Şubat 1989 · s. 20 · 1 dakikalık okuma
Işıktan Muvazeneler veya Mesnevi Bahçesinde
Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

Arkadaş, inkarcıların medeniyetiyle müminlerin medeniyeti arasındaki fark:
Birincisi, medeniyet urbasını giymiş korkunç bir vahşettir. Bu medeniyetin zahiri pırıl pırıl ama, bâtını cehennem gibi kavurucu.. dışı süs, içi pis; sureti me'nus ve rûha yakın, içdünyası ma'kûs ve tersliklere açık bir şeytandır.
İkincisi, bâtını nûr, zahiri rahmet; içi sevgi, dışı kardeşlik, sureti yardımlaşma, özü şefkat ve alabildiğine câzibedar bir melektir.
Evet, inanan insan, imanının gereği olarak, kâinatı, herkesi bağrında sallayıp büyüten bir beşik, bütün varlıkları, bilhassa insanları, onların içinde de müslümanları, birbirine sımsıkı bağlı kardeşler olarak görür.
Küfür ise, öyle bir soğukluk kaynağıdır ki, kardeşleri bile birbirinden kaçırır; hatta varlıklar arasına ecnebilik tohumları saçar ve herşeyi birbirine düşman görür, düşman kabul eder.
Bu arada, inanmayanların, belli menfaatler etrafında bir araya gelmeleri bahis mevzuu olsa bile, muvakkatdır ve katiyyen ümit verici değildir.
İşte, iki anlayışın, medeniyet ve dünya seadeti adına va'dettikleri şeyler ve işte iki dünya..!
Gerçek medeniyet; daima, ilim ve ahlâkın atbaşı götürüldüğü iklimlerde tahakkuk ettirilebilmiştir. Bu itibarladır ki, herşeyi sadece ilimle ele alan garp medeniyeti, hep bir mefluç medeniyet olarak kalmış; ilme karşı fermuarını çekip kendi içine kapanan şark medeniyetleri ise, hali hazırdaki durumları itibariyle o semanın üveyki olmadan uzak bulunmaktadırlar. Geleceğin medeniyeti, garbın ilim ve fenleri, şarkın da inanç ve ahlâk felsefesi meşcereliğinde boy atıp gelişecektir.
Medeniyet, tabiat ilimleri ve çeşitli fenlerde çok ileri olmak; vapurlar, trenler, uçaklar gibi modern imkânlara sahip bulunmak; büyük şehir, geniş cadde ve yüksek binalarda yaşamaktan ibaret zannedilmemelidir. İnançlı ve istikametli ellerde, herbiri sadece medeniyetin birer vesilesi sayılan bu şeyleri aynı medeniyet kabul etmek aldanmışlıktan başka bir şey değildir.