Sızıntı Arşivi

Şubat 1994 · s. 15 · 6 dakikalık okuma

Sihirli Molekül Vitaminler

Ziya Aydın · Tabiat

Şubat 1994 · s. 15 · 623×967 px tarama

sub94

Ziya Aydın

Vitamin alır mıydınız?

Mevsimler değişiyor ya, pek çoğumuzda bir yorgunluk, halsizlik ve bir bitkinlik hâkim. Saç dökülmeleri, yataktan dinç ve zinde kalkamama, çalışma şevkinde kırıklık gibi problemler de cabası... Tabiî buna çare olarak da vitamin tabletlerine ağırlık veriliyor. Hele son devrin gözde ilaçlarından olan multivitaminlere rağbet de epey arttı. Kısacası vitamin, hayatımızın vazgeçilmez tabiî dopingi...

Bilhassa batı ülkelerinde yaşayan insanların çoğunluğu, hangi meslekten olursa olsun vitamin haplarını kullanmayı ihmal etmiyor. Renkli, kimi tatlı, kimi acı tadıyla ve tabiî ki pahalı fiyatıyla vitamin hapları, çekici ambalajlarıyla kendilerini kabul ettiriyorlar. Fast-Blast: Designer Food; Vitamin Shops gibi reklâmlarla bu vitamin kapsülleri pazarlanmaktadır.

Toz ve tablet halinde üretilen bu sentetik vitaminler, yüksek dozda mineral ve albümin ihtiva etmektedir. Diğer kalan kısımlar da kimyevi boya, aroma ve tatlandırıcılardır. Bugün, ne acıdır ki, istatistik verilerine göre gelişmiş ülkelerin pek çoğunda bunlar tercih edilmekte ve bunun yanında, hakiki, fıtrî, has olan vitamin depoları, sağlık hazineleri gözardı edilmektedir. Bazı insanlar ise ya bu hapları şüpheli gördüklerinden ve tesirine inanmadıklarından veya alım gücü olmadığından, fıtrî vitamin menbalarını tercih etmektedir. İnsan sağlığı uzmanları ve sağlık otoriteleri, olabildiğince vitamin bakımından zengin lokal besinler kullanarak, çocukların nasıl beslenmeleri gerektiği hususunda anneleri, eğitmeye çalışmaktadırlar.

Alman Gıda Araştırma Merkezi'nden Dr. Helmut Oberritter şöyle der: "Bu sentetik terkiplere ne diye bu kadar yüklü meblağ harcıyorlar, şaşıyorum. Aynı, hatta daha değerli ve tesirli vitamin ve mineral maddeleri, vücudun ihtiyacı kadar günlük gıda ürünlerimiz olan sebze, meyve ve bakliyatta kâfi ölçüde mevcuttur. Üstelik daha ucuz ve lezzet verici..."

sub94

Tabiî mi? Yoksa Sentetik mi?

İngiltere'de bu sene başında Gıda Komisyonu tarafından açıklığa kavuşturulan araştırma neticesinde tanınmış 57 vitamin ürünlerinden sadece dördünün, etiketinde yazılı özellikleri taşıdığı tespit edildi. Laboratuarda yapılan araştırmanın ikinci çarpıcı ciheti de piyasadaki multivitamin ürünlerinin yarısının vücutta çözülmesinin uzun sürdüğünün tespit edilmiş olmasıdır. Bunun sebebi de ışığa hassas C vitamini, sıcağı sevmeyen B vitamini ve suda çabuk eriyen diğerlerinin gerekli şartlarda saklanamamasıdır. Bu mevzuda Amerika ve Avrupa'da hükümetler tedbir alma gayreti içindedirler.

Piyasada mevcut olan tabiî ile sun'i vitamin haplarının birbirinden ayırdedilmesinin çok zor olduğu hususunda dikkat çekiliyor. Dolayısıyla her ne kadar tabiî vitamin hapları kullanılabilirse de uzmanlar, vitaminlerin mutlaka tabiî beslenme yoluyla (sebze, meyve, bakliyat, hayvanı gıdalar) alınmasının gerekli olduğu ve sun'î vitamin tabletlerine itibar edilmemesinin sağlık açısından fayda getireceğini ısrarla ifade ediyorlar. Zaten bu vitamin hapları, fazla alınmaları halinde zehirli tesirleri de vardır, hatta vücut bu fazlalıkları idrar yoluyla dışarı atmaktadır. Özellikle A, D, E, K gibi yağda eriyen vitaminlerin vücutta fazla depo edilmelerinin de zararlı olduğu belirtiliyor. Sentetik vitamin üzerine araştırmalar devam ettiğinden, uzmanlar, vitamin alacağım diye, insanların tek tip beslenme yoluna gitmelerine, yani hapçılığa kat'iyen karşılar.

sub94

Fıtri Mikrobesinler

Vitaminler 13 kardeş... Sonuncusunun (B12) keşfinden bu yana geçen 40 yılda vitaminler üzerine araştırmalar artarak sürüyor. Hatta 50'ye yakın vitamin bileşiğinin keşfedildiği bildiriliyor. Her gün yeni yeni vazifeleri ve faydaları ortaya çıkarılmaktadır. İlim adamları arasında da vitamin kullananların sayısı hızla artmaktadır. Bunların başında Amerikalı nobel ödüllü Prof. Linus Pauling bulunmaktadır. Pauling, sebze-meyvenin yanı sıra vitamin haplarının kullanılması ve hatta daha sağlıklı ve uzun yaşayabilmek için dozların da artırılması taraftarıdır. Tavsiyesi şu: "Her gün vitamin hapı kullanınız. Özellikle 6-18 gr C vitamini alınız -bu 200 bardak portakal suyuna denktir- ve kimde soğuk algınlığı belirtileri başlamışsa, bu dozu 10 ila 20 grama çıkarsın..."

Pauling, bu orandaki vitaminlerin kalp krizi ve kanser hastalıklarına kadar birçok rahatsızlığı çözebileceğini iddia ediyor. Ancak sağlık uzmanları ve psikologlar, C vitamini konsantrasyonunun kanda belli sınıra kadar kabul edildiği ve depolandığı, depo kapasitesini aşanların ise doğrudan doğruya idrarla dışarı atıldığını açıklıyorlar. Ciddî rahatsızlık haricinde bu tabletleri çokça kullanmanın lüzumsuz olduğu, halbuki bunları en ölçülü, oranlı ve ayarlı bir şekilde tabiatta bize sunulan sebze, meyve ve hayvanî gıdalarda üstelik lezzetleriyle beraber bulmanın mümkün olduğu kaydedilmektedir.

Avrupa gıda uzmanları raporuna göre alkol ve sigara içmeyen sağlıklı bir insanın vitamin ihtiyacı günlük 75 mg'dır. Bunu elde etmek için mutlaka vitamin haplarına başvurmaya lüzum yoktur; çünkü bu 75 mg vitamin 1,5 portakal veya 150 gr kara lahanada mevcuttur. Sigara tiryakilerinin ise günlük en az 115 mg A, C ve E vitaminine ihtiyaçları vardır. Devamlı fazla miktarda alkol alımı başta C, B1, B6 ve folik asit olmak üzere, vitaminlerin emilim ve tesirini bozar. Daha da öte, alkolün verdiği yüksek kaloriler iştah kaybına, daha az yemeğe ve tabii ki daha az vitamin alımına yol açar.

sub94

Ayrıca araştırmacılar A vitamini ve beta-caroten'in (A vitamininin meyve ve sebzelerde bulunan ön maddesi) düşük miktarlarda alınmasıyla, akciğer ve mide kanseri riskinin atlatılması arasında mühim bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Alyuvarların yapılmasında, kas ve hücre dokularının meydana gelmesi ve korunmasında vazifeleri olan E vitamini de Pauling'in dediği gibi her gün 800 mg'lık kapsül kullanmakla karşılanmaz, bilakis günde ortalama 12 mg kâfidir, bu da 20 gr'lık ayçiçeği ve 75 gr'lık zeytinyağından karşılanabilir. Göz için vazifeli kılınmış olan A vitamini Pauling'e göre günde 7,5 mg alınmalı, ancak bazı uzmanlara göre her gün sadece 1-2 mg A vitamini insan için kâfidir. Bu da 10 gr karaciğer veya taze yarım havuçtan elde edilebilir...

Görüldüğü gibi, bütün canlılar, bilhassa insan için gerekli bütün vitamin kapsülleri tabiat eczahanesinde en ölçülü ve ayarlı bir ambalaj halinde sunulmuştur. Baklagiller, sebze, meyve, hayvanî gıdalar vs. hepsi birer vitamin kaynakları ve şifa hazineleridir...

Vitaminler Hastalıklara Karşı Koruyucu Bir Şemsiyedir

Salgın Hastalıkları Araştırma Enstitüsünün bugüne kadarki araştırma ve analizleri önemli bir hakikati gün yüzüne çıkarmıştır. Özellikle, A. beta-caroten, C ve E vitaminlerinin kandaki konsantrasyonlarının az olması ile tümörlerin yayılması ve kalp rahatsızlıkları arasında mutlak bir bağ olduğu kesin ispatlanmıştır. Uzmanların en önemli tavsiyeleri: "Kâfi miktarda vitamin alınırsa, o nispette hastalıklar azalır veya yok olur... "Ancak sağlık uzmanları şu hususa da önemle dikkat çekiyorlar: Bazı ilaçlar (antibiyotikler ağrı kesiciler, doğum kontrol hapları ve diüretikleri gibi)'ın sürekli kullanımı, vitaminlerin vücut tarafından absorpsiyonunu (emilim), deva ve faydasını, depolanmasını ve atılımını değiştirerek, vitamin dengesinin bozulmasına yol açmakta, dolayısıyla insan sağlığına menfî yönde tesir etmektedir. Bunlara ilaveten moda olan zayıflama rejimleri, rejim yapan kişinin yeterli vitamin almasını iyice zorlaştırır.

New England Journal of Medicinedergisinin E vitamini ile alâkalı enteresan araştırma yazısı da şöyle: Birinci araştırmada, 8 yıl boyunca 120 bin insan üzerinde yapılan gözlemlerde E vitamini kullananların kullanmayanlara nispeten % 40 oranında daha az kalp krizi geçirdikleri tespit edilmiştir. İkinci araştırmada ise, jinekologlar, bebek bekleyen annelere günde verilen 0,2 mg E vitaminini iki katına çıkardıklarında, bunun doğacak bebeğin sinir sistemini güçlendirdiğini belirlemişlerdir. Alabama Üniversitesi'nden Dr. Butterworth da kandaki E vitamininin -özellikle yeşil yapraklı sebzelerde ve ciğerde bulunur- dozunu biraz yükselterek rahim urlarının tedavisinde önemli başarılar elde etmiştir. Yapılan bir başka önemli araştırma ve incelemede de şu dikkate değer nokta tespit edilmiştir: Az veya çok kullanılan doğum kontrol hapları vitamin ihtiyacını şiddetle artırmaktadır. Çünkü doğum kontrol haplarının içinde bulunan östrogen, bilhassa B6 olmak üzere, vitamin dengesini bozmaktadır. Kaş yapalım derken, gözden olunmaktadır. Bu hapların alınımında ısrar edip, reklamla bunu yayanların insan sağlığına değer verdikleri kabul edilir gibi değil.

Günümüzde ilim adamları artık açık ve net bir şekilde, araştırmalar ışığında pek çok meyve ve sebzede yüklü bulunan vitaminlerin kanser riskini azalttığını belirlediler. Meselâ; D vitamininin (süt ve süt ürünlerinde, karaciğer ve balıkta bulunur) göğüs ve prostat kanserlerinde hastalığın seyrini ve yayılımını yavaşlattığı artık biliniyor. Ve yine B ve C vitaminlerinin ağız, boğaz ve mide kanserinde hastaya müspet yönde fayda verdiği tespit edilmiştir. Son on yıldır ise, kolesterolü artıran oksidasyonun da vitaminle engellenebileceği üzerine olumlu gelişmeler elde edilmektedir. Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki vitaminler, metabolizma olaylarında katalizör ve düzenleyici olarak vazife yapmaktadırlar. Yani bir nevi bedenimizdeki emniyetin temsilcileridirler...

KAYNAKLAR

- Aile Sağlığı Ansiklopedisi, Timaş Yay., İstanbul 1992

- Das Neue Blatt "Medizin und Gesundheit", München 1982

- Kosmos, 1/1993

- Langbein, Kurt, Hans P. Martin, Hans Weiss, Bittere Pillen, Kiepenheuer Verlag, Köln 1992

- Natur, 8/1989

- Nurbaki, Dr. H., "The Importance of Breast-Feeding", The Fountain, Oct.-Dec. 1993 No: 4. s. 4

- Pflugbeil, Dr. Med. Karl, Vital Plus, Herbig Gesundheitsratgeber, München 1990

- Sieber, Dr. Med. Friedrich, Die Kneippkur,Goldmann Medizin, München 1968

- Toohey, Mike, Innere Medizin, Verl., Dr. Mara Hegglin. Zürich.