Haziran 1987 · s. 25 · 2 dakikalık okuma
Sırlı Tabiat Kitabı

Ayaklarımızın altındaki toprağın, teneffüs ettiğimiz havanın felaketlere sebeb oldukları zaman, meydana getirdikleri tahribatın binlerce megatonluk bombanın yaptığı tahribata yakın olduğunu biliyor muydunuz? Müthiş bir kasırga, binlerce insanın ölümüne, evlerin zarar görmesine, seyir halinde bulunan gemilerin batmasına sebeb olurken, gücünün, 13 bin megatonluk bir bombanınkine eşit olduğunu bir saniye içinde oluveren şiddetli bir depremin yüzbinlerce insanı silip süpürdüğüne; bir yanardağdan püsküren lavların 30 bin kişiyi bir anda yok ettiğini belki duymuşsunuzdur.
Hafif bir şeyden bahsederken "hava kadar hafif" demek bizde alışkanlık haline gelmiştir. Halbuki, ortalama 150 m2 lik bir evde bulunan havanın ağırlığı yarım tondur.
Süratleri zaman zaman saatte 200 deniz milini bulan kasırgalar yüzünden birçok kasabanın silinip yok olduğu görülen hadiselerdendir. 1930'da Costa Rica'da meydana gelen kasırga Santo Domingo'yu yok etmişti.
Fırtınalar çoğunlukla şiddetli yağmurların habercidir. Kasırgaların arkasından büyük sel felaketi gelir. Okyanus kıyılarında da dalgalar karayı istila eder. 1966'da Guadeloupe bölgesinde, suların karalan istilâ etmesiyle duvarları 2 metre kalınlığınki bir kale yıkılmış, harp halinde bulunan askerlerin silah ve toplarını süpürüp götürmüştü.
Tayfunlar, kasırgalardan daha tehlikelidir. Tayfunda, rüzgarın hızı saatte 500 mili bulur. Meteoroloji uzmanları tayfunun kesin sebeblerini hala tespit edememişlerdir. Bilinen şey, tayfunda hava hareketlerinin hem yere paralel hem de dik olduğudur. Meydana gelen hortumların uzunluğu millerce olup, içinde süratle dönen hava, siyah ve beyaz çizgiler hâlinde görülür. Kasırgaların aksine hortumlar her yerde meydana gelebilir. Hortum, bilhassa denizler üzerinde teşekkül ettiği zaman, su havaya nazaran daha ağır olduğundan, hava kadar süratli dönemez. Yüzlerce metre öteye su püskürten bu su hortumları denizde bulunan bütün kayıklar hatta büyük gemiler için bile tehlikeli olur. 1923'te Atlantik'te seyreden "Pittsburgh" adlı gemi hortum yüzünden geniş ölçüde zarara uğramıştı. 1939'da da "The Times" dergisi çok ender rastlanan bu hadiseden bahsederek, su hortumlarının gökten balık ve kurbağa yağdırdığını açıklamıştı.

Meteorolojik felaketler arasında şiddetli dolular da vardır. 1360 yılında İngiliz ve Fransızlar savaşırken, aniden başlayan şiddetli bir dolu sağanağı, savaşçıları ve atlan öldürmüş, Kral Edward III'de bu hadiseyi ilahi bir ikaz olarak kabul ettiğinden, harbe son vermiş hemen barış imzalamıştır.
Yıldırımın bulutlardan toprağa düştüğü sanılırsa da aslında bu topraktan gökyüzüne kalkan bir enerjidir. Çeşitli enerjilerin toplanmasından meydana gelen ve 30 milyon beygir gücüne eşit olan bir güçtür. Bu sırada meydana gelen ısı da, 30 bin santigrat derecedir. Bu büyük ısının radyasyon dalgalan halinde atmosferde yayılması ve yaptığı basınç, işittiğimiz büyük gürültüye sebeb olur.
Yıldırım, bir çok kilise çanlarını eritip deler, ocaklardan bacalardan evlere girer ve pencere camlarını patlatır.
Deprem ve yanardağ patlamaları da daima insanları korkutmuştur. Her ikisinin de sebebi toprak altındaki kırık kara parçalarının hareketidir. Ve işte dünya bütün teknik ilerlemelere rağmen halâ bu hadiselerin tesirleri karşısında çaresiz kalmaktadır.
Esma Güleryüz