Eylül 1995 · s. 370 · 5 dakikalık okuma
Robotlar
Bekir Çırak · Öğr. Gör. · Mühendislik

Türkiye ve bütün dünya, bir yüzyılı kapatıp yeni bir yüzyılın perdesini aralamaya, 2000’li yıllara hazırlanıyor. Herkes bütün yönleri ile güçlü bir devlet olarak, hatta en güçlü devlet olarak yeni yüzyıla girmek istiyor. Aslında hâdise bir asrı kapatıp yeni bir asır aralamak gibi basit birşey değil. Batılı ve Japon bilim adamları bu düşünce ile ufuklarını geniş tutmuş ve teknolojik çalışmalarına yeni bir boyutta ve büyük hedefler dahilinde hız vermişlerdir.
Bu çalışmalardan biri belki de gelecek yüzyıla adını verebilecek “robotlar”dır. Bütün gelişmiş ülkeler, robotlar üzerine yoğun ve ciddi bir çalışma temposuna girmektedirler.
Robotlar gelecekte hayatımızın bir parçası olacağa benziyor. Hayal ürünü olan çizgi filmlerdeki robotların gerçekleşmesi, bugün için henüz uzak görünüyor. “Terminatör” filmindeki gibi insan görünümlü, yan insan yan makine robotlar yapılabilir mi? Bilemiyoruz ama, araştırmacılar büyük bir cesaretle bu yöne doğru gitmektedirler.
“Robot” kelimesi Çekoslovak dilinde “çalışma, iş” anlamına gelen “robutnik” kelimesinden türemiştir.
“Robotik”, çağımızın en önemli bilim dallarından biridir. Endüstrinin çeşitli sahalarında, uygulamadaki robot sayısı her geçen gün büyük bir hızla artarken, robot kullanım sahaları da sürekli olarak genişlemektedir. Robot sistemlerinin problemlere hızlı ve hassas çözümler getirmeleri ve insanlara zararlı olan ortamlardan etkilenmemeleri, üretim maliyetlerinin aşağıya çekilmesini mümkün kılmaları, ürün kalitesinde ve üretkenlikte artış sağlamaları cihetiyle büyük bir nisbette kabul gördükleri gözlenmektedir.
Tarihte mekanik sahasındaki gelişmeler, dolaylı olarak robotlaşma ile birlikte yürümüştür. Orta Çağ’da Selçuklu Türklerinden Cizreli Ebul-İz’in bundan 800 yıl önce robot yapma çalışmaları olmuştur. Hatta robotlarla ilgili bir de kitap yazmıştır.
Bu kitabın, meselâ; 332. sayfasında “Selçuklu Hükümdarı Mahmud, hizmetçilerin kendisine abdest suyu dökmelerinden rahatsız olduğu için “ Ebul-İz’in bu işi yapmak üzere robot adamlar ve robot tavus kuşları yaptığı, sultanın, bu robotların döktüğü su ile abdest aldığı kayıtlıdır. Bu sayfadaki çizilen robotik resme göre, robot adam elinde tuttuğu testiden su dökerken, suyun boşaldığı kabın içindeki bir robot tavus kuşu da suyu başka bir kaba aktarmakta ve suyun boşaltıldığı kabın içinde bulunan bir şamandra, otomatik bir hareketle robot adamın kolunu tekrar harekete geçirmekte, böylece mekanizma devamlı işlemektedir.
Ebul-İz, çalışmalarının prensiplerinden bahsederken tıpkı hidrolik devre sembolleri gibi sembollerle, elektronik cihaz ve makinelerle iletilen bilgilerin bazı sembollerle ifade edilmesi gibi kendi bulduğu birtakım işaret ve sembolleri kullanmaktadır.
Ebul-İz’in çalışmalarının bir kısmı, Almanya’da Prof. Wiedemann tarafından tekrar yapılmış ve başarı ile işletilerek, Erlangen Üniversitesi’nde muhafaza altına alınmıştır.
Milattan önce 2. yüzyılda yaşayan İskenderiyeli Heron, “mukaddes su otomatları” adını verdiği robotlardan bahsetmektedir. Bu robotlar mabedlere konulmuş olup, içine para atıldığı zaman su akmaktadır. Bunlar, Türkiye dahil Avrupa’nın her yerinde, para atıldığında kola, sigara, sandviç., vs. veren otomatların babası sayılırlar.
Rivayete göre Doğu Roma İmparatoru Theoplius (839-842), tahtının iki yanına som altından birer arslan robot yaptırmıştı. İmparator tahtına her oturuşunda bu arslanlar ayağa kalkar ve kükrerlermiş.
1959 yılında İlk ticarî amaçlı robot yapılmış olup, sonra elektrikli ve hidrolik sistemlerde, daha sonra bilgisayarlarda kullanılmaya başlamıştır. 1960 ve 1970’li yıllarda uzaktan kumandalı robotlar geliştirilmiştir. 1980’li yıllarda robotun kendi kendine karar verme, hareket etme ve sunî zekânın robota uyarlanması üzerine çalışmaların yoğunlaştığı görülmüştür.
Günümüzde ise robotların çok hassas işlerden, en zor işlere kadar bağımsız hareket yeteneği üzerinde çalışılmaktadır.
Robotlar niçin bu kadar önemlidir? Çünkü devamlı aynı işleri yapmak insanları sıkar ve verimin düşmesine sebep olur. Robotlar rutin işlerde verimi düşürmeden çalışır. Kesin ve doğru bir işlem yapar. Yorulmaz ve sıkılmaz. Üretimde sürekliliği sağlar. Tehlikeli ortamlarda rahat çalışır.
Robotların kullanım sahaları genellikle sanayi ağırlıklıdır. Günümüzde, uzay araştırmalarında, tamir ve deney çalışmalarında ve evlerde kullanılabilecek robotlar üzerine çalışılmaktadır. Eğitim-öğretim kurumlarında da eğitim maksatlı kullanılabilmektedir. Tıp ve özürlülerle ilgili robotların çalışmaları yapılmaktadır.
Seri otomobil üretiminde, kaynak, sprey, boyama, doldurma, boşaltma gibi montaj sanayinde çalışan robot kolları da vardır.
Robotların mükemmelliği insan hareketlerini taklitteki başarısıyla doğru orantılıdır.
Robotik bilimi biyolojik sistemleri incelemekte, onların bu özelliklerini birtakım makinelerle ve elektronik cihazlarla taklide çalışmaktadır. Robotların kullanılmasıyla canlı organizmadaki olaylar aydınlatılmaya çalışılmaktadır. Bir kısmı gündelik hayatımıza girmekte, uçakları kullanan otomatik pilotlardan tutun da en basitten komplikeye kadar çeşitli işleri görebilen robotlar imal edilebilmektedir. Bunların bir kısmı “çok marifetli oyuncaklar” olarak, görenlerin hayretlerini celbetmektedir.
Robot teknolojisi, çok geniş kullanım sahasına sahiptir. Bu noktada, insan eliyle yapılan bu metal varlıkların bir zaman gelip insanlara hâkim olup olmayacağı sorusu -ister istemez- akla geliyor.
Ayrıca insanlardaki işsizlik korkusu da robot teknolojisinin beraberinde getirdiği bir başka olumsuzluktur. İngiltere tekstil fabrikalarında çalışan binlerce işçi, tekstil ve dokuma tezgâhlarının fabrikaya gelmesi, hatta bu makinelerin keşfedilmesiyle büyük bir endişeye kapılarak hükümete karşı ayaklandıkları tarihî bir gerçektir.
Nasıl ki bir kayığı tek başına ve tek kürekle çekerek yürüten bir insanın bu yaptığı işi, iki insan gücünde yapabilmek için o kürekçinin yanına bir diğer kürekçiyi oturtmayı düşünürüz. Atla çekilen araba için de aynısını düşünürüz. Arabanın hızını, çekiş kuvvetini artırmak için at sayısını çoğaltmaktan başka çare yoktur. Tarihte “Endüstri Devrimi” ile birlikte insan eli ile yapılan iş arasına makine girdi. Bu makine, insanın gücünü yüzbinlerce defa büyüttü ve böylece buhar makineleri ile başlayan bu süreç bugün bilgisayar ve robot teknolojisiyle devam ermektedir. Fakat neticede görüldü ki, insanların makineleşmeden korkmasına hiçbir sebep yoktu. Kendi yaptıkları makineler, onları hiçbir zaman işsiz bırakmamış, fabrikaların açılması ve üretimin artması ile daha çok işçiye ihtiyaç olmuştur. Bugün “makinesiz bir dünya” düşünmek imkânsızdır.
Robotların yapısına bakıldığı zaman karşımıza mekanik ile elektronik çıkar. Bu yüzden son zamanlarda bu bilim dalına “Mekatronik” adı verilmektedir.
Mekatronik bilimi ile uğraşmak sanıldığı kadar kolay değildir. Matematik, bilgisayar, elektrik, elektronik ve makine bilgisinin (mekanizmaların kinematiği) çok iyi bilinmesi gerekir.
Burada her zaman hatırlamanız gereken başka bir husus da şudur: Bir mühendisin yaptığı bir robotu görüyor, hayretle birbirimize anlatıyor, programından, hareketlerinden, çalışma sisteminden, yaptığı işlerden sitayişle bahsediyoruz. Hâlbuki şu yazıları yazabilmek için parmaklarımızı oynatırken ne kadar karmaşık ve plânlı, programlı, inceden inceye hesaplanmış mekanizmaların, kontrol devrelerinin işe karıştığını ve daktilonun veya bilgisayarın tuşuna her basışımızda sinir ve kas sistemimizde olup biten mükemmel biokimyevî reaksiyonları ve mekanizmaları düşündüğümüzde Allah’ın bizlere verdiği vücudun, robotlarla mukayese bile edilemeyeceğini anlarız.