Sızıntı Arşivi

Aralık 1980 · s. 16 · 1 dakikalık okuma

Onu Arayan Seyyah

Sızıntı · KALBİN ZÜMRÜT TEPELERİNDE

O’NU ARAYAN SEYYAH

Bu dünya memleketine ve misafirhanesine gelen herbir misafir, gözünü açıp baktıkça görür ki: Gayet keremkarane bir ziyafetgah: ve gayet sanatkarane bir teşhirgah: ve gayet haşmetkarane bir ordugah ve talimgah: ve gayet hayretkarane ve şevk-engizane bir seyrengah ve temaşagah: ve gayet mânidârâne ve hikmetperane bir mütalaagahlı olan bu güzelim misafirhanenin sahibini ve bu büyük kitabın müellifini ve bu muhteşem memleketin sultanını tanımak ve bilmek için şiddetle merak ederken, en başta göklerin, nur yaldızı ile yazılan güzel yüzü görünür. ‘Bana bak, aradığını sana bildireceğim.’! der. O da bakar- görür ki:

Bir kısmı, Arzımızdan bin defa büyük ve o büyüklerden bir kısmı top güllesinden yetmiş derece sür’atli yüzbinler semavi ecramı (yı1dızları ve büyük sistemleri) direksiz, düşürmeden durduran: ve birbirine çarpmadan haddinden fazla çabuk ve beraber gezdiren: yağsız, söndürmeden mütemadiyen o hadsiz lambaları yandıran: ve hiçbir gürültü ve ihtilâl çıkartmadan o nihayetsiz büyük kütleleri idare eden: ve Güneş ve Ayın vazifeleri gibi hiç isyan ettirmeden pek büyük mahlukları vazifelerle çalıştıran ve iki kutbun dairedeki hesap rakamlarına sıkışmayan bir nihayetsiz uzaklık için aynı zamanda, aynı kuvvet ve aynı tarz ve aynı yaradılış damgası ve aynı surette, beraber, noksansız tasarruf eden: ve o pek büyük mütecaviz kuvvetleri taşıyanları, tecavüz ettirmeden kanununa itaat ettiren, ve nihayetsiz kalabalığın enkazları gibi göğün yüzünü kirletecek süprüntülere meydan vermeden, pek parlak ve pek güzel temizlettiren; ve bir muntazam ordu manevrası gibi manevra ile gezdiren; ve arzı döndürmesiyle o haşmetli manevranın başka bir surette hakiki ve hayali tarzlarını her gece ve her sene sinema levhaları gibi seyirci mahlukatına

gösteren bir Rububiyet (Rab olma) tezahürü: ve o Rububiyet faaliyeti içinde görünen teshir (emre boyun eğdirme) tedbir, idare, tanzim temizleme ve vazifelendirmeden mürekkeb bir hakikat bu azametli ve ihatası ile o semavi, Yaradanının varlığının kat’iliğine ve birliğine: ve mevcudiyeti, semanın mevcudiyetinden daha zahir bulunduğuna şehadet ederler.

B.N