Nisan 1997 · s. 123 · 5 dakikalık okuma
Organları Saran Omurlar
Arslan Mayda · Dr. · Anatomi

Omurlar vücudumuzun boyun kısmında 7, sırt kısmında 12, bel kısmında 5, sağrı kısmında 5, kuyruk sokumu kısmında 4 veya 5 tane olmak üzere 33–34 tanedir. Omurlar boyun bölgesinde ve bel bölgesinde hareketli, sırt bölgesinde az hareketli, sağrı ve kuyruk sokumu bölgesinde ise hareketsiz olup, bu hareketsizliğin faydaları vardır.
Boyun Bölgesinin Hareketliliğinin Faydaları: Günlük işlerimizde boynun hareketliliğine çok ihtiyacımız vardır. Eğer bu hareketlilik olmasaydı veya dimdik karşıya bakacak şekilde yaratılsaydık hiçbir işi yapamazdık. Hatta nereye bastığımızı, yakın mesafede bastığımız yerde neler var olduğunu kolayca göremezdik. Boynumuzu sağa ve sola döndürmemiz de çok büyük bir nimettir. Bu hareket olmasaydı trafikte sağdan ve soldan gelen araç var mı yok mu bunu göremezdik. Yandan gelen insanlara veya seslere karşı başımızı döndürmek için vücudumuzu da birlikte döndürmemiz gerekirdi. Başımızı yukarıya Doğru kaldırmamız ayrı bir nimettir. Bu hareketi yapamasaydık başımızdan yukarıdakilere ancak sırt üstü yatarak bakabilirdik, bu örnekleri çoğaltabiliriz. Boynun önünde çene kemiği, arkasında ense kemiğinin bulunmasıyla ön-arka hareketinin 20°-30°’lik açıdan daha fazla olması engellenmektedir. Eğer bu engelleme olmasaydı başın öne bükülme hareketinin fazla olmasıyla omurilik zedelenmesi, her insanda boyun fıtığı, beyne giden damarların birbiri üzerine katlanma, beyne kan gitmemesi, her boyun bükülmesinde bayılma nöbetleri olacaktı. Yine arkaya hareket de 30–40° civarındadır. Bu da fazla olsaydı yemek borusu ve soluk borusunda gerilmeler, zedelenmeler, yırtılmalar ve duvarlarının birbirine yaklaşması ile nefes almada güçlükler açığa çıkacaktı.
Sırt kısmı omurları az hareketli kemiklerdir: Bel kısmı ise hareketlidir. İki hareketli bölge arasında sırt kısmının az hareketli olması gerekmektedir. Sırt kısmının ön kısmında kaburga kemikleri ile kuşatılan organlar aynen bir annenin yavrusunu kolları arasına alması gibidir. Kalp, akciğer ve vücudun ana damarlarını kapsayan sırt kemikleri önündeki bölge hareketli olsaydı, insanın başı karnına değecek ve bu arada birbiri üzerine sıkışan organlar rahat çalışamayacak; ezilmeler, dıştan gelen baskıya karşı görevini normal yapamama durumu ortaya çıkacaktı. Hatta ölümlere giden doku zedelenmeleri olacaktı. Yine belli bir esneme özelliğine sahip olan omurilik aşırı gerilme sonucu felç olacak ve neticede komplikasyonlar açığa çıkacaktı. Onun için sırt bölgesinin çok az hareket eden (hareketsizliğe yakın 3–5°) bir bölge olması gerekmektedir.
Bel
bölgesi, omurganın en hareketli
bölgesidir: Önüst kısmında karaciğer, dalak, mide, bağırsaklar,
böbrekler gibi organlar bulunur. Bu organları tutan göğüsteki negatif (-)
basınca zıt olan karın içindeki pozitif (+) basınçtır. Eğer bu basınç
olmasaydı, karaciğer ve diğer organların bağlan, ani ve aşırı bir hareket
karşısında organları yerinde tutamaz ve bağlar kopardı. Bu organları burada
tutan (+) basınçtır. Hızlı ve ani hareket yapan sporcuları düşünün. Bunların iç
organlarının bağlarının kopmaması, burada bulunan pozitif basınçla ilgilidir.
Günlük işlerimizde belin öne eğilmesi hareketi çok defa tekrarlanır. Yerden bir şey almada, tarla, bahçe bağ işlerimizde, ibadette... vb. hep bel hareketlerini kullanırız. Her gün iş yapan insanda bel hareketleri büyük bir yer tutar. Bu bölgede hareket boynun hareketinden daha fazladır. Boyun dik eksene göre 20–30° arasında öne, arkaya hareket ederken bel kalçayla birlikte (110- 135°) arasında hareket eder (yaşa göre değişir). Belin Sakruma (sağrı) bölgesine göre hareketi ise 30–40°’dir: Belin bu hareketliliğine karşı iç organların dizilişi de farklıdır. Hareket, belin en çok Bel (L3–4, L4–5, L5) ve sağrı (S1) kemikleri arasında olduğundan, iç organların zarar görmemesi için belin Bel 1–2 ve Bel 2–3 kemikleri mesafesine dizilmişlerdir (Şekil ...). Burası belin üst uç bölgesidir. Uç bölgede katlanma çok az olacağından buradaki organlarda birbiri üzerine gelme, ezilme ve anatomik yapısında şekil değişikliği olmayacaktır. Yani organlar, belin hareketsiz uçlarındadır. Karaciğer, mide, dalak, böbrekler belin üst bölgesinde; idrar torbası, rahim, yumurtalıklar sağrı bölgesindedir. Ara bölgede ise, içi havayla dolu olan bağırsaklar vardır. Bel hareketlerinde yukarı ve aşağıya hareketsiz bölgelere dizilen organlar travmaya uğramaz. İnce ve kalın bağırsaklar belin hareketli bölgesindedir. Bağırsak hareketleri için belin hareketi faydalıdır. Hatta namaz kılan insanlar ihtiyacını gidermeden namaza dururlarsa, idrar torbası ve bağırsak hareketleri arttığından abdest tazelemek ihtiyacını duyarlar. Bağırsak hareketleri için belin hareketi faydalıdır. Peygamber Efendimiz (say) karnı ağrıyan Ebu Hureyre’ye “kalk namaz kıl” demiştir. Çünkü gaz sıkışması ile karnı ağrıyan kimsenin bağırsak hareketleri sonucu gazın yer değiştirmesi ile ağrılar gitmektedir. Belin hareketli oluşu bağırsaklar açısından büyük bir nimettir.
5 adet sağrı kemiği ile 4–5 adet kuyruk sokumu tam hareketsizdir. Sağrı bölgesi eklemleri arasında kıkırdak olmasına rağmen, kuyruk sokumu kemikleri arasında kemik vardır. Omurilik, sağrı kemiği üzerinde atkuyruğu gibi dallara ayrılır.
Eğer sağrı bölgesi hareketli olsaydı, içindeki sinir lifleri küçük bir hareketle kopacak veya zedelenebilecekti. İdrar kaçırma, büyük abdest tutamama, bacak hareketlerinde kısıtlılık ve felç gibi durumlar ortaya çıkabilecekti. Sağrı kemiğinin hareketsizliği elzemdir. Bu eklemler yine oynayan leğen kemiğine bağlıdır. Leğen kemiği de rahim, yumurtalık, idrar torbası ve idrar yollarını içinde korur ve bunların korunması için yine bu eklemlerin hareketsiz olması lazımdır.
Kuyruk kemiği dört veya beş kemiğin birbirine kaynaşmasıyla meydana gelmiş olup, hareketsizdir. Kuyruk sokumu 5–150 bir açıyla aşağıya bakar.
Bir
yere oturduğumuz zaman, vücut ağırlığı (belden üst kısmı) kuyruk sokumuna ve
leğen kemiklerinin iki kanadına biner. Eğer aralarında kemik yerine kıkırdak
bulunsaydı, uzun süre oturmayla kuyruk sokumu ağrıları olacaktı. Bu durum
kuyruk sokumu kemiğini kıran hastalarda görülür. Eğer kuyruk sokumunu oluşturan
kemiklerde kaynama olmazsa ve kemikler hareketli kalırsa sert bir yere
oturmayla şiddetli ağrılar meydana gelir.
Kuyruk sokumunun bu yapısı, oturma anında ağırlık merkezini eksene yansıtacak şekildedir. Belden sonra sağrı kemiği bir yay çizer ve bu yay kuyruk sokumu ile devam eder. Yük uç kemiğin ucuna değil de uç-sırtına biner ki bu da fibroz doku dediğimiz sert doku oluşumunu önler ve ağrılar oluşmaz.
Organlara iskelet sistemine göre baktığımız zaman omuriliğin hareketsiz bölgelerinden üst kısımda akciğeri, kalbi, ana damarları, karaciğeri, dalağı, mideyi ve böbrekleri, kaburga kemikleri ile alt kısmında ise yumurtalıkları, rahmi, idrar torbasını, leğen kemiği ile kucaklayıp korunmaya alındığını görürüz.
Omurlar önemine binaen iki bölgede hareketli, üç bölgede ise hareketsiz yaratılmışlardır. En hareketli bölge olan boyun ve belden, kalp, akciğer, karaciğer, dalak, böbrekler, rahim ve yumurtalıklar gibi hayati organları uzaklaştıran, onları omurların hareketsiz olduğu bölgelere yerleştiren ve bu iç organları kaburga ve leğen kemikleriyle bir anne kucağı gibi korumaya alan omurlar, aynı zamanda zedelendiğinde insanı felç yapan omuriliği korumak için birbirine kuvvetli bağlarla bağlanarak kısmen sabitleşmiştir. Bütün bu hesaplar ne kadar ince, ne kadar uyumlu ve ne kadar yerli yerindedir.