Sızıntı Arşivi

Mart 1995 · s. 75 · 10 dakikalık okuma

Sigara Ve Kanser

Mehmet Cihanoğlu · Dr. · Tıp

“Kanser” kelimesi duyulduğunda çoğu zaman içimizi bir ürperti kaplar. Dünyada her yıl milyonlarca insan kanser sebebiyle hayatını kaybetmekte. Son yıllarda tıp alanındaki baş döndürücü gelişmelere rağmen bu amansız ve korkulu hastalığın sebepleri tanı olarak ortaya konamadı ve tedavisi de halihazırda tam olarak mevcut değil. Bu yazımızda kanserin bilinen en önemli sebeplerinden olan ve tıp literatüründe “kötü bir alışkanlık” olarak değerlendirilen sigara ile kanser ilişkilerini son bilgiler ışığında değerlendireceğiz.

GİRİŞ

Sigara dumanı, bütün dünyada kanserin en önemli önlenebilir ve korunulabilir sebebi olup, kansere bağlı ölümlerin % 30’undan so­rumludur.1,2 Sigara içme, ak­ciğer kanseri oluşumunda en önemli faktördür. Yapılan çok sayıdaki çalışma sigara­nın ağız boşluğu, gırtlak, ye­mek borusu, mesane, böbrek, mide, pankreas, rahim ağzı ve kan kanserlerinin geliş­mesine katkıda bulunduğunu da göstermiştir.2

Sigara dumanı, 4000’den fazla farmokolojik olarak aktif, kanser yapıcı bileşik içeren bir karışımdır. Poliaromatik hidrokarbonlar, heterosiklik hidrokarbonlar, N-nitrozaminler, aromatik amin­ler, aldehitler, uçucu karsinojenler, inorganik bileşikler ve radyoaktif elementler dahil 43 adet karsinojenik madde sigara dumanında tanımlan­mıştır (Tablo-1).3,5 Bu mad­deler kanser oluşumunda 1 veya 1’den fazla basamakları etkilerler. Kanser oluşumun­da 2 basamak vardır.6 Karsinojenlerin metabolizma ürünleri önce DNA’ya bağla­narak onu hasara uğratırlar. Kanserleşmenin ileri safha­larında kanserleşmiş hücreler habis fenotipe (şekle) dö­nüşür.

Sigara dumanındaki poliaromatik karbon bileşenle­rinin tümör başlatıcı etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ya­pılan deneyler neticesinde si­gara ziftinin hayvanlarda tü­möre sebep olduğu görül­müştür. DNA hasarı asbest ve alkol gibi çevresel ajanlar ile hızlandırılabilir.8

Sigara dumanındaki aktif karsinojen maddelerin sebep olduğu mutasyonların, kanseri durdurucu genlerin hücrede çalışmama­sına yol açtığı dü­şünülmektedir.9

Sigara dumanı yalnız başına güçlü kanser uyarıcılar ih­tiva etmesine rağmen kansere yakalanma işyerindeki ve çevre­deki diğer kimyevî maddelere yeterli dozda, sürede ve hızda maruz kalındı­ğında gerçekleşmek­tedir.

Alkol ve sigara, birlikte kullanıldığın­da ağız, gırtlak ve yemek borusu kanser riski önemli ölçüde benzer olarak sigara içen ve asbest veya radyoaktif artık ürünlere maruz kalan işçilerde akciğer kan­ser riski büyük öl­çüde artar.7,8 Netice olarak tütün dumanı ile bünyeye ve çev­reye ait birçok fak­törün karşılıklı tesirleri, ki­şinin sigaraya bağlı kanser riskini tayin eder. Bu arada kansere yakalanma için ge­rekli şartlardan biri de kişinin genetik yapısının kansere yat­kınlık genlerini ihtiva et­mesidir. Bu noktadan sizde bu yatkınlık genleri var ve üs­tüne sigara içiyorsanız kan­sere yakalanma riskiniz çok fazla artmış olacaktır. Eğer sizde akciğer kanserine ya­kalanma riskine yatkın gen veya genler yoksa, sigara iç­meniz sizin akciğer kanserine yakalanma riskinizi artırma­yacaktır. Tütüne bağlı kanser oluşumunda, karakteristik olan uzun gizli bekleme dönemi ve kanserleşmiş hüc­relerde devamlı ilerleme, du­mandaki tümör hızlandırıcı­larının kronik etkilerine bağlı olarak ortaya çıkar.7

Tütünün kanser uyarıcı etkisi en fazla bronş duvarı gibi direkt olarak sigara du­manına maruz kalan dokular üzerinde görülür. Bununla birlikte uzak organlar da du­mandaki çeşitli aktif bile­şiklerden etkilenir. Tütündeki bazı bileşiklerin metabolik aktivasyonu ile vücutta özel kanser uyarıcılar oluşur. Bun­lar arasında en önemlileri, bazı aromatik aminler ve N-nitrozaminlerdir.7 Vücudu­muzdaki özel yerlerin hassa­siyeti, aktif bileşenlerin emilim, taşınma ve yoğunluğuna bağlıdır. Meselâ bir tütün du­manı metaboliti olan 2-naftilamin idrar torbası kanser riskini artırır.

SİGARA İÇME İLE İLGİLİ KANSERLER

Akciğer Kanseri

Günümüzde erkek ve kadınlar arasında kanserden ölümlerin en başında akciğer kanseri gelir. Akciğer kan­serinin %80-90 sebebi doğ­rudan sigara içmeye bağlıdır. ABD’de 1991’de yayınlanan bir rapora göre 161.000 yeni akciğer kanser vakası ve 143.000 ölüm meydana gel­diği tespit edilmiştir.1 Vak’aların 2/3’ü erkektir. Son 40 yılda akciğer kanser yoğun­luğunda %250 oranındaki bu artış, 20 yaşından önce siga­raya başlayanların sayısın­daki artış ile paraleldir. Er­keklerde akciğer kanser artış hızı 1984’de zirveye ulaşmış ve günümüzde azalmaya baş­lamış, ancak ölüm oranı de­ğişmemiştir. Kadınlarda ise akciğer kanser sıklığı yılda %5’lik bir hızla artmaya devam etmektedir.6 1987’den bu yana her yıl meme kan­serine, göre daha fazla kadın, akciğer kanserinden öl­mektedir.

Kronik bronşit gibi so­lunum yolunu daraltan hastalığı olanlarda veya başka bir kanseri olanlarda sigara içimi akciğer kanseri riskini daha da artırmaktadır.13

Son zamanlarda yapılan çalışmalara göre A,C vi­tamini ve ß-karolen içeren di­yetle beslenme, sigara içen­lerde akciğer kanser riskini azaltmaktadır. Meselâ, sigara içerken aynı zamanda bitki kaynaklı yüksek oranda A vi­tamini alan kişilerde akciğer kanser riskinin azaldığı göz­lenmiştir.14 Bu olumlu etki kanser oluştuktan sonra A vi­tamini verildiğinde bile or­taya çıkmıştır.15

İş yerinde solunan za­rarlı tozlara maruz kalmanın akciğer kanseri riskini ar­tırdığı gösterilmiştir. Asbestli yerlerde çalışan ve sigara içen erkeklerde akciğer kan­serine yakalanma riski, as­beste maruz kalmayan iş­yerinde çatışan fakat sigara içen erkeklere kıyasla 5 kat daha fazladır.8 Benzer şekilde, sigara içen uranyum madeni işçilerinde akciğer kanseri ge­lişme riski, sigara içmeyen uranyum işçilerindekine göre 10 kat daha fazladır.16

Çevre faktörlerine ge­lince, hava kirliliği veya top­raktaki uranyumun bozunu­mundan oluşan radyoaktif ra­don gazına ev ve işyerlerinde maruz kalmanın, akciğer kan­seri riskini artırıcı bir faktör olduğu bildirilmiştir.17

Sigara, akciğerdeki hava keseciklerinde, solunum epiteli ve diğer dokularda pa­tolojik değişikliklere yol açar. Hasarlı dokuda biriken sigara dumanı partikülleri ve gazlar, akciğer kanserinin başlama ve ilerlemesinde aktif rol oynayan çeşitli kanser uyarıcı maddeler taşırlar.7,10

Gırtlak (Larinks) Kan­seri

Sigaranın sebep olduğu kanserler içinde en önde ge­lenlerinden biri de gırtlak kanseridir. ABD’de, 1991’de 12.500 yeni gırtlak kanseri vakası tespit edilmiş olup hastaların 3650’si ölmüştür.1 Oldukça nadir görülen bu tümör vakalarının %82’si doğrudan sigaraya bağlıdır.2 Yeni teşhis konan hastaların %82’si erkektir. Gırtlak kan­seri, sigara içenlerde, içme­yenlere göre 8-10 kat daha fazladır.3

Filtreli ve düşük zift bu­lunduran sigara içenlerle, pi­po içenlerde risk orta derece­dedir.18

Alkol, gırtlak kanseri için bağımsız ve önemli bir risk faktörüdür. Sigara ve al­kolün ortak tesiri, yalnız ba­şına sigara veya alkole göre gırtlak kanser riskini %75’in üzerinde artırır.11

Kanser oluşumunda gırt­lak dokusu doğrudan sigara duman partiküllerine maruz kalır. Doku değişikliklerinin sıklığı hiç sigara içmeyen­lerde en düşük, eskiden sigara içenlerde orta derecede ve sü­rekli sigara İçenlerde en bü­yüktür.19

Yemek Borusu Kanseri

Yemek borusu kanseri­ne bağlı ölümlerin yaklaşık %80’i sigaradan kaynaklanır. 1991’de ABD’de yemek bo­rusu kanserinden 15.000 kişi ölmüştür.12 Siyahlarda bu nisbet daha yüksektir. Hastalık, erkeklerde kadınlara göre daha sıktır ve önemli bir coğrafî farklılık gösterir.6

Risk, sigara içenlerde, içmeyenlere göre 8-10 kat artar.2 Kanser riski sigara ke­sildikten sonra hızla azalır ve 15 yıl sonra kanser oranı hiç sigara içmeyenlerdekine yak­laşır.

Sigara ile birlikte alkol kullanıldığında risk en bü­yüktür.10,12

Yemek borusu sigara du­manına direkt olarak maruz kalmamasına rağmen, sigara dumanı içindeki maddeler ağızda birikir ve yutulur. Ayrıca, benzo-a-piren’in yemek borusuna nüfuz ettiğine ve kanser oluşturduğuna dair bulgular vardır.10

SİGARA VE AKCİĞER KANSERİ

Akciğer kanseri riski, sigara içme ile 12-22 kat artarken, günlük içilen sigara sayısı ve sigara içme süresi ile de doğru orantılıdır. Daha az oranda, içilen sigara tipi ve du­manı içeri çekme derecesi İle iliş­kilidir. Puro ve pipo içmede bu riskin artışı 7 kat dolayındadır.2,10,11 Günde 40 veya daha fazla sigara içenlerde akciğer kanser riski, günde 20 veya daha az sigara içenlere göre yaklaşık 2 kat yüksektir, yine 15 yaşın altında sigaraya başla­yanlarda akciğer kanser riski 25 ya­şından sonra sigaraya başlayanlara göre 4 kat daha fazladır.

Sigarayı bıraktıktan sonra 5 yıl içinde risk %20 azalır. Bu risk, si­gara içmeyenler düzeyine inmezse de süre uzarsa, daha erken yaşta bırakılırsa ve filtreli sigara içilmişse daha çok azalır.

Diğer kanserlerde olduğu gibi si­gara içmeye ilaveten kişi ve çevreye ait faktörler de önemlidir. Anne ve ba­basında akciğer kanseri olan sigara içenlerde, akciğer kanseri gelişme riski yaklaşık 5 kat artar,13 ki bu kesin ol­mamakla birlikte ailevî yatkınlığı gös­terir.

SİGARA İLE İLGİLİ DİĞER KANSERLER

Sigara içen erkek ve ka­dınlarda içmeyenlere göre mesane, böbrek, pankreas, mide, rahim ağzı ve kan kan­serine yakalanma riski or­talama 2-3 kat daha fazladır. Pipo içenlerde de risk orta de­recede artar. Risk oranı, gün­lük içilen sigara sayısı, içme süresi ve dumanı içine çekme derecesi ile doğru orantı­lıdır.10 Ayrıca makat, penis ve kadın dış genital organ kanserlerinin sigara içenlerde iç­meyenlere göre daha yaygın olduğu bulunmuştur. Risk, serviks kanserinde olduğu gi­bi sigara içme süresi ve gün­lük içilen sigara sayısı ile orantılıdır.25 Mesane ve böb­rek kanseri oluşumunda si­garanın iş yerindeki kimyevî maddeler ile etkileşimi önem­lidir. Organik kimyevî mad­deler, boya, kauçuk, deri, las­tik ve diğer sanayi ürünleri ile meşgul olan işçilerde mesane kanseri sıklığı artar.

Özellikle aromatik aminler­den 2-naftilamin ve 4-aminobifenil oldukça güçlü mesane kansinojenleridir.23

SONUÇ

Görüldüğü üzere sigara ile kanser arasında pozitif bir ilişki vardır. Sigara, özellikle alkol ile birlikte kullanıldı­ğında kansere yakalanma ris­kini önemli ölçüde artırmak­tadır. Bugün sigara ile alkol kullanma alışkanlığı insanı­mızın sağlığını sürekli tahrip etmektedir. Çok değişik şe­killerde ferdî ve içtimaî ola­rak “zararı pek çok, yararı hiç yok” olan bu kötü alışkan­lığın mutlaka bırakılması ge­rekmektedir. ABD gibi ge­lişmiş Batı ülkelerinde sigara içme oranı gittikçe azalırken ve %30’larda seyrederken, ayrıca kapalı yerlerde sigara içmek yasaklanmışken, bizim ülkemizde bu oranın hâlâ %50-70’lerde olması son derece üzücü ve düşündürücüdür.

İnsan sağlığının ucuz olduğu ülkemizde halkımızın sağlığının korunması, idarecilerimizin sorumlulukları arasındadır. Şimdilik hiç olmazsa yetkililerden ve milletvekillerimizden, kapalı yerlerde sigaranın yasaklanması ile ilgili kanun tasarısının bir an evvel meclisten geçmesi için hassasiyet göstermelerini ve bu sessiz toplu intiharlara dur demelerini bütün kamuoyu dört gözle beklemektedir.

KAYNAKLAR

1- Boring CC, Squires Ts, Tong T: Cancer static’s 1991; CA 4119.

2- Us Department of Health and Human Services: The Health smoking: 25 years of Progress. Office on Smoking and Health. DHHS Publication No CDC 1389; 39-8411

3- Newcomb PA, Carbone PP: The Health Consequences of smoking, Med Clin North Am 1992; 762:305.

4- Scoggin CH. Pulmonary Neoplasms. In: Wyngaarden JB, et al, eds. Cecil Textbook of medicine. Vol 1. Philadelphia : WB Saunders Company, 1992; 435.

5- Weiss JW. Carcinoma of the lung. In: Wilson JD, Braunwald E, Isselbacher KJ, Pedersdorf RG, Martin JB, Fauci AS, Root RK, eds. Harrison's Principal of Internal Medicine. Mc Graw-Hill Inc, 1991: 358.

6- US Department of Health and Human Services: 1990 Annual Cancer Statistics Review: Cancer Trends 1973-87. DHHS Publication No NIH1990; 90-2789

7- International Agency for Research on Cancer; Tobacco Smoking. IARC Monographs on the Evaluation of the Carcinogenic Risk of Chemicals to Humans. Volume 38. Lyon, International Agency for Research on Cancer. 1986.

8- Saracci R: The interactions of tobacco smoking and other agents in cancer etiology. Epidemiol Rev 1987; 9:175.

9-Bishop J: The molecular genetics of cancer. Science 1987; 235:305.

10-US Department of Health and Human Services: The Health Consequences of Smoking: Cancer. A Report of the Assistant Secretary for Healthy, Office on Smoking and Health. DHHS Publication No PHS1982; 82-501779.

11-Wynder EU Covey LS, Marucrt K, el al: Environmental factors in cancer for the larynx. Cancer 1990; 38: 1591.

12-McDuffie HH, Klaassen Dj, Dosman JA: Determinants of cell type in patients with cancer of the lungs. Chest 1990; 98:1187.

13-Samet M. Homble CG, Pathak DR : Personal and family history of respiratory diseases and king cancer risk. Am RV RESPIR DIS 1986; 134:466.

14-Colditz GA, Stampfer MJ. Willett WC: Diet and lung cancer. A review of the epidemiologic evidence in humans. Arch Intern Med 1987; 147:157

15-McCormick DL, Burns FJ, Albert RE: Inhibition of benz a pyrene induced mammary carcinogenesis byretrinyl acetate. J Natl Cancer Inst 1981,66:559.

15-Haley N, Samet JM, Cross FT, et al: Contribution of radon and radon daughters to respiratory cancer. Environ Health Perspect 1986:70:17,

17-National Research Council: Health risks of radon and other internally deposited alpha emitters. Washington, DC, National Academy Press, 1988.

18-Wynder EL, Stellman SD : Impact of long-term filter cigarette usage on lung and larynx cancer risk: A case-control study. J Natl Cancer Inst 1979; 62:471.

19-Muller KM, Krohn BR; Smoking habits and their relationship to precancerous lesions of the larynx. J Cancer Res Clin Oncol 1980:965:211.

20-Blot W, McLaughlin JK. Wenn D, et al: Smoking and drikning in relation to oral and pharyngeal cancer. Cancer Res 1988:48:3282.

21-Schottenfeld D; Epidemiology of cancer of the esophagus. Semin Oncol 1984:11:92

22-Franceschi S, Tolamini R, Barra S, et ai: Smoking and drinking in relation to cancers of the oral cavity, pharynx, larynx, and esaphagus in nothern Italy . Cancer Res 1990; 50:6502.

23-Craddock VM: Nitrosamines and hulan cancer: Proof of an association? Nature 1983; 306:638

24-Longnecker DS, Shinozuka H- DEkker A: Focal acinar cell dysplasia in human pancreas. Cancer 1980;45:534

25-Brinlon LA, Nasca PC. Mallin K, et al: Case-Control study of cancer of the vulva. Obstet Gyecol 1990:75:859.