Aralık 1980 · s. 13 · 5 dakikalık okuma
Kuşların Göçleri
KUŞLARIN GÖÇLERİ
İnsan, yaşadığı dünyada yalnız değildir. Etrafını saran sayısız mahlukat vardır. Hepsinin mevcudiyetinin ayrı ayrı sebep ve hikmetleri vardır. Bunlardan birisi de kuşlardır. Kısa olarak “Kuşlar’ın Göçler’ini” inceleyelim:
Umumiyetle göçmen kuşlar, sonbaharda kuzey ve ılımlı kuşakta soğuklarla birlikte besin darlığının başlaması ile kışları daha sıcak geçen ve besin bakımından zengin olan güney bölgelere doğru uçarlar. Orta Avrupa ve Memleketimizin göçmen kuşları, hususiyetle böceklerle beslenenler, kırlangıçlar (Hirundinidae), Sinekkapanlar (Muscicapidae), Guguklar (Cuculidae), Çavuş (Hüt hüt) kuşu (Upopa epops), Boyundöndüren (Jynxtorouilla), Sarıasma (Onolus oriolus) ve birçok ötücü kuşlardır. Ayrıca kurbağa (Amphibia) yiyicilerden olan Leylekler (Ciclonidae), Bataklık kuşları (Grallae), Su kuşları, Yabani kaz (Anser anser) Yaban ördeği (Anas ouergueluda) da söylenebilir. Bunlardan başka uzak göçlere çıkmayıp, aynı iklim bölgesinde dolaşanlar da vardır. Bunlardan Ağaçkakan’ lar (Picidae), Baştankaralar (Paridae) ve mavi baştankaraları sayabiliriz.
Şimdi de misallerle ‘Göç hadiseleri” ne bir göz atalım. Avrupa’nın ılımlı bölge göçmen kuşları Akdeniz bölgelerine ve Afrika’ya giderler. Kuzey Asya’nınkiler Himalaya gibi yüksek dağların güneyine ve İndo Avustralya adalar bölgesine, bazı münferit türler, Güney-batıya ve Güney-Afrika’ya kadar uçarlar. Kuzey-Amerika göçmen kuşları; Meksika ve Güney-Amerika’ya, bunlardan bazıları deniz üzerinden Havai adalarına göç ederler. Göç şekli: göç yönü, göç yolu türüne göre, hayat tarzına göre değişiktir. Birçok kuşlar yalnız başlarına göç uçuşu yaparlar. (Guguk ve Çavuş kuşu gibi). Bazıları da göç esnasında büyük topluluklar teşkil ederler (Kırlangıçlar). Yabani kaz, Yaban ördekleri de daha küçük gruplar halinde göçlerini tamamlarlar. Birçok hallerde göç yolu birkaç yüz kilometre olduğu halde, bazılarında göç yolu hayret edilecek derecede uzundur. En uzun göç yolunu Kutup Kırlangıcı (Sterna poradisea) kat eder. Bu kuşun kuluçka yeri 820 Kuzey enlem mıntıkasıdır (Kutup bölgesi). Kuluçkaya gece yarısına kadar güneşin batmadığı mevsimde yatar. Yavrular yetişince kışlak yerleri olan Antartik kara kıtasına uçarlar ki, burada da geceleri gündüz gibi geçen mevsimden faydalanmış olurlar. Bu iki bölge arasındaki mesafe 17.000 (onyedibin) km.’ dir. Hayvan bu uzun yolu yılda, iki defa uçar. Uçuş, günlük ortalama 225 km. ile 20 hafta sürer. Bu hız ve sürat kuzeyin bir kuşu olan Yaprak Ötücüsü (Phylloscopus borealis)’ün İskandinavya’dan başlayıp Doğu Sibirya üzerinden Malezya’ya yaptığı veya Tatanus Canutus’un (bir su kuşu), Grönland adasından Güneydoğu Afrika’ya yaptığı seyahat ten çok daha üstündür.
Aynı türe mensup kuşlar aynı göç yolunu izlemezler. Farklı yollardan kışlak yerlerine varırlar. Bunun en güzel misalini yakından tanıdığımız Leylekler (Ciconio ciconia)’de görülür. Leyleklerin kışlak yerleri Güney Afrika’dır, Burada kalış zamanları bol yağmurlu güney yazına rastlar. Bu yağmur mevsiminde kütle halinde kurbağa (Amphibia) ve göçmen çekirgeler görülür.
Besini sulak yerlerde olduğu için leylek o ortama uygun yaratılmıştır. Bacakları uzun ve çıplak (sulak yerlerde rahat hareket eder) gagası da uzundur. Batı Avrupa leylekleri Fransa, İspanya üzerinden Afrikaya geçerler. (Bunların Güney Afrikaya kadar seyahatlarına devamları hakkında tesbitler henüz tamamlanamamıştır.) Doğu Avrupa leylekleri ise Balkanlar üzerinden gelerek Boğazdan Anadolu’ya geçerler. Akdenizin doğu kıyılarını takip ederek Mısır’ın Nil vadisine varırlar. MI boyunca yukarı uçarak Doğu Afrika Göller yöresi üzerinden Güney Afrikaya varırlar. Bunların göç yolu 10.000 km.’yi bulur. Günlük uçuş mesafesi ortalama 200 km.dir. İlkbaharda kışlaktan dönüşte aynı yolları takip ederler, yüksek Alp dağlarını yanlardan dolaşarak aşarlar.
Leyleklerde dönüş yolu aynı olmasına rağmen, diğer bazı türlerde aynı değildir. Mesela Kuzey Amerikalı Yağmur Kuşu (Charadrius dominicus) oldukça uzun bir yol takip eder. Kuluçka yeri Kanada’nın kuzeyindeki buz denizindedir. Sonbaharda İskoçyaya gelir. Buradan fasıla vermeden deniz üzerinden 4.000 km. uçarak Atlantiğin güneyine Guyan’a gelir. Yolculuk burada bitmez. Daha güneye uçup, esas kışlak yeri olan Arjantin’e varır. İlkbaharda başka bir yol takip ederek Orta Amerika ve Missisipi vadisi üzerinden kuzeye döner. Bu mahluk nereden biliyor ki, gidiş ve dönüş güzergahında mevsim gereği hem besin maddeleri ona uygundur ve hem de mevsimlik rüzgarlar her iki yönde de uçuşunu kolaylaştırmaktadır.
Bunun
yanında çözülemeyen problemlerden biri de “Göç yollarını nasıl bulurlar?”
meselesidir. Kuşların pusula gibi çalışan bir organı vardır diyelim. Fakat
böyle bir organ tespit edilmemiştir. Öte yandan, “yaşlı kuşlar göç esnasında
genç kuşlara kılavuzluk etmektedirler. Böylece yol bulmadaki tecrübelerini genç
kuşlara aktarırlar” şeklindeki bir açıklama da akim kalmaktadır. Çünkü; bir çok
türlerde durum hiçte böyle değildir. Zira bazı türlerde genç kuşlar ana ve
babalarından evvel göç uçuşuna çıkmaktadırlar. ‘Göçte sıcak yerleri takip
ederek kışlak yerlerine varırlar” diyecek olursak; bu da netice vermiyor.
Çünkü; İskandinavya’nın kuzeyinde yaşayan Yaprak Ötücüsü (P. borealis), Avrupa
üzerinden tropik Afrikaya gitmek suretiyle hem yakın ve hem de daha sıcak bölge
dururken, bambaşka bir yolla başka bir sıcak bölgeye çok uzun bir yoIu takip
ederek gider. Doğu Sibirya üzerinden Malezya adalarına...
Bundan başka hala açıklanamayan bir soru da ‘Uçuşta yön tayinini nasıl yaparlar?’’ Kara üzerinden uçanlar için bazı tutamak noktalar düşünülebilir. Fakat deniz üzerinden uçanlar için böyle bir şey söylemek mümkün değildir. Yukarıda da belirtildiği gibi, Kuzey Amerikalı Yağmur Kuşu (C. dominicus), İskoçya’dan Guyan’a kadar 4.000 km.yi deniz üzerinden hiç fasılasız uçar. Diğer bir yağmur kuşu olan (Charadri us fulvus), Alaska’dan Havai adalarına okyanus üzerinden 3.200 km.lik uçuşta yönünü ve yolunu bulabilmektedir.
Son olarak karşımıza çok mühim bir soru çıkmaktadır: “Hangi faktörler kuşları (göçe) başlatmaktadır?’’ İlk bakışta, kuşların göç uçuşuna başladıkları anda ne besin, ne de soğuk bakımından elverişsiz durumlar henüz mevcut değildir. Göç zamanı geldiğinde göçe hazırlıkla ilgili bütün fonksiyonlar serbest ve hür olan kuşlarda görüldüğü gibi, aynı anda kafeste bulunan kuşlarda da telaşlı haller, uçuşmalar ve seslenişle görülür... Yukarıdaki soru hakkında “ille de laboratuvara sokalım” denecek olunursa; ‘‘irsî bir içgüdü kuşları göç için harekete geçirir” şeklinde bir cevap verilip savuşturulmaya çalışılır. Savuşturulmak istenir, çünkü; bu istikamette yapılan çalışmalar henüz, açıklayıcı, aydınlatıcı veya tatmin edici değildir. İleriki zamanlarda bu yönde yapılacak incelemeler buna belki bir cevap bulabilse de bu “içgüdü”den öteye gidemez. ‘‘İçgüdü nedir?’’ Tatmin edicilikten uzak, meseleleri savuşturucu bir tavır ifade eden, muallakta bir kelime...
Biyolog İhsan Şen