Sızıntı Arşivi

Mart 1988 · s. 64 · 2 dakikalık okuma

Sigara Ve Gebelik

Cevat Babuna Prof. Dr. · Tıp

Sigaranın doğurganlık üzerindeki tesiri hamilelik, hamilelikten önce ve sonra da görebilir. Çıkardığı CO, nikotin ve katran gibi zehirli bazı maddelerin dolaşıma karışmasıyla sigara, kısırlığa sebebiyet verebilir. Hamilelik esnasında birçok zararlı neticeleri olabilir ve ayrıca yeni doğan çocukta muhtelif bozukluklar meydana getirebilir.

ABD’de her yıl 4600 bebeğin, anneleri sigara içtikleri için hayatlarını kaybettikleri tespit edilmiştir.

Bilindiği gibi bir hamileliğin teşekkül edebilmesi için spermanın yumurtacıkla birleşmesi ve aşılanmış yumurtacığın rahim içine yuvalanması gerekir. Bunun için ise yeterli sayıda sağlam sperma’ya ve sağlam bir yumurtacığa ihtiyaç vardır.

Hâlbuki sigaranın, spermanın sayısını azalttığı, hareketlerini bozduğu ve anormal teşekküllere sebep olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan yumurtlama için çok mühim olan lutenizan hormonunun salgılanmasını da bozmaktadır. Böylece hem erkek hem de kadın yönünden kısırlığa sebebiyet verebilmektedir. Ayrıca erkeklik hormonu olan testesteron hormonunun da sigara içen erkeklerde içmeyenlere nazaran daha düşük seviyelerde bulunduğu bildirilmiştir. Sigara içenlerin arasında çocuk sahibi olamayanların sayısı içmeyenlere göre daha fazladır. Hamilelik muhakkak ki insan hayatının en nazik, en hassas ve dolayısıyla da en önemli devresidir. Bu devrede husule gelecek dış ve iç menfi tesirler mühim neticeler doğurabilir.

Mesela; normal insanda hiçbir tesiri olmayan bir ilaç, ışın veya toksik bir madde ceninde büyük bozukluklara sebebiyet verebilir.

BİR KADIN HAMİLELİK DEVRESİNDE SİGARA İÇERSE:

1) Dolaşıma geçen CO, çocuk ve anne hemoglobinini iş görmez hale getirerek,

2) Vazo Konstriksiyon (damar daralması) husule getirir, nikotinin, plesenta kanlanmasını bozarak,

3) Sigaranın iştahı azaltmasıyla annenin yeterli beslenmesini önleyerek,

4) Annede plazma miktarım azaltarak,

5) Henüz açıklığa kavuşmamış diğer bazı mekanizmalarla hamilelik mahsulü, yani çocuk zarar görür. Bu zararlı tesir ilk aylarda düşükle neticelenebilir. Nitekim sigara içenlerde düşük vakalarının içmeyenlere nazaran çok daha sık olduğu tespit edilmiştir.

Hamilelik devam ettiği takdirde ise çocuğun düşük kiloda doğması muhtemeldir. Sigara içen hamilelerin çocuklarının kilosu içmeyenlere nazaran 200 gr. düşük bulunmuştur.

Hamilelikte kanama ihtimali de artar. Bu kanama plasentanın (sonun) erken ayrılması (ki gebelikte çok tehlikeli bir komplikasyondur), sonun yanlış yere yerleşmesi ile ve izah edilmeyen başka sebeplerle olabilir. Bütün bu durumlar sigara içen annelerin çocuklarında bir gelişme bozukluğu olduğunu göstermektedir.

Sigaranın tesirleri çocuk doğduktan sonra da devam etmektedir. Nitekim sigara içen annelerden doğan çocukların büyümeleri bir yaşında iken dahi akranlarına göre geri kalır. Baş çevreleri ve kiloları daha düşüktür.

Sigara içen annelerin çocukları ileri yaşlarda tetkik edildiğinde bunlarda nörolojik bozuklukların, elektroensefalografi (E.E.G) bozukluklarının daha sık görüldüğü tespit edilmiştir. Bu çocuklar okumayı daha geç öğrenmekte, matematik ve umumi kabiliyetler bakımından diğer çocuklardan daha geri bulunmaktadırlar. Sigara içen annelerin çocuklarında, sebebi izah edilemeyen ani ölümlerin normalden daha sık olduğu ileri sürülmüştür.

Görüldüğü gibi hamilelikte sigara çok büyük önemli zararlara sebebiyet vermektedir. Bu yüzden anne olacak genç kızlarımıza böyle tehlikeli alışkanlıklardan uzak kalmalarını, içtikleri taktirde ise sigaranın çocuk üzerindeki zehirli tesirlerini dikkate alarak hamilelikte mutlaka terketmeleri icap ettiğini izah ve telkin etmek gerekir.

Prof. Dr. Cevat Babuna