Sızıntı Arşivi

Şubat 1989 · s. 23 · 3 dakikalık okuma

Sessiz Mücadele

A. Arıkanlı · Tabiat

sub89SESSİZ MÜCADELE

A.Arıklı-C.İlboğa

Bitkiler ve hayvanlar arasında girift ve o nisbette mükemmel bir hayat örgüsü vardır. Bu, tabiattaki canlıların nisbetlerinin korunması için şarttır.

İlim adamları böcek topluluklarının sadece böcek yiyicileri, hastalık ve parazitler tarafından kontrol edildiğini düşünüyorlardı. Oysa bugün, bitkilerin kendilerini yiyen böcek ve diğer hayvanların sağlığına, gelişmesine, çoğalmasına menfi tesirde bulunan korkutucu, alerji yapıcı ve öldürücü kimyevi maddeler salgıladığı anlaşılmıştır.

Bitkilerin kendilerini savunmaları için salgıladıkları maddeye Allomon bileşikler denir. Tabiatta birçok bitki bu bileşikleri meydana getirecek şekilde programlanmış, bu şekilde kendilerine savunma imkânı verilmiştir.

İnsanoğlu bugün, çeşitli zararlılara karşı kendisinin elde ettiği muhtelif kimyevi ilaçlar kullanarak mücadele etmekte. Fakat direkt veya dolaylı olarak tabiattaki dengeye şuursuzca müdahele ettiğinden; çevre kirliliği gibi büyük tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır.

Bitkiler üzerinde yapılan bu araştırmalar, ileride icad edilecek böcek öldürücüler konusunda fikir vermektedir. Bu çalışmaların, çevre kirliliğine sebeb olmayan ve sadece öldürülmek istenen zararlıya karşı kullanılacak, allomon bileşikler bulmaya bir basamak olması ümit edilmektedir.

Domates bitkisinin yaprakları böcekler tarafından tahrip edilince, bütün bitki hücreleri alarma geçirilir ve yeni bileşikler meydana getirilir. Bu bileşikler böceklerin sindirim sistemindeki enzimleri bozarak, bu hayvanların, yedikleri besinlerden istifade etmelerine mâni olurlar.

Yapılan araştırmarlarla bazı bitki türlerinin, komşularının böcek saldırılarına uğradığını hissettiklerinde tedbir olarak toksin (zehirli madde) depoladıkları tesbit edilmiştir.

Rhoades, bu müthiş hâdiseyi Kuzeybatı Pasifik'te bir Sitka Söğüdü'nde keşfetti. Çok fazla böcek istilasına maruz kaldığında, söğütlerin yapraklarındaki toksinleri artırıp arttırmadıklarını araştırıyordu. Bir tırtıl türünden toplayarak bir grup söğüdün dibine bıraktı. Her iki-üç günde bu ağaçlardan yapraklar topladı ve yakalanan tırtıllara yedirerek yaprakların toksinlerini Ölçtü. Gövdesinde tırtıl bulunan ağaçlar, şaşılacak çabuklukta reaksiyon gösterdiler. Onbir günde yapraklar tırtıllara tatsız gelmeye başladı. Bundan üç gün sonra da tırtıllar ani olarak ağaçlardan uzaklaştılar.

California Üniversitesi ekologlarından Laurel Fox yabani bahar çiçekleri gibi pek çok kısa ömürlü bitkinin çok kuvvetli toksinlerle muhafaza edildiklerini belirtmektedir. Bu bitkilerin kendilerini yemek isteyen böcekleri çabuk öldürmeleri gerekiyor. Çünkü büyüme ve üreme zamanları çok kısadır.

D. A. Jones, bazı bitkiler üzerinde yaptığı araştırmalarda, bu bitkilerin kimyevi muhtevalarının bölgelere göre farklı olduğunu tesbit etti. Güney Avrupa ve Türkiye'deki yoncalarda ve benzeri bitkilerde zehirli bileşikler ve bazı özel enzimler bulunduğu halde, aynı tür bitkilerin İskandinav ülkelerinde yetişenlerinde ise bu maddeler yoktu. Jones, incelemeleri neticesinde bu bitkilerde bulunan bileşiklerin sebebinin, çiçeklenme döneminde salyangozların bu bölgelerde aktif olduklarını ve bu bitkilere zarar verdiklerinden ileri geldiğini keşfetti.

Bitkiler, zararlı böceklere karşı böyle tesirli savunma sistemleri ile donatılmış iken böcekler ve diğer hayvanlar da, sanki savaştaymış gibi bu savunma sistemlerini tesirsiz hale getirici tedbirler alma yolundadırlar. Bu programlanmış sessiz mücadele, tabiatta türler arasındaki mükemmel dengenin devamı için Kudret-i Sonsuz'un koyduğu bir kanundur.

Bitkiler, bu tür böceklere karşı aldatıcı kabuk değiştirme, larva dönemini uzatma, larva gelişmesini durdurma, zamansız kış uykusuna yatmaya sebep olan ve çiftleşme duygusunu dumura uğratan hormonlar ifraz etme gibi çeşitli tedbirlerle kendilerini müdafaa ederler.

Mayasıl otu, (Ajuga remota) çekirge saldırılarında, çekirgelerin larva döneminde kabuk değiştirme hormonuna benzeyen bir hormon salgılayarak; çekirge larvalarının erken kabuk değiştirmesine sebep olur. Araştırmalar, hayatının hiçbir döneminde böyle bir hormona sahip olmayan bitkinin, sanki biliyormuşcasına, sadece kendisini yemek isteyen böcekten korunmak için özel olarak salgıladığını ortaya koymuştur.

Marion-Poll biyolojik savaşta kullanılan hususi bir usulle aynı cinsten kanatlılar arasındaki haberleşmeyi engellemenin mümkün olduğunu söylüyor. Hayvanların karşı cinsleri cezbetmek için kullandıkları Feromon hormonları buna bir misaldir. Elma kurduna karşı, kendi dişisinin salgıladığı hormonu taklit ederek hazırlanmış bir madde püskürtüldüğünde erkek kurt dişisini bulamadığı için şaşkına döner.

Bacillus thuringiensis adlı bir bakteri, bazı kanatlı türlerine zehir etkisi yapan bir protein üretir. Araştırmacılar bu proteinin kimyevi yapısını tesbit ederek suni olarak elde etmeye muvaffak oldular. Bitkiye bu madde aşılandığında, onun savunma mekanizmasının çok mükemmel bir duruma geldiği görülür.

Bugün uzmanlar bitkilerin savunma sistemlerini kuvvetlendirmek için yeni çareler ararken, genetik mühendisliğinden de faydalanıyorlar.

Bitkilerle zararlı böcekler arasında yaratıldıklarından bu yana devam eden sessiz mücadeleye bugün insanoğlu da iştirak etmiş bulunuyor.

Temennimiz insanoğlunun tabiattaki muhteşem dengeye şuursuzca müdaheleden kaçınarak kendi istifadesine sunulan nimetlerden ölçülü olarak istifade etmesi.