Sızıntı Arşivi

Mart 1991 · s. 80 · 13 dakikalık okuma

Sigaranın Sisli Dumanlı İklimi

Aydın Boz · İnceleme

SİGARA DUMANINDAKİ KARANLIK SON

“Sigaranın insan hayatı üzerindeki menfî tesirleri neler­dir acaba?” şeklinde bir soruyu uzmanlara, doktorlara tevcîh etti­ğimizde “ecelin ayak sesleri” di­ye cevap veriyorlar. Federal Al­manya Sağlık Bakanlığı'nın kamuoyuna sunduğu yıllık rapor­da (1989). Almanya'da yılda or­talama olarak 95.000 insanın bu yüzden en verimli zamanlarında ölüp gittikleri ilân edildi. ABD'nin tanınmış sağlık örgütü World Watch Enstitüsü'nün araş­tırmasına göre ise dünyâ çapında yılda üç milyonu aşkın insan bu riskli oyunda hayatlarını kaybet­mektedirler. Yayınlanan bir baş­ka raporda da Amerika'da her yıl 5 bin kişinin başkalarının içtikleri sigara dumanı sebebiyle kansere yakalanarak hayatını yitirdikleri bildirilmektedir. Bu kadar insan nasıl bir anda telef olup gidiyor acaba, niye?! Dünyâ ülkelerinin en büyük problemi; açlık, kıtlık, terörizm ya da nükleer savaş teh­likesi değildir. Günümüzde insan­lığın en büyük düşmanı, her ge­çen gün gençler arasında da süratle yaygınlaşan sigara alış­kanlığıdır. Sigaranın sebeb oldu­ğu ölümler, diğer uyuşturucular­dan 13 kat daha fazladır.

Evet, ABD Sağlık Hizmetleri Teşkilatınca, “Her türlü uyuşturucu arasında en fazla ölü­me ve hastalıklara sebep olan madde” olarak vasıflandırılan ve gençlerimiz arasında son yıllarda korkunç boyutlarda artış kayde­den sigara için şimdilik sadece bir gerçeği tekrarlamakla yetini­yoruz. Çok süslü ve cezbedici ambalajlar içinde ve aldatıcı reklamlarla insanlara sunulan ve ke­sinlikle içenlerin felâketine sebep olan sigara için yapacağımız en doğru tavsiye: “Hiç vakit geçir­meden sigaranın bırakılması ve her yerde ona karsı en uygun şe­kilde uyana bir mücâdeleye baş­lanması” şeklinde olacaktır.

Dünya Sağlık Teşkilâtınca (WHO); en çok ölüme sebep olan ve en yaygın uyuşturucu olarak tanıtılan sigara, dünya genelinde 1 milyar 360 milyon insan tara­fından kullanılmaktadır. Avrupa Pazar Araştırma Şirketi'nin rapo­runa göre: Dünyada en çok siga­rayı Çin tüketiyor (Dünya üreti­minin %29”unu). Raporda Türkiye, gelişmekte olan ülkeler arasında; Brezilya, Kore Cumhu­riyeti ve Hindistan'dan sonra 4'ncü. Ülkemizde 1990’ın ilk dört ayında yaklaşık 91 milyon kg. tü­tün tüketilmiştir (kaçak girenler ve korsan imâlat hariç). Diğer önemli bir husus: Ülkemizde aktif olarak 20 milyon, pasif olarak (si­gara içmediği halde içenlerin du­manlarının tesirinde kalanlar) en az 20 milyon ve toplam olarak 40 milyon insan, sigaranın zararlı te­siriyle karşı karşıyadır. Sigaranın kamuya ait kapalı yerlerde, yakın ve uzak bütün nakil araçlarında içimini ve reklamlarını yasaklaya­cak kanunun çıkması halinde, 20 milyonluk kitlenin bu zarardan büyük ölçüde korunmuş olacağı­na inanıyor ve ümit ediyoruz...

Amerikan Kanserle Mücâdele Enstitüsü'nün geniş çaplı tahkikatına göre her gün aralıksız yirmi adet sigara içenler, hiç içmeyenlerden 8.3 yıl daha az yaşamaktadırlar. Alman Kanser Uzmanları ise sigara tiryakilerinin âkibetine daha karamsar bir şekilde bakarak: “Sigara, onulmaz hastalıkların ve dolayısıyla ölümün basta gelen sebebidir. Bu hastalıkların açtığı büyük yaralar ise insan hayatının bir çeyreğini yokeder” demektedirler. Amerikalı ve İngiliz bilim adamlarının yaptıkları son araştırmalarda (Mayıs- 1990) ise, sigara içenlerin ömrünün, eskiden sanıldığı gibi 8 ilâ 12 yıl arasında değil, tam 18 yıl kısaldığını açıkladılar.

NİKOTİN EN GÜÇLÜ ZEHİRDİR

Tütün terkibinde bulunan alkaloidlerin hususi bir ehemmiyeti vardır. Tütündeki bu başlıca alkaloid ise nikotindir. Tütün; sigara, puro, pipo, vs. şeklinde içildiğinde nikotin dumana geçer ve buradaki katran damlacıklarına yapışık olarak solukla alınır. Sigaranın içindeki 4000’e yakın zararlı maddenin başında bilinen en şiddetli zehirlerden olan nikotinin tababette kullanma alanı yoktur. Sadece haşeratı öldürmeye yarar. Tütüne alışkanlığın nikotine bağlılıktan geldiği, bu sebeple de tiryakilerin tütün içimini bırakmalarının zorlaştığı öteden beri kabul edilmektedir.

Tiryakilerin her gün içlerine çektikleri sigara dumanında nikotinden başka 3800 kadar zehirleyici madde daha tesbit edilmiştir. Bunlardan, nikotin dahil, 50 kadarı kanser yapıcı özelliğe sahiptir.

Sigara dumanındaki en önemli zararlı maddeler:

1) Nikotin ve onun yıkımı ürünü olan alkaloidler.

2) Katran; içerisinde çok sayıda kanser yapıcı maddeler vardır (benzopyren gibi).

3) Nitrozaminlen çok sayıdadırlar ve kanser yapıcıdırlar.

4) Arsenik; kanser yapıcıdır.

5) Kükürt; dumanın koyu rengini verir, kansorejendir.

6) Karbonmonoksit ve karbondioksit kanın görevine mâni oldukları için kansızlık arızaları ortaya çıkar (nefes darlığı, iştahsızlık, sinirlilik, renk sararması, takatsizlik, ellerin titremesi gibi.).

7) Siyanidrik asit; dünyadaki kan zehirlerinin en şiddetlisidir.

8) Formaldehit;kötü kokulu,metilalkol ihtivalı, renksiz ve basit bir aidehit gazıdır.

9) Kadmium; gümüş renkli, zararlı bir bileşik olup, ayrıca çok miktarda radyoaktif elementler bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi kanser yapıcı polonium (209–210) elementidir.

Sadece en önemlileri üzerinde durduğumuz bu kanser yapıcı zehirli bileşikler, yalnızca tabiî mahsûl olan tütünden değil, aynı zamanda tütünün işlenmesinde ve karıştırılıp biraraya getirilmesinde kullanılan yumuşatıcılar, nemlendiriciler, serinlik veren maddeler, koruyucu ajanlar, tad ve koku veren maddeler, beyazlatıcı ve yanışı hızlandırıcı maddeler. bağımlılık yapan maddeler ve diğer aromatik maddelerden meydan gelen zehir karışımlarıdır. Binaenaleyh; az ya da çok bu kesîf sigara dumanının yoğunluğunda mutlak surette, had safhada akut ve kronik tesirlere yol açan zararlı kimyevî bileşikler mevcuttur.

Az miktarda nikotin, merkezî sinir sisteminin birçok bölgelerini, başlıca vagus sinir merkezini, kusma merkezini, sempatik ganglionları, vazomotor merkezleri uyarır. Solunum hızlanır, tükrük salgısı çoğalır, balgam artar, mide ve bağırsak hareketleri fazlalaşır, bulantılar başlar, terleme kısa bir süre için çoğalır ve kalb yavaşlar. Fazla miktardaki nikotinin tesirini de siz hesap edin! Sadece tek bir sigarada 0.5 mg. nikotin bulunduğu ve 50 mg. nikotinin bir defada bir insana şırınga edilse o insanı derhal öldüreceği, günümüzde ortaya çıkan bir gerçektir. Ancak ölüm oranları sigaranın açtığı hastalıkların ciddiyetini ifâdeye yetmez. Ölmeden önce hastalığın varlığını ve zararlarını gösteren oranlar da önemlidir. Çünkü bu hastalar öksürük, balgam çıkartma ve nefes darlığı sebebiyle yıllar boyu sıkıntılı bir hayat içerisindedirler. Ayrıca hem işgücü kaybı, hem de tekrarlayan nöbetler ve solunum yetmezliği atakları yüzünden sık sık ve uzun süreler hastanede yatma lüzumu, ekonomik ve psikolojik açıdan hastaya menfi olarak tesir ettiği gibi ailesine ve topluma da masraf getirmektedir.

Birkaç sene önce Sağlık Bakanlığı, sigara tiryakilerini, bu kötü alışkanlıklarından vazgeçirmek gayesiyle sigara paketlerinin üzerine “Sağlığa zararlıdır!” gibi îkâz edici ibareler koymuştu. Ancak bu uygulama neticesinde sigara tiryakileri azaldı mı? yoksa daha da çoğaldı mı?! Bu gerçekten tartışma götüren bir mevzuu. Hele hele, bir de Türkiye'deki okur-yazar oranını düşünürsek, bu uygulamanın yetersiz kaldığı ortaya çıkmaktadır. Özellikle Sağlık Bakanlığı ve TRT ortaklaşa çalışma yapmalı: Sigaranın psikolojik, insan sağlığı, iktisadî ve içtimâi açıdan açtığı tedavisi zor yaraları anlatan belgeseller ve dizi filmler hazırlanmalı; hiç olmazsa sigara ve alkol sahneleriyle dolu filmler yayınlanmamalıdır. Çünkü, iyi bilmeliyiz ki, bir tek sigara insan vücudunda 25 mg. C vitaminini yokederek kişiyi, kanser başta olmak üzere birçok hastalıklara karşı, ehemmiyetli diyebileceğimiz derecede güçsüz ve mukavemetsiz bıraktığı deneylerle sabittir. Ayrıca solunum yollarını tıkayıcı hastalıklarda hava kirliliği, sigaranın yanında çok önemsizdir.

Bugüne kadar yapılan geniş çaplı deneyler ve gözlemlerle tesbit edilen öldürücü, süründürücü ve insan hayatını felç edici sigaranın yol açtığı hayatî tehlikeleri ve riskleri sırasıyla gözler önüne serelim:

KANSER

Akciğer kanserine yakalananların onda dokuzunu sigara tiryakileri oluşturmaktadır. Gırtlak kanserine yakalanan hastaların % 95 in üzerinde olanları, umumiyetle günde yirmi sigaradan fazla içmektedirler. Aynı fena netice ve tehlike dil kanseri, yutak (boğaz) kanseri, yemek borusu kanseri, pankreas kanseri, mide kanseri, rahim kanseri ve kan kanseri (lösemi) gibi ehemmiyetli uzuvlar için de geçerliliğini korumaktadır. Son yıllarda dudak, ağız, yutak ve gırtlak kanserlerinin büyük ölçüde ve bilhassa sigara içen gençlerde görülmeye başlaması üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir mevzudur.

Geçmiş yıllarda umumiyetle erkeklerde görülen bu âfet, son yıllarda kadınlarda da sık rastlanır olmuştur. Yukarıda belirtildiği gibi birçok uzuvlarda, sigaradan kaynaklanan kanser ve benzeri hastalıkların temelindeki sebep, aslında karaciğer ve akciğerin vazife yapma kabiliyetinin zayıflaması, özellikle karaciğerin dejenerasyona uğrayarak bazı güçlü zehirleri nötralize edememesidir. Bu sebeple, günde bir tane de olsa, kat'iyyen içilmemelidir. Bu kadar zararlı olan sigaranın günümüzde açıkça bir ticarî mal işlemi görmesi ise şaşılacak bir hâdisedir! Tütün zehirinin yol açtığı bu içler acısı felaketin izine boşaltım organlarında da rastlamak mümkündür: Umumiyetle mesane ve böbrek iltihaplarıyla ve büyüyen tümörlerle sık sık karşılaşmak alışılagelinen bir vak'a olmuştur.

DAMAR HASTALIKLARI

Tütünün sebep olduğu kan damarlarındaki rahatsızlıklar neticesinde kan akışını güçleştiren, durduran ve dolayısıyla kanın hayat verdiği vücudun bütün uzuvlarını ölüme terkeden arteryoskleroz (damar sertleşmesi, tıkanıklığı) ve tromboz (kanın pıhtılaşması) vâkıâları neş'et etmektedir. Kalbinden şikâyetçi olan pek çok hasta üzerinde yapılan araştırmalar neticesinde: karaciğerden ifraz edilen ve hazımda yardımcı olan mâyinin safra kesesi ve kanalında katı kümeler halinde biriktiği ve atar damarlarda yer yer kan pıhtılaşması olduğu tesbit edilmiştir. Bu katılaşma ve pıhtılaşmaların devam etmesi halinde atar damarlar tamamen tıkanmaktadır. Son zamanlarda yapılan ilmî araştırmalarda sigaradaki nikotin zehirinin pıhtılaşma olayını tahrik ettiği ve damar tıkanıklığına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Felç, kalb ve beyin enfarktüsü de bunları İzleyen vahim vakıalar arasında sayılmaktadır. Bu en son saydığımız büyük riskler, özellikle gebeliği önleyici haplar vs. kullanan sigara tiryakisi hanımlar için daha büyük tehlike arzetmektedir. 45 yaş grubu sigara içen erişkinlerin kalb ve beyin enfarktüsüne yakalanma ve kurtulamama oranı, sigara içmeyenlere göre 15 defa daha fazladır.

New Mexico Üniversitesi uzmanlarınca hafıza konusunda yapılan incelemeler şu hakikatleri ortaya koymuştur: Başarısız insanların vücudunda B ve C vitamini eksikliği tesbit edilmiştir. Güçlü bir hafıza için en önemli maddenin B ve C citaminleri olduğu kabul edilerek;

a) Bu maddeleri ihtiva eden gıdalara önem verilmesi,

b) Hafızayı zayıflatan ve beynin erken yaşlanmasına ve beyinde tehlikeli hâdiselere sebep olan alkolden ve tehlikede ondan bir adım önde olan sigaradan uzak durulması,

c) Sakinleştirici ve içinde uyuşturucu bulunan ilâçların kullanılmaması önemle tavsiye edilmektedir.

Şehirlerin kirli havasında yaşayanların kanlarında %2–3,5 nisbetinde karbonmonoksit mevcuttur. Sigara içenlerde ise bu nisbet % 18'e çıkar. Kanda fazlalaşan karbonmonoksil beynin iç faaliyeti erini önler. Bu haliyle zihni bulandırır. Binâenaleyh, hava kirliliği ve sigarayı birarada düşünürsek, bizi daha büyük felâketin beklediğini kabul etmeliyiz!

SİNDİRİM SİSTEMİ RAHATSIZLIĞI

Sigara tiryakilerinin çoğu sigara ile ilgili sindirim rahatsızlıklarından yakınır dururlar. Bangledeş'te yapılan bir araştırmada: Günde beş sigaranın aylık 8000 kalorilik gıdaya eşdeğer olduğu, sigara içen fakir insanların kendileri ve aileleri için yeterince gıda alamadıkları, bu durumun hastalıkları arttırdığı ve yara iyileşmesini zorlaştırdığı tesbit edilmiştir. Hiç şüphesiz, sigara savaşında çocukların ve gençlerin bu alışkanlıktan korunması ve böylece sigara alışkanlığı kazanmamış yeni nesillerin yetiştirilmesi başlıca gaye olmalıdır!

Hakikaten mideden yüksek asitli bir gıda oniki parmak bağırsağına intikal ettiğinde, vücut mimarisini çizen ve yapan İlâhî Kudret tarafından, gelen fazla asidi vücuda zarar vermeyecek şekilde değiştirmek üzere, hemen altta yer alan pankreas bezine yüksek alkalik seviyede bir sıvının salgılanması emredilmiştir, îşte sigara, pankreastan gelecek olan bikarbonatlı alkalik sıvının miktarını azalttığı için, mideden onikiparmak bağırsağına inen yüksek asitli gıda muhteviyatı ülser yapıcı bir tesir göstermekte ve ülserin gelişmesine yol açmaktadır. Sigaranın yol açtığı iştahsızlık da insanlarımızı çok zayıf, bitkin ve güçsüz bir hâle getirmektedir. Danimarka'da yapılan araştırmada, sigara içen anneler kadar sigara içen babaların çocuklarının da zayıf olduğu tesbit edilmiştir.

İKTİDARSIZLIK

İktidarsızlık hastalığına müptelâ erkeklerin % 64'ü sigara tiryâkisidir. Bayanlarda da bu ifrat dereceye varan sigara tiryakiliği, cinsî meyli zedelemekte ve halel getirmektedir. Deri, zamanından daha önce yaşlanıp, bozulmakta ve bayanlara has bir durum olan âdetten kesilme zamanı (menapoz; normalde 45–55 yaş arası) daha erken yaşlarda vuku bulmaktadır.

KISIRLIK

Yukarıda bahsettiğimiz tütünün içindeki bu zehirli maddeler, spermlerdeki irsî istidatları tahrip edip köreltmekte ve döllenmedeki verimliliğe, hatta gebeliğe de engel olmaktadır. Florida Üniversitesi uzmanlarından Dr. R. Douperty ABD, Batı Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi endüstrinin çok geliştiği yerlerde erkeklerde kısırlığın büyük artış gösterdiğini, yaptığı araştırmalarda erkeklerde sperm miktarının gittikçe azaldığını ortaya koymuştur. Buna yegâne sebep olarak da alkol ve tütün olmak üzere, kimyevî maddeler gösterilmektedir. Sigaradaki zehirlerin aynı zamanda kalıtımı sağlayan genleri bozduğunu, yozlaştırdığını, sigara içen erkeğin gelecek nesili de zehirlediği vurgulanmaktadır. Sigara tiryakisi babanın spermlerinde meydana gelen genetik arızalar, çocukta kötü teşekkül ve karakter bozukluklarını iki katına çıkarmaktadır.

KADIN VE ÇOCUK HASTALIKLARI

Çıkardığı karbonmonoksit, nikotin ve katran gibi zehirli maddelerin dolaşıma karışımıyla sigara, anne adayında bazen kısırlığa sebebiyet vermekte, gebelik esnasında türlü zararlı neticeler doğurmakta veya yeni doğan çocukta muhtelif bozukluklar husule getirmektedir. Sigara tiryakisi bayanlarda rahim kanseri başta olmak üzere, düşük yapma, özürlü doğum ve gebe kalmama gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Bunlarda görülen düşük ve ölü doğum riski, sigara içmeyenlere nazaran iki kat fazladır. Ayrıca sigara tiryakisi anneler, alkol ve sigara kullanmayan, sağlığını koruyan ve bebeğinin sağlığını düşünen annelerden en az 300 gr. daha düşük kilolu bebek dünyaya getirirler.

Düşüncesizce fosur fosur sigara tüttüren ev halkının yaydığı bu kesîf dumanın içinde beslenen(!) süt çocukları, sık sık akciğer iltihabı, zatürre ve bronşit gibî hastalıklara yakalanmakta ve dolayısıyla pek cılız ve güçsüz kalmaktadırlar. Bu da çocukların gelişme ve büyümelerini yavaşlatmakta ve menfî yönde tesir etmektedir.

Anne ve babaları sigara içen çocukların sağlıklarının, haftada bir paket sigara içmiş gibi zarar gördüğü açıklanmaktadır. Bristol Üniversitesi araştırmacılarının, yaşlan 1–16 arasında olan 1.018 çocuğun tükrüğü üzerinde yaptıkları araştırmada anne ve babaları sigara içen çocuklarda büyük çapta nikotin ve katrana rastlandı. Sigara içen kadınlar, II. Dünya Savaşı sonrası yıllarından itibaren iş hayatına daha çok girişlerine paralel olarak, daha çok sigara tüketen kitleler teşkil etmişlerdir. Tütün sanayii, kadın haklarının işareti olarak sigaranın üzerinde gereğinden fazla durulmasından faydalanmakta ve şuurlu olarak desteklemektedir. Bu, insanlık adına, yüce İslâm dininin öteden beri başlar üstünde tuttuğu analığı ve kadınlığı ayaklar altına indirip, süründürmek değil midir?

PASİF SİGARA İÇME

“Tütün içme can sıkıcı bir nezaketsizliğe, başkalarına küstahça davranışlara ve saygısızlığa sebep olur. Tütün içenler, etrafındaki havayı kirleterek, tütün kullanmadıkları halde savunmasız kalmış zavallı kişileri zehirlerler” diyor meşhur alman edebiyatçısı Goethe. Sigaradan bir nefes çekip üfleyen kimse, dumanla beraber çevreye 70 mg. yanmış kimyevî madde ve 25 mg. karbonmonoksit vermekte ve bununla etrafındakileri zehirlemektedir. Sigara içmediği halde, sigara içilen kapalı bir odada 4 saat devamlı oturan bir kimse, 10 adet sigara içmiş kadar zehirlenir. Sağlık Bakanlığı raporlarına göre, sigara içmediği halde kanser olan üç kişiden biri pasif içicidir. Bunlar genellikle sigara içen biriyle birarada yaşamaktadır.

Peki, sigara içenlerin bu kadar çok zararları olduğu bilindiği halde, onlara söyleyeceğiniz birşey yok mu?! Var tabiî:

Ey aziz insan!

“Duman üretme, ömrünü tüketme”, “Bir paket sigara yerine, götür bir ekmek evine”, “İlk sigara, tabutun birinci çivisidir”, Sigaranın dumanı, düşmanın en yamanı”, “Paranı el, dumanı yel alır. Zehiri her zaman sana kalır...”

Harmsen ve Effenberger, çok dumanlı tren kompartımanlarında, kamaralarda, otobüslerde, restoran, kahvehane ve konferans salonlarında 1 m3 hava içinde 3–5,2 mg. nikotin olduğunu tesbit etmişlerdir. Bunu duyan sigara içmeyen insanlar, acaba çevrelerinde sigara içilmesine eskisi kadar toleranslı olabilecekler midir? İçenler de bu gerçekleri bilseler, içmeyenlerin yanında “hadi adam sen de!” diyerek, gönül rahatlığı ile sigaralarım yakabilecekler mi?

İÇTİMAÎ VE İKTİSADİ PENCEREDEN SİGARAYA BAKIŞ

İngiltere de 1965'de sigaranın TV'den reklam edilmesi yasaklanıyor. 1980'de de 16 yaşın altındaki çocuklara sigara satılması yasaklanıyor. Maalesef bizim memleketimizde ise, ithal malı sigaralar ve tütün mamulleri sayfa sayfa gazete ve dergilerde reklamlarla tanıtılıyor. Şehrin en güzel yerlerinde kocaman panolarla duvar reklamları yapılıyor. Tütün sanayi tarafından gençlerin tiryakiler arasına katılmalarını sağlamak amacıyla sigara reklâmlarında; genç ve aktif insanlar, kovboy olarak gösterilmeye çalışılmakta ve genellikle hayatta başarılı olmuş insanların tiryakiler arasından çıktığı telkin edilmektedir.

ABD'de bir yandan sigara hakkında çeşitli şekillerde sert yasak kararları alınırken, diğer yandan sigara aleyhindeki kampanyalarla tüketici, zararları konusunda sınırlandırılıyor. Sağlıklı hayata verilen önem sebebiyle ABD'de sigara tüketiminin azalması ile yeni pazarlar arayışına giren Amerikan sigara imalatçıları Asya pazarlarına hücum ettiler. ABD Tarım Bakanlığınca yayınlanan rapora göre ABD'nin Asya'ya yönelik sigara ihracatı. 1988'in ilk on aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre % 77 artmıştır. Buradan da anlaşılacağı üzere ABD'nin dev firmaları iç pazarda azalan kârlarım Asya ülkelerine girerek kapatmaktadır. Burada da başı çeken ülke Türkiye'dir.

İslâmiyet'te, ferdin ve toplumun sağlığı için bütün tedbirler alınmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de kâinatta en şerefli varlık olarak tavsif ve medhedilen insanın sağlığı ve düzenli yaşaması hususlarında aydınlatıcı ve yol gösterici beyânlar mevcuttur. Dinimize göre “ Sıhhat” ferdin muhafaza etmesi gereken şeylerin başında gelmektedir.

Sigarayla sağlığın korunamadığı ve korunamayacağı, tıbbın ve ilmin açık beyanlarından anlaşılmaktadır. Din, namus, beden ve mal gibi, insanoğluna bahşedilen temel unsurlar da aynı şekilde sigara ve her türlü uyuşturucu madde ile tahrip olmaktadır.

En modern ve çağdaş silahlarla çarpışmayı çok iyi bilen 20. asır insanı, ne yazık ki “nefsiyle savaşı” bilmemektedir. Sigarayı önümüze hangi nakış ve yaldızlarla çıkarırlarsa çıkarsınlar, bilinen sağlık düşmanlarının en başında yer alması gerektiğine inanmaktayız.

Sağlık Bakanlığınca 400 dolayında bilim adamına hazırlatılan “Millî Sağlık Politikası” raporuna göre halen Türkiye'de 15 yaşın üzerindeki nüfusun %40'ı sigara içiyor. Bu kişilerin kapalı yerlerde içmelerinden dolayı, bundan etkilenen “Pasif içicilerle” bu oran daha da yükseliyor. Raporda Türkiye'deki sigara tüketiminin artış hızının 1995 yılına kadar durdurulması öngörülürken, 2000 yılına kadar da sigara tüketiminin %25 azaltılması hedefleniyor. 1991 yılında yürürlüğe konulması istenen önleyici tedbirler ise şöyledir:

a) Sigara ile mücadele millî mesele olmalı,

b) Sigara İçimi, kamuya açık yerlerde yasaklanmalı,

c) Sigara satışı yapılacak yerlerin sayısı sınırlandırılmalı,

d) Sigaradan alınan vergiler yükseltilmeli,

e) Sigara reklamlarına kısıtlamalar getirilmeli,

f) Sinema ve TV. filmlerindeki kahramanlar sigara kullanmamalı.

Asrımızın büyük âlimi Bediüzzaman'ın ise şu ibret verici tavsiyesi, ne kadar hikmetli ve ne kadar manidardır: “Dünyânın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını islerseniz; meşru (helâl) dairedeki keyfe iktifa ediniz. O, keyfinize kâfidir. Haricinde ve gayr-i meşru dairedeki bir lezzetin içinde bin elem olduğunu, sabık beyanatta elbette anladınız.”