Sızıntı Arşivi

Nisan 2002 · s. 106 · 3 dakikalık okuma

Sahile Doğru

A. Haydar Polat · Edebiyat


Fırtınalar ve dalgalar arasında yüzen, her an sıkıntı ve zorluklarla karşı karşıya bulunan, hedefe ve sahile doğru yol alan bir geminin yolcularıyız.
Bazı yolcular var ki; onlar, bütün gayretleriyle yolcuların kurtulması, geminin batmaması yolunda çırpınıyor, huzur ve güven ortamını temin etmeye çalışıyorlar. Buna mukabil, asırların ruhlarına işlediği peşin anlayışa programlanan, mevcudiyetimizi kendileri için en büyük tehlike gören, yolumuzu kesmeyi, yaşama hakkımıza engel olmayı en büyük vazife telakki edenler de var.

Halbuki gemi batıyor. Bir güruh, batırılması için elinden gelen her şeyi yapıyor, kurtarma mücadelesi verenlere saldırıyor, yollarını kesiyor ve bütün çırpınışlara, gayretlere rağmen, can yakıcı, yürek hoplatıcı feryatlara kulak tıkıyor.

Kaptan, niyeti ne olursa olsun vazifesinin gereği gemiyi ve yolcuları kurtarmaya çalışırken, "yetkili ve etkili" müdahillerin yanıltıcı ve baskıcı feryatlarıyla gemi yer yer tehlike geçiriyor.

Buna rağmen hangi şartlarda olursa olsun, hayatın ve geminin bize ait olmadığı, dolayısıyla emanet edildiği şuurunda olan bazı yolcular müspet hareket edip, paniğe kapılmadan, kavga-gürültü yapmadan, en azından batırmaya çalışanların gayretleri kadar çile, ızdırap, dert ve sancı içinde iki büklüm kıvranarak, üzerine düşeni yapmaya çalışıyorlar.

On asırlık tarihi dinamiklerin varisleri olarak, insanlığın saadeti ve huzuru adına, kaybedilen kimliği bulmak, her türlü ezici ve yıpratıcı komplekslerden kurtulmak, mefsedete karşı ıslahçı bir düşüncenin ve aksiyonun sahibi olmak gerekiyor.

Teşhisin olmadığı yerde tedavi de olmaz. Çağın dev mütefekkiri "Bizim üç büyük hastalığımız var. Bunlar cehalet, iftirak ve fakirliktir." diyerek milletimizi çökerten hastalıklara mütehassıs bir hekim gibi teşhis koymuş ve çarelerini de sunmuştur. Cehaletin ilacını ilim; iftirakın, düşmanlığın ilacını ittifak, kardeşlik, sevgi, hoşgörü ve diyalog; fakirliğin ilacını ise, tembelliği ve gayr-i meşru hayatı terk edip, gece-gündüz çalışma ortamını hazırlama, millete güven ve itimat telkin etme olarak tarif etmiş, milletimizin, insanımızın belini doğrultarak, zilletten kurtulacağına işarette bulunmuştur. Bulunmuştur ama, tedavi için ilaçtan kaçanlar, milleti sevgiden, hoşgörüden uzaklaştırıp birbirine düşman haline getirenler; ilim, irfan yuvalarının aleyhinde çalışanlar, ekonomik enkaz altında kalan milletin ölümünü beklemektedirler.

Solmayan ve sönmeyen hidayet kaynağı Kur'an ve Sünnet perspektifinde herkes, sahip olduğu maddi-manevi imkanları gece-gündüz değerlendirip, engellere, takılıp kalmamalıdır; başkalarına ait eksik ve kusurları, insan olmanın bir parçası sayarak, hislerini aşıp akıl, mantık ve iradesini devreye sokarak, evrensel ilahi ahlakı temsil edip aynı zamanda kanun ve hukukun yanında yer alarak, çiğnenen maddi-manevi değerlerin kurtarılması için çırpınmalıdır.

Böylesine korkunç fırtınalar, tahripler ve yakıp-yıkmalara karşı, tek ruh olarak, bulutlar kadar merhametli ve gözü yaşlı hale gelmeli; çiçekler kadar tatlı dilli ve güler yüzlü olmalı; seherlerde öten, Hakk'ı zikreden bülbüller gibi şakıyarak, insanlığın zaaflarını ekmek, su, hava kadar ihtiyaç duyduğu gerçeklerle tamir edip; insani ve ahlaki zaaflarını görüp onlardan kurtulmaya çalışılmalıyız.

Onurumuz yıkılmış, haysiyetimiz çiğnenmiş, bütün meşru haklarımız gasp edilmiş iken, bütün bu değerlerimizi bize kazandıran imanımızla oynanan bir zeminde, aynı kaderi paylaşan insanımıza karşı nüansların kavgasını vermek, küsüp darılmak, hele şahısların hatalarına takılıp şahs-ı maneviye küsmek ve vazifeyi bırakmak, mesuliyetten kaçmak, sineğin ısırmasından kaçarken yılanın ağzına düşmek olacağından.. daha dikkatli, daha temkinli olmalıyız.

Allah rızasına kilitlenmiş, O'ndan başka bir şey düşünmeyen, yaptığı-yapacağı her işi, Allah'ın rızasına ve Rasulüllah (sas)'ın, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır." mesajına bağlı kalarak yapan, milletlerin temel dinamiklerine saygı gösteren nesiller yetiştirmek ve enkaz haline gelmiş tarihi değerlerimize sahip çıkmak en büyük gayemiz olmalıdır.