Sızıntı Arşivi

Kasım 1990 · s. 454 · 2 dakikalık okuma

Şahbaz Deri

Hulusi Akıncı · Edebiyat

Eğer bir gün bize bilimkurgu filmlerinde vaadedilen geleceğe ulaşabilirsek, o zaman en azından bize kahvaltı servisi yapabilecek hususi robotlara ihtiyacımız olacak. Ama bunun için, robotların reçel kavanozuyla kaynamış yumurta arasındaki farkı ayırt etmeleri ve bunları düşürmeyecek kadar sıkı, kırmayacak kadar gevşek tutmaları gerekiyor.

Robotlar, Rabbimiz’in bize bağışladığı çok mühim bir organdan, deriden mahrum oldukları için, tuttukları eşyalar hakkında herhangi bir şey hissetmezler. Bu, onlar hiçbir şey tutamaz demek değildir. Endüstriyel robotlar, karbüratörler gibi bazı eşyaları önceden tesbit edilmiş bir basınç uygulayarak kolayca kaldırabilirler. Ama kendiliğinden çalışan robotların, bir vidayı kaldıracaklarını mı, yoksa bir domatesi tutacaklarını mı hissetmeleri için maharetli bir deriye’ ihtiyaçları olacak.

Bu meseleye en başarılı çözümlerden biri de, Pisa üniversitesi’nde, insan derisinin iki katmanı olan dermis ve epidermisin suni bir modelini geliştirmeye çalışan, İtalyan mühendis Danielo De Rosi tarafından geliştirildi. De Rosi’nin geliştirdiği esnek, çok tabakalı kaplama hemen hemen insan derisiyle aynı kalınlıkta.

Bu sun’i dermis, ortadan geçen elektrik akımını kontrol eden iki elektrot arasındaki iletken bir jel tabakasından müteşekkil. Aslı gibi bu model de üzerine uygulanan basıncı hissedebiliyor. Basınç ara tabakayı deforme ettikçe elektrotlar arasındaki voltaj değişmesi de o kadar fazla oluyor.

Yüzeyin özelliklerini dahi iyi anlayabilmek için, De Rosi, üzerine sensör (hissedici) tesbit edilmiş, plastik bir deri altı tabakası düşünmüş. Bu sensörler toplu iğne başı kadar ve piezoelektrik bir maddeden yapılmış, yani üzerine basınç uygulanınca belli bir miktarda elektrik yayıyorlar. Bu sensörler körler alfabesiyle yazılmış yazıları hissedebilecek kadar hassas.

Diğer araştırmacılar da çeşitli sun’i deriler üretti, ama De Rosi’nin geliştirdiği derinin bir avantajı var. Bu da De Rosi’nin derisi sensörleri sayesinde her yönden gelen basıncı hissedebiliyor, yani sürtünme kuvvetini fark edebiliyor. Hemen hemen bütün deriler, yüzeye dik basınçları hissedebiliyor, fakat başka yöndekileri fark edemiyorlar. Ama De Rosi’nin derisiyle kaplanmış bir robot bir bant parçasının ele yapışmasını ve motor yağının sebebiyet verdiği sürtünmesizliği hissedebiliyor.

De Rosi’nin planladığı tabakalar, endüstriyel robotlarda, ihtiyaç duyulan özelliklere göre, ayrı ayrı da kullanılabilir, ama bu projenin asıl gayesi kompleks bir mekanik el yapmak. Yalnız De Rosi’nin ufak bir problemi var. O da; dermisin çalışmasını sağlayan sıvı çok hassas olan epidermisi kısa devre ediyor. Bunu önlemek için çok ince, etkili ve esnek bir yalıtkan tabakanın kullanılması düşünülüyor.

Bu tabakalarını birleştirilmesi başarılsa bile, suni denli bir robot yapmak için daha birçok engel var. Bunların en önemlisi ise toplanan bilginin nasıl işlenileceği. Mühendisler, insanın elinden gelen mesajları tereyağından kıl çeker gibi, rahatlıkla işlemesi karşısında hayretler içinde kalıyorlar. Ayrıca insan derisinin tüm karmaşıklığına rağmen kendi kendini tamir edebilmesi ve suni örneklerinin tahripler karşısındaki çaresizliği insana, adeta, Kâinatın Yaratıcısı’nın sonsuz kudreti karşısında secde etmesi gerektiğini haykırıyor.