Sızıntı Arşivi

Haziran 1997 · s. 215 · 1 dakikalık okuma

Ruh

Sızıntı · Şiir

RUH

***

Ruh şuurlu kanun, özü, rengi meleklerden,

Bir sırtı görüntüyle billûr fânus içinde..

İnsani ufka en büyük armağandır göklerden;

Semavileşmenin helezonları içinde...

Melek kanadından tüyler almış gibi atak,

Ruhânilerle iki parmaktan daha yakın;

Pervâz eder ilerler hedefi o son durak,

Her menzilde duyar iltifatlarını Hakk’ın...

Birbirinin peşinde akrep ve yelkovan gibi,

Sonsuzun nuruna doğru ve soluk soluğa;

Bir derinliğe açılır ki, görünmez dibi,

Yollar akar-gider ebedi bahçeye-bağa..

Ve bu şevk u tarâbla ağlayan, sevinç ağlar,

Her bucakta doğum neşideleri duyulur;

Ruhlardan taşan neş’e ırmaklar gibi çağlar,

Kim erse bu ufka, kendini bir başka bulur.

Bu büyülü âlemi Dostuyla payla şanlar,

Aşarlar bir hamlede mekânı ve zamanı;

Kendi ruhlarında gidip Hakk’a ulaşanlar,

Duymazlar sûru ve kıyamet koptuğu anı...

Onlar öteleri, öteler onları dinler,

Işık olur, kitap olur, binek olur varlık;

Aşkları ve hicranları vuslatla serinler,

Açılır Hakk’ı temâşâ için bir aralık...

Görürler ömrün ikbal yollarını hep birden,

Bir el iner, hicranla akan yaşları siler;

Duyarlar ebediyeti oldukları yerden..

Ve herkes arayıp durduğu aslına erer.