Sızıntı Arşivi

Nisan 1982 · s. 5 · 3 dakikalık okuma

Sibernetik

Sedat Akalın · Prof. Dr. · Biyomühendislik

Prof. Dr. Nerbert Winer tarafından "Hayvanlarda ve makinalarda kontrol ve komunikasyon" olarak çok kısa bir şekilde tarif edilen sibernetik, asgarî beş ilmin birleşmesinden hâsıl olmuştur denilebilir. Bu ilimler; komunikasyon teorisi, otomatik kontrol, mantık, matematik ve biyolojidir. Bugüne kadar sibernetiğin yeni yeni tariflerinin yapılagelmesi bu hezarfen İlmin bütün vechelerini yansıtma gayretinden neş'et etmektedir. Fikirlerdeki ve anlatma tarzlarındaki bu farklılık mevzua aşina olmayanların sibernetiği net ve açık olarak anlamalarını zorlaştırmaktadır.

Uzun bir gayret ve çalışmadan" sonra insan sibernetik bir problemi anladığını zanneder, daha sonra başka bir laboratuvara gider ve orada çalışmakta olanların eşmahiyetli problemi tamamen farklı bir bakış açısından ele almakta olduklarını hayretle görebilir. Böyle bir durumda kimin doğru olduğunu tâyine çalışmanın bir faydası yoktur. Zira sibernetik ilmi çok yenidir ve dolayısıyla münakaşa edilmeğe müsaittir. Ayrıca, birçok kimseler mühendislik sibernetiği ile biyolojik sibernetiği birbirinden ayrı mütalâa etmektedirler.

Zamanımızdan milyonlarca sene evvel kâinattaki başdöndürücü ahenki programlayan yüce Yaradıcı canlı organizmaların içine, müstesna bir kontrol ünitesine sahip, mükemmel otomatik bir sistem yerleştirmiştir ki sinirler vasıtasıyla vucüdün bütün kısımlarıyla irtibatta bulunan bu üniteye BEYİN (dimağ) diyoruz. Öyle bir devir geldi ki insan beyni kendi kendini düzenleyen sistemler icat etti. Kat'iyyen şüphe edilmemelidir ki elektronik beyin icadı ile, aslında, canlının içindeki fevkalâde murakabe (kontrol) mekanizmasının küçük bir benzeri kopya edilmiştir! Ancak sibernetik makineler (kompüter, öğrenen makine, vb.) imal edildikten sonra fizyoloji bilginleri canlı organizmaların bu cihazlara benzer bir nesne ile kontrol edilebilecekleri kanaatına vardılar.

Makineler ve canlı organizmaların mukayeseli bir tetkikiyle ortaya çıkan sibernetik, mühendislik alanında kalmakla beraber, biyolojiye de böylece girmiş oldu. Kısaca sibernetik öyle bir ilimdir ki; onda fizyotojistler mühendislere makinelerin imâl tarzını anlatır, mühendisler ise fizyolojistlere hayatın nasıl işlediğini anlatır.

Son çeyrek asırda kontrol ve haberleşme etüdü ile uğraşan sibernetik ilminde sür'atli bir ilerleme görülmüştür. Bunlar ayrı bilimlerdir. Kontrol ilmi başlıca üç alam ihtiva etmektedir.

1— Makine sistemlerinin ve imâl işlemlerinin kontrolu

1— Organize (teşkilatlı) beşerî faaliyetlerin (maliye, sigorta, ticaret, nakliye, vb.) kontrolu.

3— Canlı organizmalardaki ameliyelerin kontrolu.

Sürekli değişen bir muhitte hayatiyeti idame amacındaki organizmanın hayatî fonksiyonlarının refakat ettiği fizyolojik, biyoşimik işlemler üçüncü sahaya girmektedir. Canlı organizmaların anlaşılması çok güç çalışma sistemi ve yapısı hakkında bilgi toplayan, depolayan ve işlemleyen modern aletler ve vasıtalar biyolojiye geniş ufuklar açmış bulunmaktadır. Elektronik mütehassıstan, matematikçiler ve biyolojistlerin yakın işbirliği -kıymeti giderek artan- mühim nazarî ve amelî neticeler vermektedir. İlim adamları canlı tabiatın en muğlak (komplike) kanunların gün be gün daha derinliklerine nüfuz etmektedirler. Meselâ; tıb mesleğinde artık elektronik teşhis makineleri kullanılıyor. Bir ameliyat esnasında kalbin, akciğerlerin veya böbreklerin yerine ikameleri mümkün cihazlar yapılmıştır ki; cerrahların işlerini bir hayli kolaylaştırmak mümkün olabilmektedir.

Sinirin faaliyetleri hususunda da gittikçe geniş malûmat edinilmektedir. Tek bir sinir hücresinin hassaları çok teferruatlı olarak tetkik edilmiştir. Ancak bu hususiyetlere dayanılarak düşünme ve konuşma gibi dimağî faaliyetlerin girift vechelerini ortaya çıkarmak imkan dahiline girememiştir.

İnsanoğlu, uzuvlarının uzantıları mesabesindeki ilk basit aletlerini geliştirirken olduğu gibi; elektronik makinelerin planlarını yaparken de tabiattan ders almaktadır. Kollardan veya bacaklardan kıyaslanamayacak kadar çok daha fazla karmaşık bir yapıya sahip olan beyin, bir çok bakımdan mühendislerin elan erişilemez bir gâyesidir. Toplu yapısına (sıkılığına), hafifliğine ve kabili ihmal enerji harcamasına rağmen beyin, son derece güvenilir bir sistem olup elektronik olarak taklidini, kısmen de olsa, yapmanın mümkün olup olmadığı tartışılmaktadır.

Sibernetiğin en yeni dallarından BİYONİK ilmi, elektronik sinir benzerlerinin (şibni sinir) geliştirilmesi ve onlardan bilgi İşlem (elektronik hesap) makinelerinde faydalanılması ile meşgul olmaktadır. Son yıllarda konuşmayı, yazıyı ve görüntüleri doğrudan doğruya tefsire ve hatta mefhumları formüle etmeğe muktedir makineler üzerinde çalışılmaktadır. Hayatın her alanına giderek sirayet eden sibernetiğin tıb, fizyoloji, psikoloji ve dilbilgisi sahalarında tatbikatının görülmesi kaçınılmazdır.

Asrımızda son derece gelişmiş-teknoloji ve elektronik makinaları programlayan insan zekâsı olduğu halde; acaba insanoğlu kendi zekâsını planlayan ve programlayanı idrak edebildi mi?