastedilmektedir. Şişmanlık da yağ şeklinde aşın enerjinin bir depolanma şeklidir.

İnsanda yegâne enerji kaynağı, yiyecek ve içeceklerde bulunan protein, karbonhidrat ve lipid gibi kalorili besinler aracılığı ile sağlanır. Karaciğer ve kaslarda glikojen, yağ dokularında da yağ olarak depolanır, sonra da organizma tarafından yine vücudun fonksiyonu ve aktivitesi için kullanılır. Alınan enerji harcanandan fazla ise özellikle yağ şeklinde bir enerji depolanır ve kişi şişmanlar. Eğer harcanan alınandan fazla ise özellikle yağ dokularındaki trigliseridler tükenir ve kişi zayıflar. Kilonun sabit kalması için alınan ve harcanan enerjinin eşit olması gerekir.

Enerji harcama da 3 yolla olur: 1) Bazal metabolizma ile (% 65–70), gıdaların termik etkisi (%10–15) ve fizik aktivite (% 20-30). Bazal metabolizma, vücut istirahatta iken harcanan enerji olup organizma fonksiyonları ve dokuların yenilenmesi için kullanılır. Bu aynı zamanda vücut ısısına, strese, kas gerginliğine, yaşa ve cinse de bağlıdır. Bu gruptaki enerji harcamasında yağ dokularının payı çok çok az veya hiç yoktur.

Bazal metabolizma, şişmanlarda normallere göre oldukça yüksektir. Ağızdan alınan ve enerji maddelerini yakmak için kullanılan oksijen miktarı dakikada şişmanlarda 218 ml. olmasına karşılık normal kişilerde 187 ml.dir.

Termik etki de hazım için harcanan enerji ile oluşan ısının dağılımıdır. Gıdalarla alınan enerjinin % 3'ü barsaklarda emiliminde, %2'si yağ dokularında lipidlerin depolanması için, %6sı glikozun glikojen olarak karaciğer ve kaslarda depolanması için, %23'ii glikozun trigliseridlere çevrilmesi için, %25'i de aminoasitlerin protein sentezinde kullanılmaları için harcanır.

Fizik aktivite de şüphesiz bir enerji harcamasına sebeb olur. Özellikle yaşa ve kişinin durumuna göre yapılan sporlar hem bu yönden faydalı olur, hem de kişiye bir disiplin kazandırır.

REJİM:

Diyetisyenlerce yine kişiye özel bir rejim hazırlanmalıdır. Rejim, bilinçli bir şekilde uygulanmalıdır. Özellikle vitaminler, mineral tuzları ve proteinler dikkatle ölçülü verilmelidir. Günlük olarak alınması gereken protein miktarı kadınlar için 50, erkekler için ise 70 gr. dır. Aksi takdirde kas aktivitesinde azalma, neticede yorgunluk, enfeksiyonlara hassasiyet artar. Bu esnada spor da ihmal edilmemelidir. Rejime ilâve olarak yapılan sporun fazladan gıda alımına sebeb olmadığı gözlenmiştir

TIBBİ TEDAVİ:

Şişmanlıktan kurtulmada şimdilik ilâçlara yer yoktur. Zira yan tesirleri çok fazladır ve tüm vücut dengesini bozarlar. Sonra, bırakılacakları zaman tekrar aynı duruma dönüş süratli olur.

NETİCE:

Şişmanlığın hastalıklar dahil birçok sebebi vardır. Fakat, genelde fazla yemek yemektir. Maalesef günümüz insanı, değişik sebeblerden dolayı (alışkanlık, stres, sosyal çevre vs.) fazla yiyerek şişmanlamaktadır. Sonra da tekrar zayıflamak için akla hayale gelmedik rejim usûllerine başvurmaktadır. Dünyada bir taraftan açlıktan kıvranan milyonlarca insan gözönünde dururken, beri tarafta fazla yemeden dolayı şişmanlayanların zayıflamak için iradi olarak az yeme gayretleri tezat teşkil etmektedir. Yolda giden şişman bir kimseyi gösteren Peygamber Efendimiz (sav) yanındakilere şöyle buyurmuştur: “Şu kimsenin karnındaki ihtiyacı olan birinde olsa, kendisi için daha hayırlı olurdu”. Böylece az yiyip ihtiyacı olanlara yardım teşvik edilmektedir.

Şişmanlık, aslında ücretsiz yapılan bir hamallıktır. Hareket kısıtlılığı yanında birçok yönden zararlı tesirleri söz konusudur. Tedavinin en tesirlisi az yemektir. Bundan da önce bu duruma hiç düşmemek için baştan tedbirleri almak gerekir. Yüce Rehberimiz Peygamber Efendimiz (sav)'in bu hususta asırlarca önce söylediği altın ölçüler geçerliliğini aynen muhafaza etmektedir. “İnsan için doldurulmuş karından daha şerli birşey yoktur. İnsana belini doğrultacak kadar birkaç lokma kâfi gelir. Behemehal yenmesi gerekiyorsa midenin 1/3'i yemek, 1/3'i içecek, 1/3'i de boş olmalıdır”. “Çok yemeyi terketmek devadır, mide hastalık evidir”.

Yeterki bize bildirilen bu ölçüler istikametinde irademizi kullanabilelim.