Temmuz 1991 · s. 267 · 5 dakikalık okuma
Ortaçağ Cerrahisinde Müslümanların Yeri

Cerrahinin modern tıbbın neticesi olduğu gibi yanlış bir kanaat vardır. Hâlbuki cerrahi daima İslâm tıbbının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Müslüman hekimlerin cerrahiye olan ilgileri Yunan tıp klasiklerinin IX. yüzyılda Arapçaya çevrilmesiyle başlamıştır. Bu tercümeler diğer Yunan tıp bilimlerine karşı olan alâkayı da beraberinde getirmiştir.
Derinlikten ve sistematik bir bakış açısından mahrum olmakla birlikte Ortaçağda Müslümanların cerrahinin gelişmesine katkıları ile ilgili birçok eser vardır. Bu makalenin hususiyeti ise mevzuları sistematik bir bakış açısıyla değerlendirmiş olmasıdır.
Zekeriya Razi: {841-926)
Ebu Bekir Muhammed bin Zekeriya Razî, Batıda Rhazes olarak bilinir ve çağının en büyük hekimidir. George Sarton şöyle yazmaktadır. "Razî orta çağların en büyük klinisyenî olmasının yanısıra iyi bir kimyager ve fizikçidir. Kadın hastalıkları ve doğum bilgisine ve göz cerrahisine büyük katkılarda bulunmuştur."
Razî, yaranın dikilmesinde ilk olarak ipek iplik ve alkol kullanmış; kırıklar hakkında bir çalışma hazırlamış, cerrahî üzerine bir eser yazmıştır. Eski yaraları ve fistülleri başarılı bir şekilde iyileştirmiş, karın bölgesi yaralarında kıl fitil kullanmıştır. Koyun bağırsağından mamul harp telinin dikiş materyali olarak kullanımından bahsetmiştir.
Bir organ çıkarılırken yumuşak dokunun hasar görme ihtimali vardır. Bunu önlemek için Razî levha kullanılmasını tavsiye etmiştir. Eklemler şiş ve kemik hasta ise eklemlerin çıkarılmasını belirtmiştir.
Fıtık, Yunan hekimleri ve İbn Zühr tarafından her ne kadar bir patlama hâdisesi olarak kabul edilmesine rağmen, Razî doğru bir şekilde fıtığa yumurtalıklarla karın boşluğu arasında bulunan ana geçidin genişlemesinin sebep oiduğunu söylemiştir.
Kanser dokusunun ya tamamen kesilip alınmasını veya bütünüyle yakılmasını tavsiye etmektedir. Tamamen kesilip alınamayacaksa, deşilmemeli ve yakılmalıdır (çünkü dokuyu deşme kanserin metastaz yapmasına yol açabilir).
Ebu Kasım El Zehravi:
Ortaçağda rakipsiz bir kabiliyet. Diğer adıyla Abulcasis. Batıda modern cerrahinin babası olarak anılmaktadır. Donald Campbell'e göre: "Avrupa alimlerinin dikkatini çeken şey doğumda cenini kolaylıkla çıkarmasıdır Onun yöntemi Galenin metodunu gölgede bırakarak Avrupa da beşyüz yıl üstünlüğünü muhafaza etmiş ve Hıristiyan Avrupa 'nın cerrahî standartlarını yükseltmede tesirli olmuştur."
Kitab-et Tasrif, Batıda okutulan standart bir ansiklopediydi. 30 kısımdan oluşan kitabın ilk iki kısmında anatomiden bahsedilmektedir. Cerrahî üzerine olan son kısım üç kitaptır. Yakma yöntemleri ve yaygın olan özel aletler 56 bölüm ihtiva eden ilk kitaptadır. Kesme, delme ve yaralarla alâkalı olan ikinci kitap ise 93 bölümdür. 3. kitap ise kırıklar ve yer değiştirmelerle ilgilidir.
Zehravî cerrahi sanatına birçok faydalı katkıda bulunmuştur. Yaraları değişik tipte ipliklerle dikmiş, ameliyat esnasında ihmal veya tecrübesizlik ile toplardamarların yaralanabileceğim belirtmiştir. Tarihte hemofiliyi ilk açıklayan hekim Zehravî'dir.
Boğaza kaçan maddeleri çıkarmada sünger uçlu mil, uretra araştırmaları için yivli mil kullanma, kulak şırıngası önemli buluşlarındandır. Kulak şırıngasını kendisinden dinleyelim: ''Kanülün pamuklu ucunu yerleştirdikten sonra içini yağ veya münasip bir sıvı ile doldurun. Sonra pamuklu ucu içeriye sokup sıvı içeriye girinceye kadar itin." Zehravî'nin hayvan bağırsağını yaralan dikmede ilk kez kullanması, batılı bilim adamları tarafından da kabul edilen bir hakikattir. Bugünün modern steril paketleri içerisinde bulunan katgütler bize Zehravî'den mirastır.
Ortopedi'de Zehravî: Leğen kemiği kırıklarının tedavisini ilk defa zikretmiştir. Omuz eklemi kırık ve çıkıkları üzerine yazdığı eserler kendisini eşsiz bir cerrah durumuna getirmiştir.
Yara Yakılmasında Zehravî: Yakma hakkında detaylı araştırmalar yapan Zehravî bu konuya 56 bölüm ayırmıştır. Günümüzde yapılan elektrikle yakma, bu uygulamanın faydasını bize sergilemektedir. Dağlama hakkındaki görüşleri şöyledir: "İki istisna hariç dağlamayı, fonksiyonel veya organik olsun, bütün hasta bünyeler için kullanabilirim. İstisnalar ise: Fonksiyonel sıcak tabiat ve fonksiyonel kuru tabiat."
Göz Cerrahisinde Zehravî'nin Yeri: Müslümanların bu daldaki yeri tartışılmazdır. Bu konunun üstatlarından olan Zehravî her türlü göz ameliyatını yapmıştır. Büyük bir kabiliyet isteyen bir katarakt ameliyatını şöyle anlatmakta: "Hasta önüne otursun ve bacak bacak üstüne atsın Yüzünü kuvvetli ışığa çevirip sağlam gözü tamamen kapayınız. Salgı sol gözde ise sol elinizi sağ gözdeyse sağ elinizi kullanarak göz kapağını kaldırınız. Sol göz hasta ise iğneyi sağ elinize, sağ göz hasta ise sol elinize alınız. Sonra iğneyi küçük kantüs tarafından göz beyazına bat irin iz. İğneyi döndürerek sertçe ileriye itiniz. Salgıyı içeren bölgenin üst kısmına iğneyi yerleştirdikten sonra salgıyı kazıyınız. Gözü sonra dinlendirip, salgı tekrar gelirse tekrar kazıyınız. Salgı belli bir müddet sonra gelmeyince iğneyi döndürerek çıkarınız ve gözü çözeltiyle yıkayınız. Çözelti kaya tuzu ihtiva etmemelidir. Gül-yağı veya yumurta akı ile nemlendirilmiş olan bir pomatı göz üzerine uygulayınız."
Kadın Hastalıkları ve Doğum Mütehassısı olarak Zehravî: Yunanlılar ebelik konusunda herhangi bir materyal bırakmamışlardı. Bu konu ise Müslümanların önde olduğu dalların başında gelmekteydi. Zehravî Kitab et-Tasrifde şimdi Watcher pozisyonu olarak bilinen pozisyonu açıklamıştır. Ölü fetüsü çıkarmak için kronioktesi ameliyatını yapmıştır. Jinekoloji dalında zamanının en modern cerrahidir. Kullandığı bütün jinekolojik aletlerin resimlerini çizmiştir.
Diş Cerrahı Zehravî: Çevirme anahtarı, diş testeresi, törpü, kökler için pens, dişleri birbirine bağlamak için altın ve gümüşte! Zehravînin kullandığı aletlerden bazılarıdır. Bu aletleri kendisi imâl etmiştir.
Zehravî'nin Cerrahi Malzemeleri: 200 den fazla âlet kullanmıştır ve çoğunun plânı ve dizaynı kendisine aittir. Bu aletlerin farklı kullanılmasını detaylı olarak resmetmiştir. Bu cerrahi aletler ortaçağda öğrenciler ve cerrahlar için çok faydalı olmuştur. Donald Campbell'e göre: 'Kullandığı aletlerin şekillerini verdiği için ameliyat tarifleri net ve pratik açıdan değerlidir. Zehravî cerrahi aletleri sistematik olarak sınıflandıran ilk hekimdir. "Zehravi, hidrosel ve kese taşları ameliyatları tarifleri yapmıştır. Bu ameliyat tekniklerinin günümüzün tekniğini andırdığını farkedebiliriz.
1) Hidrosel: Zehravî tarafından sulu fıtık olarak adlandırılan hidrosel, skrotumda sıvı birikimidir. Bu ameliyatın yapımı hakkında geniş bilgi vermiş, kaç kişiyle çalışılması gerektiğini söylemiş ve tedavi sonrası yapılacak işlemleri yazmıştır.
2) Litotomi: Taş çıkarmak mânâsındadır. Bu metot Arap cerrahlar arasında yaygındı. Aynı zamanda bu ameliyat teknik bakımdan üstün bir seviyeye çıkarılmıştı. Bu ameliyatın zorluğuna rağmen Zehravî en ince noktalarına kadar tarif etmiştir. Ameliyat tekniğini iyi uygulamıştır.
İbn Zühr: (1091 -1162) Diğer adıyla Avenzoar. Zamanının usta bir cerrahıdır. Müslümanlar arasında olduğu gibi Hıristiyanlar arasında da ünlüdür. Orijinal olarak trakeotomi ameliyatından ilk defa bahsetmiştir. Böyle bir ameliyata Yunan tıp literatüründe hiç rastlanmamıştır.
İbn-i Sina: Batının Avicenna'sı. Büyük bir filozof, düşünce adamı, hekim. Gözyaşı kanalına mil sokarak lakrimal fistülleri tedavi etmiştir. Kanser tedavisi hakkındaki görüşleri bugünkü tıp anlayışına çok yakındır. Kanserli dokunun, kan damarları da dahil kökünden kazınması gerektiği görüşündedir. Buna rağmen nükslerin olabileceğini bildirmektedir.
Eski yaraların ve fistül yollarının bağlanmasını ve kapatılmasını ve ezilmiş dokuda kan toplandığında, bölgenin çıkarılmasını söylemiştir. Kanunun latince baskısı cerrahi müdahaleleri gösteren şekiller ihtiva eder. Spinal disiokasyonları engellemek için yapılmış alet en ilginç olanıdır.
NETİCE: Ortaçağda yapılan bu çalışmalar modern cerrahiye zemin hazırlamıştır ve yüksek bir medeniyeti temsil etmektedir. Müslümanların gayretli çalışmaları olmasaydı, modern cerrahinin temelleri atılamazdı. Ortaçağ, Batı için her ne kadar karanlık bir dönem olsa da Müslümanlar için altın bir çağdı. Tıp ilimleri ve onun bir kolu olan cerrahi de buna dahildir.
İslâm devletleri için karanlık bir Ortaçağ düşünülmemelidir. İslâm'ın Ortaçağda yaptığı hamle dost-düşman herkesin takdirini kazanmıştır. Yukarıdaki ifâdeler tamamen Batılı bilim adamlarına aittir.
"Fazilet odur ki düşmanları alkışlaya."