Mayıs 1981 · s. 18 · 4 dakikalık okuma
Örümceklerin Sohbeti

O gün hayvanlar âleminin korsanı, yol keseni, hırsızı, amansız haydudu örümcekler bir araya gelmişti.. Bu tabiatın en usta dokuyucularında aşırı bir heyecan ve ayrı bir canlılık gözüküyordu.. Bir kısmı havaya iplikler bırakırken diğer bir kısmı da kendisine mahsus sesler çıkararak çeşitli hareketler yapıyordu. Aralarında mahir madenciler, marangozlar, kule yapanlar, usta yüzücüler, dalgıçlar, pilot örümcekler bile vardı.. İnsanların bir pilot, bir usta, bir marangoz olabilmesi için senelerce eğitim görmesi lazımdı.. Bir takım insanların, örümceklerin bu ustalıklarına şaşmalarına da örümcekler şaşıyordu... Çünkü bu işler onların hünerleri değildi.. Hemen, hemen hepsi konuşmak ve ustalıklarını anlatmak istiyorlardı. Gürültü de çok çıkıyordu.. İçlerinden 7,5 cm. boyundaki Kuş Örümceği en irileriydi.. Yaylanarak bir dala sıçradı.
—Kardeşlerim lütfen susunuz. Bu gürültüde
konuşulanlardan bir şey anlamıyoruz. Hepimiz sıra ile konuşacak ve
kendimizi tanıtacağız. İlk söz bahçe örümceğinde..
Bu rica Üzerine bütün örümcekler gürültüyü kestiler. Bahçe örümceği de yüksek bir sesle, kuş örümceğinin yerine geçerek kendisini tanıtmaya başladı:
- Ben bahçelerde dolaşır, ağaçların dalları arasında 4,5 saate yakın bir zaman içinde araba tekerleği şeklindeki ağımı kurarım.. Yaptığım ağ insanları öteden beri hayretler içerisinde bırakmıştır. Kurduğum ağımın tam ortasında, bazen de kenarında pusuya yatar ziyaretçilerimi beklerim.. Avımı yakalayıp zehirlerim, sonra rızkımı yerim.
Sözünü bitiren bahçe örümceğinin yerine toprak örümceği çıktı.
—Ben toprak içinde yaşar, toprağın derinliklerine doğru yuvamı yaparım. Yuvamın kapısı menteşelidir. Dışarıdan adeta toprak gibi görünür yuvam. Bazen de yuvamın kapısını yaylı yaparım. Dışarıya avımı aramağa çıktığım zaman kapı kendiliğinden kapanır.
Örümceklerin alkışları arasında konuşmasını bitiren toprak örümceği daldan indi. Şimdi sıra Sal Örümceğine gelmişti.
—Benim yaptıklarımı hiç bir örümcek yapamaz. Topladığım yaprakları, küçük sapları, ipek tellerimle sıkı sıkıya bağlayarak bir sal yapar, avımı da bu sal sayesinde yakalarım.. Suda yüzer, küçük, körpe hayvancıkları yakalarım.
Sal örümceğinin bu şekilde gururlanmasına bir hayli kızan, su örümceği konuşma yerine çıkmıştı. Su örümceği konuşmasına şöyle başladı
— Asıl bizim hayatımız enteresandır.
Biz duru ve temiz sular dibindeki bitkiler arasında yaşarız. Yuvamız yüksek biçimdedir. Su geçirmeyen yuvamızı aşağıya gelmek üzere bitki saplarına veya sivri bir taşın ucuna yerleştiririz. Ara sıra su üstüne çıkarak karnımın altına ve bacaklarımın arasında bulunan tüylerin kenarına hava kabarcıkları sokar, onları su içindeki yuvama götürürüm. Bacaklarımı fırçalayarak hava kabarcıkları ile evimin içini ağzına kadar doldururum. Yakaladığım avımı da burada yerim.. Yumurtalarımı da evimde saklar, böylece düşmanlardan uzak olarak yavrularımı büyütürüm.”
Su örümceği sözünü tamamlamış böbürlenerek yerine gidiyordu. Başkan, başka konuşacak kimse yok mu? dedi. Tam bu sırada bütün örümceklerin şaşkın bakışları arasında havadan adeta bir uçan daire indi. Gelen pilot örümcekti.
“BENİM HAYATIM HEPİNİZİNKİNDEN DAHA ENTERESANDIR” diye sözlerine başladı devamla:
-Biz uçakların, helikopterlerin keşfinden çok önce hava seferlerine başlamıştık. İnsanoğlu bizi havalarda uçuş halinde gördükten sonra uçak, helikopterler yapmayı düşünmüştür. Uçmak istediğimde, bir çalının, bir parmaklığın veya sadece bir toprak kümesinin tepesine çıkar, iplikler çıkarmaya başlarım. Bu iplikler havada şeytan uçurtması gibi uçar. Ben şeytan uçurtmasına asılarak havalanırım. Günlerce dolaşır, değişik yerler görürüm.
Pilot Örümcek sözünü bitirince gürültü tekrar başladı. Aralarında kıskançlıklar, sataşmalar başlamıştı.. Bu da çok tabiidir. Zira örümcekler bir arada duramazlar, birbirlerini yerler.
Bazı erkek örümcekler dişilerinin açlığını gidermeyi düşünerek, onlara birer örümcek ikram ediyorlardı. Böylece açlığını gideren dişiye yaklaşmak daha tehlikesiz oluyordu. Çünkü iri yapılı olan dişi örümcekler erkeğini zamansız yakaladığı vakit onları yiyiveriyorlardı. Bunu bilen erkek örümcekler müsait zamanlarda dişilerine ustalıkla yaklaşıyorlardı. Hemen sonra da erkek örümcekler kaçıyorlardı.. Bazen bacakları kopuyordu. Bu da kâr sayılırdı. Zira kopan bacağın yerine yenisi çıkıyordu. Birçokları da kaçacak zaman bulamadıklarından dişilerine yem oluyorlardı, örümcekler, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşar, yüksekliği deniz seviyesinden az olan çöllerden, altıbin metre yükseklikteki yerlere kadar olan bölgeler örümcekler için en elverişli yerlerdir, örümcek birçoğumuzun sandığı gibi böcek değildir. Böcekleri yediği için gayet faydalı olan örümcekler vücut yapısı itibariyle eklembacaklıların hususiyetlerini gösterir. Vücutları karın ve gövde olmak üzere ikiye ayrılır. Ayrıca gövdeye bağlı dört çift bacağı bulunur. İnce uzun bacakları yedişer eklemlidir. Bu hayvanlarda iki çeşit göz vardır: Birinci çeşit göz
“GECE GÖZÜDÜR.” Karanlıkta görür, diğeri ise “GÜNDÜZ GÖZÜDÜR.” En tanınmışı Amerika'da yaşayan “Karadul” isimli örümcektir. Bunun zehiri insanı da öldürebilir.
Dişi örümcekler yumurtalarını ağ ipeği ile yaptıkları kozalara torbalar bırakırlar. Bazen bir torbada yüzlerce yumurta bulunur. Sonbaharda döllenen yumurtalar ancak ilkbaharda yavru verir.
Örümcek iplikleri pratik hayatta işe yaramazsa da teleskop ve buna benzer ince teknik âletlerde kullanılmaktadır. Birçok yazarların hayatını konu olarak ele aldıkları örümceklerin ellibin çeşidi vardır. Her geçen günde yenileri keşfedilmektedir.
Av yakalamada en usta avcılara, ev yapmada en usta mimarlara, yüzmede en usta kaptanlara... V.s.. taş çıkartacak olan bu örümcekler gösteriyorlar ki, hikmetli bir SANATKÂR adına iş yapıyorlar.